Menopoz Belirtileri ve Tedavisi

En anlaşılır tabiri ile menopoz, kadınlarda adet sürecinin doğal yollarla kendiliğinden sona ermesidir. Giderek yavaşlayan adet döngüsüne menopoz dönemi adı verilebilmesi için bir yıl boyunca adet görülmemesi gerekir. Bu süreç içerisinde kadınlarda çeşitli belirtiler meydana gelir ve vücutta bazı değişimler yaşanır. Halk arasında en bilinen belirtileri aniden basan terlemeler ve yorgunluktur.menopoz belirtisi, menopoz tedavisi, menopoz nedirMenopoza Kaç Yaşında Girilir?

Menopoza girme yaşı ile ilgili çok sayıda çalışma yapılmış olup ortalama 51 yaşında kadınların çoğunun bu sürece girdiği belirtilir. Ülke içerisinde bu yaşın 45 ile 47 arasına düştüğü de görülür. Görülme yaşı kendi içerisinde erkek ve geç olarak ikiye ayrılır ve otuz yaşının altında görülüyorsa erken menopoz, ellili yaşların ortalarında görülüyorsa geç menopoz olarak ifade edilir. Erken menopozun kadınların yaklaşık yüzde 1 – 2 lik kısmında görüldüğü açıklanmıştır. Kaç yaşında menopoza girileceğinde etkili olan durumlar arasında annenin ya da teyzenin bu sürece girme yaşı önem taşır.

Menopoz Belirtileri Nelerdir?

Menopoz belirtileri geniş bir yelpazeye sahiptir. En sık görülen belirtilere bakıldığında bunlar arasında adet kanamalarının kesilmesi, gece terlemeleri, uykusuzluk, çarpıntı, depresyon, sinirlilik hali, unutkanlık, ağlama nöbetleri, ciltte kuruluk, konsantrasyon zorluğu, kilo almaya yatkın olma, saçların dökülmesi ya da kırılması gibi belirtiler yer alır. Bunlara ek olarak bazı kadınlarda zihinsel fonksiyonlarda yavaşlama, eklem ağrıları, osteoporoz gibi belirtiler de meydana gelir.

Menopoz Tedavisi Nasıl Olur?

Menopoz tedavisi için hastanın durumu ve ailesinin tıbbı geçmişi göz önünde bulundurularak planlama yapılır. Bu süreçte östrojen, kalsiyum, cilde yapışan bantlar, D vitamini ve bifosfonatlar gibi uygulamalar gerçekleştirilir. Hormon tedavisinin uygulanması için laboratuar tetkikleri yapılmakta olup bunlar arasında PAP Smear testi, lipid profili, ultrason ile yumurtalıkların kontrolü, tam kan sayımı, rahim iç tabakasının gözden geçirilmesi, mamografi, kemik yoğunluk ölçümü ve karaciğer fonksiyon testleri yer alır. Menopoz sürecine girildikten sonra kemik erimesi ortaya çıktığından dolayı bu dönemde kadınların egzersiz yapmaları son derece önemlidir. Fiziksel aktiviteleri fazla olan ve belli bir program çerçevesinde egzersiz yapan kadınlarda bu tarz durumların görülme olasılığı daha düşüktür.

Retrosternal Guatr Nedir?

Retrosternal guatr, iç guatr olarak bilinen bir guatr çeşididir. Retrosternal guatrda tiroid bezinin büyümesi ve buna bağlı olarak ilerleyen kitle göğüs boşluğu içerisinde uzun yıllar süren bir zamanda gizlice ve sessizce ilerlemektedir. Bu ilerleme süresinde hastanın bazı durumlarda hiçbir şikayeti ya da belirtisi olmamaktadır. Çoğu durumlarda retrosternal guatrda troid bezi nodül içermektedir. Genellikle göğüs boşluğunun içerisinde bulunan bu nodüller bazen göğüste bulunan kemiklere yapışmış şekilde ya da göğüs kafesinin içerisinde kalbe yakın bölgede bulunabilmektedir.retrosternal guatr, retrosternal guatr tedavisi, retrosternal guatr belirtileri

Yerleşen bu nodüllerin kanserli kitle olma olasılığı oldukça azdır. Fakat kanserli doku olmasa da cerrahi müdale ile alınması gerekmektedir. Bunun nedeni ise, vücut içerisinde büyüyüp genişleyerek, nefes borusunun yönünü değiştirmesi ya da; kalp ile beyne giden damarları tıkamasıdır. Bu zararları ile vücutta dolaşım bozukluğuna neden olmaktadır.

Bu hastaların retrosternal guatrları nefes borularına baskı yaptığı için hava alış verişinde daralma olmaktadır. Ameliyat sırasında bu nedenden dolayı anestezi verilirken dikkatli olunması gerekmekte hastanın nefes alış verişleri sürekli takip edilmektedir. Tüp takılırken hastanın hava yolunun tıkanması çoğunlukla karşılaşılan bir durumdur. Bu hastalıkta tedavi gecikmesi, cerrahi müdahalenin zamanını ve uygulamasını zorlaştırmaktadır. Tanı konulur konulmaz anında ameliyat için zaman belirlenmeli ve hazırlıklar yapılmalıdır. Her geçen zaman dilimi tümörün büyümesine olanak tanımaktadır.

Retrosternal guatr çoğunlukla boyun hizasında nefes borusuna yakın bir yerde bulunmaktadır. Boyunda tiroidin bulunduğu yerde küçük bir kesi açılarak nodüller çıkarılabilmektedir. Bu durum hastanın ses kaybı yaşamasına ya da nefes alışında herhangi bir sıkıntıya neden olmamaktadır. Gene de ameliyat esnasında cerrahi hekimler bu tümörlerin paratiroid bezlerinin yapısını değiştirdikleri için dikkatli ve mikro düzeyde cerrahi işlemler ile özen göstermektedirler. Ender durumlarda da olsa, nefes borusunun itilmesine bağlı olarak vagus sinirinde ya da frenik sinirinde yapısal değişiklik gözlenebilmektedir.

Bazı vakalarda boyundan aşağı doğru uzanan kitle nedeniyle sadece boyunda değil, göğüs boşluğunda da kesi açılması gerekmektedir. Burada baypass ameliyatı izi gibi bir kesi ile tümörlü doku alınmakta ve içeri kısım temizlenerek bir daha burada tümör oluşumu engellenmeye çalışılmaktadır. Yara iyileşmelerinde herhangi bir problem yaşanmamakta hasta kısa bir süre sonra normal yaşantısına dönebilmektedir.

Osteopati Ne Demek?

Vücut üzerinde ve kas iskelet sisteminde tedavi olarak kullanılan osteopati, vücudun eklemleri, kemikleri, tüm bağları ve kasları üzerinde de etki sağlayan bir uygulamadır. Osteopati tedavileri farklı birçok hastalıkta ve insanlar üzerinde faydasını gösterebilir. Bunun için bu tedavide uzmanlığını kazanmış olan doktorlardan destek alınması gerekmektedir. Böylelikle kas, kemik ve doku üzerinde meydana gelen rahatsızlıklar için bu tedaviden fayda alınabilir. Osteopati ile tedavi olma konusunda gerçek anlamda faydalanabilmek için bu alan adına yalnızca tıbbi uzmanlığını kazanmış olan insanlara güvenmek gerekir. Önemli ve ciddi bir tedavi yöntemi olduğu için kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmemesi önerilir. Aksi taktirde yanlış bir hamle sonucunda kas ve kemik üzerinde daha fazla zarara neden olması söz konusu olabilir. Osteopati tedavileri sayesinde beden sağlığına yeniden kavuşan birçok insan örneği bulunmaktadır.osteopati, osteopati nedir, osteopati tedavisi

Osteopati Tedavisinin Faydaları

Yunanca bir kelime olan osteopati, osteon ve Pathos kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir. Kemik ve acı çekme anlamları taşıyan bu kavram, kemik ve kemiğe bağlı rahatsızlıkların giderilmesine fayda sağlar. Vücuttaki kemiklere bağlı meydana gelen fonksiyon bozukluklarının tespit edilmesi ve tedavi edilmesi için bu tedavinin çok büyük etkisi olur. Bir hastanın bu tedaviden faydalanabileceği konusunda yalnızca doktorlar karar verebilir. Bu nedenle kemiklere bağlı bir rahatsızlık durumu karşısında hastalar yalnızca doktor önerilerini dikkate almalıdır. Böylelikle geç kalınmadan kemikler üzerindeki sorunlar ortadan kaldırılabilir ve var olan fonksiyonel bozuklukların önüne sağlıklı bir şekilde geçilebilir. Tıp dünyasında oldukça geliştirilmiş bir şekilde uygulanan osteopati tedavileri sayesinde insanlar kemik ve kas sağlıklarına da yeniden kavuşabilmektedir. Kemiklerin üzerinde meydana gelen sorunlar için alınabilecek önlemler konusunda da bu tedavi yöntemi büyük fayda gösterecektir.

Osteopati Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kemik sağlığı konusunda osteopati tedavisinin büyük faydaları olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Ancak bununla birlikte osteopati tedavisinde dikkat edilmesi gereken bazı noktaların olduğu da bilinmelidir. Öncelikle osteopati tedavisinde mutlaka bu tedavinin uzmanlığını kazanmış doktorlarla iletişime geçilmesi gerekir. Böylelikle daha gerçek, beklenen ve kalıcı sonuçların alınması da mümkün hale gelecektir. Kemik sağlığı ve kemik sağlığı üzerinde yaşanan problemler, ilerleyen yaş ile birlikte daha önemli bir konu haline gelir. Bu nedenle tedavinin doğru zamanda ve doğru süreçlerle uygulaması çok önemlidir. Aksi taktirde özellikle ileri yaştaki bireyler için daha olumsuz sonuçlar meydana gelebilir. Osteopati tedavisinde doğru adımları atan her birey kemik sağlığını bir uzman ile birlikte kontrol altına almış olacaktır.

Şarbon Hastalığı Nedir ve Ne Kadar Ciddi Sonuçları Vardır?

Şarbon, insanlara temas yoluyla veya süt ürünleriyle bulaşabilen bir hastalıktır, özellikle sığırların Şarbon adı verilen basil ile hastalanmasından sonra. Dış ortamdaki şarbon basilini karşılaştırırsak, spor formu adı verilen tohum benzeri bir forma sahiptir. Bu sporlar çok dayanıklıdır ve biyolojik silah olarak bile kullanılabilir. 60 yıl canlı kalabilirler, vücuda girdiklerinde bu tohuma benzettiğimiz sporlar hemen canlanır ve hastalık başlar.şarbon nedir, şarbon hastalığı, şarbon hastalığı sonuçları

şarbon basili

Hastalık ölümle sonuçlanırsa, otopsi yasaktır, çünkü hastalığa ve ölüme neden olan canlı formu dengesiz olduğundan, bu formdaki şarbon basili birkaç gün içinde ölür. Otopsi ile vücut açılırsa hemen en zor koşullara, temizlik malzemelerine, ilaçlara vb. Dayanıklı bir spor formuna dönüşür ve yayılmaya devam eder.

Hastalığın yayılmasını önlemek için ölen hayvanlar; Üzerine kireç dökülür ve derin bir çukura gömülür, böylece şarbon bakterileri, yırtıcı hayvanlar, böcekler sel suları nedeniyle başka yerlere ulaşmaz.

Şarbonun bulaştığı her yerde hastalık oradan başlar. Hasta hayvanlarla temas ile kontamine olursa deride, et tüketimi ile bağırsaklarımızda, sporların solunması ile akciğerlerimizden başlayarak tüm vücudumuza yayılan hasara neden olur.

Cilt Şarbonu,

Bir şarbon hayvanıyla temastan geçer. Merkezi siyah ve çevresi şişmiş bir çıban belirir. Çoğunlukla ellerde, ayaklarda, yüz ve burunda temas bölgelerinde görülür. Ölüm olursa cilt 2-3 saat içinde kararır. İnsanlarda cilt şarbonu en yaygın olanıdır. Bu en hafif formdur. İlginç bir şekilde ortasında siyah su olan bir çıban var ama ağrıya neden olmuyor. 5-10 cm çapa kadar ulaşabilir. Baş ağrısı, halsizlik, halsizlik ve ardından toksinler kana girmeye başlayarak baş, boyun, dil ve hatta göz kapaklarında ciddi şişliklere neden olur.

Şarbon ödemi

Hastalığın üstesinden gelinmesi halinde kabuklanmalar ve şikayetler ortadan kalkar.

Bağırsak Şarbonu;

Şarbon ile hayvan eti yedikten kısa bir süre sonra mide bulantısı, kusma, karın ağrısı ve ishal, sanki gıda zehirlenmesi başlar. Sonra bir baş ağrısı, halsizlik, halsizlik ve ishal varsa kanlı ishale dönüşebilir. Genel durum hızla bozulur ve günler içinde ölümle sonuçlanır.

Akciğer Şarbonu;

Şarbon sporlarının solunması ile bulaşır. 40-41 derecelik ateş ani bir titreme ile başlar. Hızla tüm vücuda yayılır. Bu en tehlikeli biçimdir. 2-3 gün içinde ölümle sonuçlanır.

Tedavi;

En önemli şey tedaviye erken başlamaktır. Tedavide intravenöz antibiyotikler, özellikle penisilin kullanılmaktadır. Yine erken başlanırsa anti-toksinler kullanılabilir. Veteriner hekimler, hayvancılık ve deri ticareti ile uğraşan kişiler, meslekleri gereği 6 ayda bir yapılan şarbon aşısı ile korunabilirler.

Karaciğer Kanseri Yaşam Süresi

Karaciğer kanseri yaşam süresi hakkında birçok merak edilen soruya, internet kullanılarak cevap aranmaktadır. Karaciğer kanseri; dünya genelinde her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen ve en büyük neden Hepatit B yani B tipi sarılık olan bir kanser türüdür. Karaciğer kanserinin başlıca nedenleri; Hepatit B ve C hastalığına bağlı karaciğer enfeksiyonları, alkol bağımlılığı nedeni ile gelişen siroz, Aflatoksin zehirleri, genetik faktörler, Glikojen hastalıkları ve Nitrit ve Solvent sanayi tipi kimyasallar olarak sayılabilmektedir.

Karaciğer kanserinin kendine has bir belirtisi olduğunu söylemek mümkün değildir. Maalesef çoğu hasta karaciğer kanseri belirtileri yaşadığında, zaten kanser hastalığı ilerlemiş demektir. Bu nedenle karaciğer kanserinin tanısının erken evrede yapılabilmesi oldukça az görülmektedir. Ancak sekonder tip karaciğer kanserlerinde erken tanı ihtimali daha kuvvetlidir çünkü hasta zaten kanser hastası olduğundan, hekimler bu tür sıçramalar beklemektedir. Karaciğer hastalığının sekonder tipi vücutta olan kanserli bir organdan sıçrayarak karaciğerde kanser oluşması demektir. Karaciğerde doğrudan oluşan kanser hastalıklarına ise Primer karaciğer kanseri ya da kısaca HCC denir.

Karaciğer kanseri tüm kanser tipleri arasında gerek yaşam süresine göre değerlendirildiğinde gerekse de kanserin yayılma hızına göre incelendiğinde, en tehlikeli ve ölümcül kanser türlerinden birisi olarak tanımlanmaktadır. Karaciğer kanserinde en büyük etken Hepatit B hastalığıdır ve istatistiksel olarak Hepatit B hastalarının karaciğer kanserine yakalanma oranı tam 200 kat daha fazladır.

Karaciğer kanserinin tedavisinde genellikle kullanılan ilk yöntem, cerrahi müdahale ile karaciğer dokusundaki tümörlerin alınmasıdır. Bu aşamadan sonra kemoterapi, radyoterapi ya da yeni geliştirilen tedavi yöntemleri uygulanarak kanser hastalığı kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Ancak karaciğer kanseri olan her hastaya ne yazık ki cerrahi müdahalede uygulanması mümkün olmamaktadır.

Bazı hastaların karaciğerlerin oluşan tümörler; damarlar gibi kritik bölgelerde, karaciğer dokusunun iç kısımlarında ya da karaciğerin tamamında olduğundan bu hastaların ameliyat edilme şansı bulunmamaktadır. Karaciğer kanseri hastalığına kalıcı tedavi olarak görülen tek uygulama, karaciğer naklidir. Ancak karaciğer nakilleri çok komplike bir işlem olduğundan ve ülkemizdeki organ bağışlarının durumu ortada olduğundan, karaciğer nakli konusunda da büyük bir sıkıntı yaşanmaktadır.

Karaciğer Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Akciğer kanserinin, karaciğer kanserinin ya da kan kanserinin belirtileri nelerdir şeklindeki sorular, tıpkı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıkça sorulmaktadır. Genel olarak kanser nedir belirtileri nelerdir şeklindeki sorular olarak hekimlerin karşısına çıkan bu sorular, insanların kanser hastalığı ile ilgili ne kadar çok bilgi edinmek istediğini göstermektedir. Kuşkusuz kanser nedir belirtileri nelerdir şeklindeki soruların sorulmasının en büyük nedeni; uzun yıllardır dünya genelinde hastalıklara bağlı insan ölümleri listesinin üst sıralarında, kanser hastalıklarının görülmesidir.karaciğer kanseri, karaciğer kanseri belirtileri, karaciğer kanseri nasıl tedavi edilirKanser nedir belirtileri nelerdir sorusu öncelikle kanserin görüldüğü organ ve sistem ile alakalı bir durumdur. Kanser hastalığı genel olarak; ilgili dokuda bulunan vücut hücrelerinin DNA yapısının bozularak, anormal derecede büyümesi ve kanser tümörlerini yani halk arasında bilinen adıyla kanser urları oluşturmasıdır. Kişinin ilgili dokusunda oluşan kanser tümörleri, bu organın ve organın bağlı olduğu vücut sisteminin aksamasına neden olmaktadır.

Kanser nedir belirtileri nelerdir sorusunun belirti kısmı ise oldukça değişken bir cevaptır. Öncelikle kanser nedir belirtileri nelerdir sorunun tüm kanser türlerini kapsayan bir cevabı olmadığının bilinmesi gerekir. Çünkü kanser belirtileri, kanserin türüne göre büyük değişiklikler gösterebilir. Kanser nedir belirtileri nelerdir sorusuna cevap olması açısında bir örnek vermek gerekirse; akciğer kanseri belirtileri kişinin göğüs bölgesinde ağrı hissetmesi şeklinde olabilirken, tiroid bezi ya da karaciğer kanseri gibi kanser türlerinin ilk evresinde hastaların büyük bir bölümünde herhangi bir belirti dahi görülmemektedir. Bu nedenle kanser nedir belirtileri nelerdir sorusunun cevabı da, kanserin türüne ve kişinin vücudunun kanser hastalığına verdiği tepkiye göre değişkenlik göstermektedir.

Kan kanserinin belirtileri nelerdir sorusu ise doğrudan lösemi ile ilgili bir durumdur ve bu kanser türünün dünya genelinde en yaygın görülen kanser türlerinden biri olduğu söylenebilir. İlik nakli gibi tedavisi için büyük bir gereklilik olan kan kanseri, kişinin vücudunu etkilemesi ve çok hızlı bir şekilde yayılabilmesinden dolayı en tehlikeli ve ölümcül kanser türlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kanser türlerinin tamamının tedavisinin başarısı, kanser hastalığının erken evrede fark edilerek tedaviye başlanmasına bağlıdır.

Ayakta hemoroid tedavisi nasıl yapılır?

Klasik hemoroid tedavilerine alternatif olarak geliştirilmiş ayaktan uygulanan iki tedavi yöntemi vardır.

1-    Lazerle hemoroid tedavisi

2-    Boğma yöntemiyle homeroid tedavisi

Basur orta yaşta en sık görülen hastalıktır. En önemli sebebi hastanın tuvalet alışkanlığıdır. Tedavi seçiminde hastanın sosyal pozisyonu göz önünde bulundurulmalıdır. Hastanın ameliyat sonrası çekilecek ağrı miktarı, yaşam lüksü ve işe dönüş süresi mutlaka hesap edilmelidir. Böyle yaklaşıldığında en akıllıca tedavi hemoroidin ayaktan tedavi edilmesidir.hemoroid tedavisi, hemoroid tedavisi ilaçları, hemoroid nasıl tedavi edilir

Ayaktan hemoroid tedavisinde çeşitli yöntemler uygulanır. Bunların arasında en etkili yöntem lastikle boğma yöntemidir. Birinci, ikinci ve üçüncü derece iç hemoroidlerde uygulanır.  Tedavi başarısı %90’lardadır. Tekrar etme olasılığı ise %10 çıvarındadır.

Bir diğer ayaktan uygulanan tedavi ise, lazerle hemoroid tedavisidir.

Lazerle homoroid tedavisi; Işıkla hemoroid memesini yüksek ısıya ulaştırıp yok olmasını sağlamaktır.

Lastik bantla boğma yönteminde ise, hemoroid memesi bir cihazla emilerek vücuda yakın yere bir lastik bant konulur,  bu sayede hemoroid memesine kan gelemediği için çürür ve dökülür. Bu basur tedavilerinin her ikisi de ayaktan uygulanan ve iş gücü kaybına sebep olmayan tedavi yöntemleridir. Hasta tedavi olduğunun ertesi günü işine dönebilir. Belirgin bir ağrı olmaz ve hafif ağrı kesicilerle gününü geçirebilir.

Lazerle hemoroid tedavisi nasıl uygulanır?

Lazerle basur tedavisinde bir cihazla hemoroid memesine yüksek ısıtma gücü olan ışık verilir. Memeye dokunulduğu anda meme 90-140 dereceye kadar ısınır ve meme pıhtılaşır. Eğer kanama varsa lazerle dokunulduğu anda kanama durur. Isıtılan bu bölgedeki genişlemiş damarlar tedavi edilmiş olur.

Boğma yöntemi ile hemoroid tedavisi nasıl uygulanır?

Lastikle basuru boğma tedavisi ise, hemoroid memesini içine alıp en dip kısmına lastik koyan alet yardımı ile yapılır. Vakum gücü ile çalışan bu alet yaklaştırıldığı hemoroid memesini istenilen ölçülerde emerek içene çeker. Memenin yeterli kısmının alındığına karar verildiğinde cihazın tetiğine basılarak lastik halka memenin en dip kısmına yerleştirilir. Memenin dibine koyulan bu lastik halka memeye gelen kanı keser. Bu sayede meme kan almadığı için beslenemez ve çürüyerek dökülür. Her iki yönteminde ortak özelliği müdahale edilen alanda ağrı siniri olmadığı için tedavi sürecinde çekilen ağrı miktarı klasik cerrahinin otuzda biri kadar olmaktadır.

Ameliyatsız basur tedavi yöntemlerinin avantajları nelerdir?

–Hasta aynı gün işe dönebilir.

–Ağrı çok daha hafif olur.

–Kanama ihtimali azdır.

–İltihap riski çok düşüktür.

–Yara bakımı ve pansuman gerekmez.

–Tekrarlama riski düşüktür.

–Daha ekonomiktir.

–Makat darlığı ya da dışkı kaçırma riski yoktur.

Bel ve Boyun Fıtığı Tedavisi

Bel ve boyun fıtığı erken aşamada fark edilmesi oldukça güç olan ve hastalık ilerledikçe kol ve bacaklarda felç oluşmasına neden olabilen son derece ciddi bir rahatsızlıktır. Bel ve boyun fıtığı ihtimalinden şüphelenen kişilerin, mümkün olduğunca çabuk bir şekilde uzman bir doktora başvurması, hastalığın ilerleyerek çok ciddi sorunlara yol açmasını engelleyecektir.boyun fıtığı, bel fıtığı, bel fıtığı tedavisi, boyun fıtığı tedavisiBoyun ve bel fıtığı oluşum ve belirtiler nedeni ile birbirine benzer sorunlardır. Bel fıtığında kişi genellikle bacaklarında sorun yaşarken, boyun bölgesinden hem kol hem de bacak sinirleri geçtiği için yaşanan sorunlar daha da fazladır. Bu nedenle boyunda yaşanan sorunun fark edilmesi bel fıtığının fark edilebilmesine nazaran çok daha zordur. Boyun fıtığı rahatsızlığı çeken insanların çoğu, ellerinde veya bacaklarında oluşan ağrı nedeni ile sorunun bu bölgede olduğunu düşünürler ve boyun bölgeleri akıllarına dahi gelmez. Ancak boyun fıtığı aynı bel fıtığında olduğu gibi sinirlerin zarar görmesinden kaynaklandığından, beyinden giden sinirler hangi bölgeye bağlıysa o bölgenin ağrımasına neden olur. Bu nedenle boyun fıtığı şikâyeti çeken insanlar hastalık ilerleyince kadar hekime başvurmadan, şikayetlerini kendi başlarına çözmeye çalışır.

Boyunda yer alan omurların yapısının bozularak, omur içerisinde bulunan dokunun içinden geçen sinire baskı uygulaması sonucu meydana gelen boyun fıtığı, genel olarak el ve ayaklarda ağrı oluşmasına neden olur. Eğer basınç kola giden sinirler üzerinde oluşuyorsa hasta, çok şiddetli kol ağrılar ve kollarında güç kaybı şikâyeti ile doktora başvurur. Şayet sorun bacak bölgesine giden sinirlerdeyse, bacaklarda ağrı ve uyuşma şikâyeti görülmektedir. Bu nedenle boyun fıtığı ile bel fıtığı benzer sebeplerden kaynaklanmaktadır. Bel fıtığının boyun bölgesinde görülmesi gibi algılanan bu durum, her iki türlü de ciddiye alınması gereken bir hastalıktır.
Bel ve boyun fıtığı kişinin düzenli olarak fizik tedavi görmesi ile tedavi edilebilen bir hastalıktır. Kişinin omurlarında meydana gelen yapısal bozukluk doğru egzersizler yapılarak ya da aletler kullanılarak kısa süre içerisinde düzelebilir. Fıtık sorunu omurun yapısının bozulması neticesinde sinirlerin üzerinde baskı oluşmasından kaynaklandığından, böylece hastanın şikayetleri de sona ermiş olur.

Vazektomi Nedir?

Erkeğin gebe bırakma fonksiyonunu kaybetmesi anlamına gelen Vazektomi, tohum kanallarının bağlanması operasyonudur. Yalnızca üreme fonksiyonlarında etkili olan Vazektomi sonrası erkeğin cinsel istek ve performansında, görünümde bir değişikliğe yol açmaz.vazektomi ne demek, vazektomi nasıl yapılıyor, vazektominin etkileri neler

Kanalların Bağlanması Nasıl Yapılır?

Neredeyse % 100 oranında etkili bir yöntem olan Vazektomi ile testislerdeki tohum hücrelerinin meniyle bağlantısı kesildiğinden, yumurtalığı dölleme olasılığı ortadan kalkar.
Çocuk sahibi olmama konusunda kesin karar vermiş olan çiftler için son derece uygun bir aile planlama yöntemidir. Pahalı ve geri dönüşü zor bir operasyon olduğundan, Vazektomi kararı alırken emin olmak gerekir.

Lokal anestezi ile deri yüzeyinde ufak bir delik açılarak gerçekleştirilen ameliyat 10 ila 15 dakika sürer ve cilt yüzeyinde herhangi bir iz bırakmaz. Ameliyat sonrası nekahat devresi yoktur; hasta normal yaşamına hemen dönebilir. Erkeğin üreme kanallarında Vazektomi öncesinden kalan tohum hücreleri nedeniyle, ilk 20 cinsel ilişki sırasında kondom gibi korunma yöntemlerine başvurmak gerekir. Bu süre sonunda yaptırılan tohum hücresi sayımının ardından, ömür boyu ek bir korunmaya ihtiyaç duyulmaz.

İstenmeyen gebeliklerden korunmak asırlardır her zaman çok önemli bir konu olmuştur. Orta çağ’daki insanlar bile istenmeyen gebeliklerden uzak kalmak için bazı yöntemler kullanmışlardır.  Ancak 20.yüzyılda bulunan doğum kontrol hapı ile seksüel bir devrim yaşanmıştır. Kadınlara aşk hayatlarını planlı bir şekilde yaşama imkanı sunmuştur.

Günümüz kadınlar için ise kişinin isteğine göre kullanabileceği bir çok mamül mevcuttur. Yapılacak en sağlıklı yöntem ise ilk olarak bir jinekoloğa görünüp vücuda en uygun olanı belirlemektir. Tüm bu çeşitliliğe rağmen yinede en sevilen yöntem doğum kontrol haplarıdır. Hormonel bir ilaç olmasından dolayı aynı zamanda da cilt bozukluğunda iyileştirici ve aşırı kıllanmada da önleyici rol oynar.

Yüzde Egzama Oluşması Nedenleri?

Egzama hastalığı birçok farklı nedenden ötürü oluşabilen, herhangi bir mikrop sebebiyle meydana gelmeyen bir hastalıktır. Temas edilen maddeler, genetik faktörler ya da psikolojik etkenler gibi oldukça farklı nedenlerden gelişebilen egzama, özellikle yüzde çıkan egzama hastalığı insanların büyük sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Dış görünüşün temel belirleyici olan yüzde egzama görülmesi, en başta kişinin sosyokültürel yaşamının muazzam derecede etkilenmesine neden olmaktadır. Bu durum da yüzde egzama tedavisi için en gerekli şeylerden biri olan psikolojik durumu, son derece olumsuz yönde etkilemektedir.yüzde egzama oluşması, egzama nasıl oluşur, yüzdeki egzama tedavisi

Yüzde egzama tedavisi sürecinde kişinin stresten uzak durmaya çalışması çok kritiktir. Stresin yüzde çıkan egzama oluşumlarını olumsuz yönde etkilediği bilinen bir gerçektir. Ayrıca kişinin sıkıntılı ruh hali yüzünü daha çok kaşıma neden olarak, yüzde egzama tedavisi sürecini bir kısır döngüye dönüştürecektir. Yüzde çıkan egzama uygulanan ilaçlar ve kremler ile tedavi edilmeye çalışılırken, hastanın sürekli yüzünü kaşıyarak cildine zarar vermesi kuşkusuz oldukça olumsuz bir durum oluşturmaktadır. Bu nedenle yüzde çıkan egzama ile ilgili sorun yaşayan kişilere, öncelikle bu duruma sebep olarak durumlarını daha da kötüleştireceklerinin izah edilmesi gerekir. Yüzde egzama tedavisi gören kişilerin psikolojileri ne kadar az etkilenirse, o kadar az stres içerisinde gireceklerdir. Böylece yüzde egzama oluşumları da azalacaktır.

Yüzde egzama tedavisi hekimin verdiği ilaç ve kremler kullanılarak, birkaç hafta içerisinde olumlu sonuçlar alınması ile gerçekleştirilir. Şayet çıkan egzama alerjik kaynaklıysa, hekimin verdiği beslenme listesine de uyulması gerekebilir. Yüzde egzama tedavisi süreci boyunca hastanın stres gibi kaşıntıyı tetikleyen etkenlerden kaçınması da oldukça mühimdir. Ayrıca çoğu insanın yüzde egzama tedavisi konusunda şikâyet ettiği eldeki yüzük yüzde egzama yapıyor şeklindeki bilgide son derece yanlıştır. Yüzük altında kalan sabun gibi kimyasal maddeler ellerinizde egzama oluşmasını tetikler. Bir insan ortalama olarak günde 1000-2000 defa yüzüne dokunduğundan elindeki egzamanın yüzüne bulaşmasına neden olur. Bir başka değişle eldeki yüzük yüzde egzama yapıyor değil, aslında eldeki egzama yüze bulaşıyor. Bu nedenle eller yıkanmadan önce yüzüğün çıkartılarak, elin tamamının temizlenmesi gerekmektedir.