Karaciğer Kanseri Yaşam Süresi

Karaciğer kanseri yaşam süresi hakkında birçok merak edilen soruya, internet kullanılarak cevap aranmaktadır. Karaciğer kanseri; dünya genelinde her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen ve en büyük neden Hepatit B yani B tipi sarılık olan bir kanser türüdür. Karaciğer kanserinin başlıca nedenleri; Hepatit B ve C hastalığına bağlı karaciğer enfeksiyonları, alkol bağımlılığı nedeni ile gelişen siroz, Aflatoksin zehirleri, genetik faktörler, Glikojen hastalıkları ve Nitrit ve Solvent sanayi tipi kimyasallar olarak sayılabilmektedir.

Karaciğer kanserinin kendine has bir belirtisi olduğunu söylemek mümkün değildir. Maalesef çoğu hasta karaciğer kanseri belirtileri yaşadığında, zaten kanser hastalığı ilerlemiş demektir. Bu nedenle karaciğer kanserinin tanısının erken evrede yapılabilmesi oldukça az görülmektedir. Ancak sekonder tip karaciğer kanserlerinde erken tanı ihtimali daha kuvvetlidir çünkü hasta zaten kanser hastası olduğundan, hekimler bu tür sıçramalar beklemektedir. Karaciğer hastalığının sekonder tipi vücutta olan kanserli bir organdan sıçrayarak karaciğerde kanser oluşması demektir. Karaciğerde doğrudan oluşan kanser hastalıklarına ise Primer karaciğer kanseri ya da kısaca HCC denir.

Karaciğer kanseri tüm kanser tipleri arasında gerek yaşam süresine göre değerlendirildiğinde gerekse de kanserin yayılma hızına göre incelendiğinde, en tehlikeli ve ölümcül kanser türlerinden birisi olarak tanımlanmaktadır. Karaciğer kanserinde en büyük etken Hepatit B hastalığıdır ve istatistiksel olarak Hepatit B hastalarının karaciğer kanserine yakalanma oranı tam 200 kat daha fazladır.

Karaciğer kanserinin tedavisinde genellikle kullanılan ilk yöntem, cerrahi müdahale ile karaciğer dokusundaki tümörlerin alınmasıdır. Bu aşamadan sonra kemoterapi, radyoterapi ya da yeni geliştirilen tedavi yöntemleri uygulanarak kanser hastalığı kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Ancak karaciğer kanseri olan her hastaya ne yazık ki cerrahi müdahalede uygulanması mümkün olmamaktadır.

Bazı hastaların karaciğerlerin oluşan tümörler; damarlar gibi kritik bölgelerde, karaciğer dokusunun iç kısımlarında ya da karaciğerin tamamında olduğundan bu hastaların ameliyat edilme şansı bulunmamaktadır. Karaciğer kanseri hastalığına kalıcı tedavi olarak görülen tek uygulama, karaciğer naklidir. Ancak karaciğer nakilleri çok komplike bir işlem olduğundan ve ülkemizdeki organ bağışlarının durumu ortada olduğundan, karaciğer nakli konusunda da büyük bir sıkıntı yaşanmaktadır.

Karaciğer Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Akciğer kanserinin, karaciğer kanserinin ya da kan kanserinin belirtileri nelerdir şeklindeki sorular, tıpkı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıkça sorulmaktadır. Genel olarak kanser nedir belirtileri nelerdir şeklindeki sorular olarak hekimlerin karşısına çıkan bu sorular, insanların kanser hastalığı ile ilgili ne kadar çok bilgi edinmek istediğini göstermektedir. Kuşkusuz kanser nedir belirtileri nelerdir şeklindeki soruların sorulmasının en büyük nedeni; uzun yıllardır dünya genelinde hastalıklara bağlı insan ölümleri listesinin üst sıralarında, kanser hastalıklarının görülmesidir.karaciğer kanseri, karaciğer kanseri belirtileri, karaciğer kanseri nasıl tedavi edilirKanser nedir belirtileri nelerdir sorusu öncelikle kanserin görüldüğü organ ve sistem ile alakalı bir durumdur. Kanser hastalığı genel olarak; ilgili dokuda bulunan vücut hücrelerinin DNA yapısının bozularak, anormal derecede büyümesi ve kanser tümörlerini yani halk arasında bilinen adıyla kanser urları oluşturmasıdır. Kişinin ilgili dokusunda oluşan kanser tümörleri, bu organın ve organın bağlı olduğu vücut sisteminin aksamasına neden olmaktadır.

Kanser nedir belirtileri nelerdir sorusunun belirti kısmı ise oldukça değişken bir cevaptır. Öncelikle kanser nedir belirtileri nelerdir sorunun tüm kanser türlerini kapsayan bir cevabı olmadığının bilinmesi gerekir. Çünkü kanser belirtileri, kanserin türüne göre büyük değişiklikler gösterebilir. Kanser nedir belirtileri nelerdir sorusuna cevap olması açısında bir örnek vermek gerekirse; akciğer kanseri belirtileri kişinin göğüs bölgesinde ağrı hissetmesi şeklinde olabilirken, tiroid bezi ya da karaciğer kanseri gibi kanser türlerinin ilk evresinde hastaların büyük bir bölümünde herhangi bir belirti dahi görülmemektedir. Bu nedenle kanser nedir belirtileri nelerdir sorusunun cevabı da, kanserin türüne ve kişinin vücudunun kanser hastalığına verdiği tepkiye göre değişkenlik göstermektedir.

Kan kanserinin belirtileri nelerdir sorusu ise doğrudan lösemi ile ilgili bir durumdur ve bu kanser türünün dünya genelinde en yaygın görülen kanser türlerinden biri olduğu söylenebilir. İlik nakli gibi tedavisi için büyük bir gereklilik olan kan kanseri, kişinin vücudunu etkilemesi ve çok hızlı bir şekilde yayılabilmesinden dolayı en tehlikeli ve ölümcül kanser türlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kanser türlerinin tamamının tedavisinin başarısı, kanser hastalığının erken evrede fark edilerek tedaviye başlanmasına bağlıdır.

Ayakta hemoroid tedavisi nasıl yapılır?

Klasik hemoroid tedavilerine alternatif olarak geliştirilmiş ayaktan uygulanan iki tedavi yöntemi vardır.

1-    Lazerle hemoroid tedavisi

2-    Boğma yöntemiyle homeroid tedavisi

Basur orta yaşta en sık görülen hastalıktır. En önemli sebebi hastanın tuvalet alışkanlığıdır. Tedavi seçiminde hastanın sosyal pozisyonu göz önünde bulundurulmalıdır. Hastanın ameliyat sonrası çekilecek ağrı miktarı, yaşam lüksü ve işe dönüş süresi mutlaka hesap edilmelidir. Böyle yaklaşıldığında en akıllıca tedavi hemoroidin ayaktan tedavi edilmesidir.hemoroid tedavisi, hemoroid tedavisi ilaçları, hemoroid nasıl tedavi edilir

Ayaktan hemoroid tedavisinde çeşitli yöntemler uygulanır. Bunların arasında en etkili yöntem lastikle boğma yöntemidir. Birinci, ikinci ve üçüncü derece iç hemoroidlerde uygulanır.  Tedavi başarısı %90’lardadır. Tekrar etme olasılığı ise %10 çıvarındadır.

Bir diğer ayaktan uygulanan tedavi ise, lazerle hemoroid tedavisidir.

Lazerle homoroid tedavisi; Işıkla hemoroid memesini yüksek ısıya ulaştırıp yok olmasını sağlamaktır.

Lastik bantla boğma yönteminde ise, hemoroid memesi bir cihazla emilerek vücuda yakın yere bir lastik bant konulur,  bu sayede hemoroid memesine kan gelemediği için çürür ve dökülür. Bu basur tedavilerinin her ikisi de ayaktan uygulanan ve iş gücü kaybına sebep olmayan tedavi yöntemleridir. Hasta tedavi olduğunun ertesi günü işine dönebilir. Belirgin bir ağrı olmaz ve hafif ağrı kesicilerle gününü geçirebilir.

Lazerle hemoroid tedavisi nasıl uygulanır?

Lazerle basur tedavisinde bir cihazla hemoroid memesine yüksek ısıtma gücü olan ışık verilir. Memeye dokunulduğu anda meme 90-140 dereceye kadar ısınır ve meme pıhtılaşır. Eğer kanama varsa lazerle dokunulduğu anda kanama durur. Isıtılan bu bölgedeki genişlemiş damarlar tedavi edilmiş olur.

Boğma yöntemi ile hemoroid tedavisi nasıl uygulanır?

Lastikle basuru boğma tedavisi ise, hemoroid memesini içine alıp en dip kısmına lastik koyan alet yardımı ile yapılır. Vakum gücü ile çalışan bu alet yaklaştırıldığı hemoroid memesini istenilen ölçülerde emerek içene çeker. Memenin yeterli kısmının alındığına karar verildiğinde cihazın tetiğine basılarak lastik halka memenin en dip kısmına yerleştirilir. Memenin dibine koyulan bu lastik halka memeye gelen kanı keser. Bu sayede meme kan almadığı için beslenemez ve çürüyerek dökülür. Her iki yönteminde ortak özelliği müdahale edilen alanda ağrı siniri olmadığı için tedavi sürecinde çekilen ağrı miktarı klasik cerrahinin otuzda biri kadar olmaktadır.

Ameliyatsız basur tedavi yöntemlerinin avantajları nelerdir?

–Hasta aynı gün işe dönebilir.

–Ağrı çok daha hafif olur.

–Kanama ihtimali azdır.

–İltihap riski çok düşüktür.

–Yara bakımı ve pansuman gerekmez.

–Tekrarlama riski düşüktür.

–Daha ekonomiktir.

–Makat darlığı ya da dışkı kaçırma riski yoktur.

Bel ve Boyun Fıtığı Tedavisi

Bel ve boyun fıtığı erken aşamada fark edilmesi oldukça güç olan ve hastalık ilerledikçe kol ve bacaklarda felç oluşmasına neden olabilen son derece ciddi bir rahatsızlıktır. Bel ve boyun fıtığı ihtimalinden şüphelenen kişilerin, mümkün olduğunca çabuk bir şekilde uzman bir doktora başvurması, hastalığın ilerleyerek çok ciddi sorunlara yol açmasını engelleyecektir.boyun fıtığı, bel fıtığı, bel fıtığı tedavisi, boyun fıtığı tedavisiBoyun ve bel fıtığı oluşum ve belirtiler nedeni ile birbirine benzer sorunlardır. Bel fıtığında kişi genellikle bacaklarında sorun yaşarken, boyun bölgesinden hem kol hem de bacak sinirleri geçtiği için yaşanan sorunlar daha da fazladır. Bu nedenle boyunda yaşanan sorunun fark edilmesi bel fıtığının fark edilebilmesine nazaran çok daha zordur. Boyun fıtığı rahatsızlığı çeken insanların çoğu, ellerinde veya bacaklarında oluşan ağrı nedeni ile sorunun bu bölgede olduğunu düşünürler ve boyun bölgeleri akıllarına dahi gelmez. Ancak boyun fıtığı aynı bel fıtığında olduğu gibi sinirlerin zarar görmesinden kaynaklandığından, beyinden giden sinirler hangi bölgeye bağlıysa o bölgenin ağrımasına neden olur. Bu nedenle boyun fıtığı şikâyeti çeken insanlar hastalık ilerleyince kadar hekime başvurmadan, şikayetlerini kendi başlarına çözmeye çalışır.

Boyunda yer alan omurların yapısının bozularak, omur içerisinde bulunan dokunun içinden geçen sinire baskı uygulaması sonucu meydana gelen boyun fıtığı, genel olarak el ve ayaklarda ağrı oluşmasına neden olur. Eğer basınç kola giden sinirler üzerinde oluşuyorsa hasta, çok şiddetli kol ağrılar ve kollarında güç kaybı şikâyeti ile doktora başvurur. Şayet sorun bacak bölgesine giden sinirlerdeyse, bacaklarda ağrı ve uyuşma şikâyeti görülmektedir. Bu nedenle boyun fıtığı ile bel fıtığı benzer sebeplerden kaynaklanmaktadır. Bel fıtığının boyun bölgesinde görülmesi gibi algılanan bu durum, her iki türlü de ciddiye alınması gereken bir hastalıktır.
Bel ve boyun fıtığı kişinin düzenli olarak fizik tedavi görmesi ile tedavi edilebilen bir hastalıktır. Kişinin omurlarında meydana gelen yapısal bozukluk doğru egzersizler yapılarak ya da aletler kullanılarak kısa süre içerisinde düzelebilir. Fıtık sorunu omurun yapısının bozulması neticesinde sinirlerin üzerinde baskı oluşmasından kaynaklandığından, böylece hastanın şikayetleri de sona ermiş olur.

Vazektomi Nedir?

Erkeğin gebe bırakma fonksiyonunu kaybetmesi anlamına gelen Vazektomi, tohum kanallarının bağlanması operasyonudur. Yalnızca üreme fonksiyonlarında etkili olan Vazektomi sonrası erkeğin cinsel istek ve performansında, görünümde bir değişikliğe yol açmaz.vazektomi ne demek, vazektomi nasıl yapılıyor, vazektominin etkileri neler

Kanalların Bağlanması Nasıl Yapılır?

Neredeyse % 100 oranında etkili bir yöntem olan Vazektomi ile testislerdeki tohum hücrelerinin meniyle bağlantısı kesildiğinden, yumurtalığı dölleme olasılığı ortadan kalkar.
Çocuk sahibi olmama konusunda kesin karar vermiş olan çiftler için son derece uygun bir aile planlama yöntemidir. Pahalı ve geri dönüşü zor bir operasyon olduğundan, Vazektomi kararı alırken emin olmak gerekir.

Lokal anestezi ile deri yüzeyinde ufak bir delik açılarak gerçekleştirilen ameliyat 10 ila 15 dakika sürer ve cilt yüzeyinde herhangi bir iz bırakmaz. Ameliyat sonrası nekahat devresi yoktur; hasta normal yaşamına hemen dönebilir. Erkeğin üreme kanallarında Vazektomi öncesinden kalan tohum hücreleri nedeniyle, ilk 20 cinsel ilişki sırasında kondom gibi korunma yöntemlerine başvurmak gerekir. Bu süre sonunda yaptırılan tohum hücresi sayımının ardından, ömür boyu ek bir korunmaya ihtiyaç duyulmaz.

İstenmeyen gebeliklerden korunmak asırlardır her zaman çok önemli bir konu olmuştur. Orta çağ’daki insanlar bile istenmeyen gebeliklerden uzak kalmak için bazı yöntemler kullanmışlardır.  Ancak 20.yüzyılda bulunan doğum kontrol hapı ile seksüel bir devrim yaşanmıştır. Kadınlara aşk hayatlarını planlı bir şekilde yaşama imkanı sunmuştur.

Günümüz kadınlar için ise kişinin isteğine göre kullanabileceği bir çok mamül mevcuttur. Yapılacak en sağlıklı yöntem ise ilk olarak bir jinekoloğa görünüp vücuda en uygun olanı belirlemektir. Tüm bu çeşitliliğe rağmen yinede en sevilen yöntem doğum kontrol haplarıdır. Hormonel bir ilaç olmasından dolayı aynı zamanda da cilt bozukluğunda iyileştirici ve aşırı kıllanmada da önleyici rol oynar.

Yüzde Egzama Oluşması Nedenleri?

Egzama hastalığı birçok farklı nedenden ötürü oluşabilen, herhangi bir mikrop sebebiyle meydana gelmeyen bir hastalıktır. Temas edilen maddeler, genetik faktörler ya da psikolojik etkenler gibi oldukça farklı nedenlerden gelişebilen egzama, özellikle yüzde çıkan egzama hastalığı insanların büyük sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Dış görünüşün temel belirleyici olan yüzde egzama görülmesi, en başta kişinin sosyokültürel yaşamının muazzam derecede etkilenmesine neden olmaktadır. Bu durum da yüzde egzama tedavisi için en gerekli şeylerden biri olan psikolojik durumu, son derece olumsuz yönde etkilemektedir.yüzde egzama oluşması, egzama nasıl oluşur, yüzdeki egzama tedavisi

Yüzde egzama tedavisi sürecinde kişinin stresten uzak durmaya çalışması çok kritiktir. Stresin yüzde çıkan egzama oluşumlarını olumsuz yönde etkilediği bilinen bir gerçektir. Ayrıca kişinin sıkıntılı ruh hali yüzünü daha çok kaşıma neden olarak, yüzde egzama tedavisi sürecini bir kısır döngüye dönüştürecektir. Yüzde çıkan egzama uygulanan ilaçlar ve kremler ile tedavi edilmeye çalışılırken, hastanın sürekli yüzünü kaşıyarak cildine zarar vermesi kuşkusuz oldukça olumsuz bir durum oluşturmaktadır. Bu nedenle yüzde çıkan egzama ile ilgili sorun yaşayan kişilere, öncelikle bu duruma sebep olarak durumlarını daha da kötüleştireceklerinin izah edilmesi gerekir. Yüzde egzama tedavisi gören kişilerin psikolojileri ne kadar az etkilenirse, o kadar az stres içerisinde gireceklerdir. Böylece yüzde egzama oluşumları da azalacaktır.

Yüzde egzama tedavisi hekimin verdiği ilaç ve kremler kullanılarak, birkaç hafta içerisinde olumlu sonuçlar alınması ile gerçekleştirilir. Şayet çıkan egzama alerjik kaynaklıysa, hekimin verdiği beslenme listesine de uyulması gerekebilir. Yüzde egzama tedavisi süreci boyunca hastanın stres gibi kaşıntıyı tetikleyen etkenlerden kaçınması da oldukça mühimdir. Ayrıca çoğu insanın yüzde egzama tedavisi konusunda şikâyet ettiği eldeki yüzük yüzde egzama yapıyor şeklindeki bilgide son derece yanlıştır. Yüzük altında kalan sabun gibi kimyasal maddeler ellerinizde egzama oluşmasını tetikler. Bir insan ortalama olarak günde 1000-2000 defa yüzüne dokunduğundan elindeki egzamanın yüzüne bulaşmasına neden olur. Bir başka değişle eldeki yüzük yüzde egzama yapıyor değil, aslında eldeki egzama yüze bulaşıyor. Bu nedenle eller yıkanmadan önce yüzüğün çıkartılarak, elin tamamının temizlenmesi gerekmektedir.

Lazerle Hemoroid Tedavisi Yapan Hastaneler

Lazerle basur ameliyatı tedavisinde hastanın basur memelerine odaklanan lazer ışınları sinirlerin olmadığı bir bölgeye uygulandığından, hastanın lazerle basur ameliyatı esnasında herhangi bir acı hissetmesi söz konusu değildir. Bu nedenle hastalara narkoz verilmesine gerek olmayan lazerle basur tedavisi ameliyatı, kuşkusuz hastalara çok büyük bir imkân sağlamaktadır.lazerle hemoroid tedavisi, hemoroid nasıl tedavi edilir, hemoroid tedavi yöntemleriHemoroid hastalığı insanların günlük yaşamını bir çile haline dönüştüren, kişinin yaşadığı kanama sorununa ilave olarak bir de şiddetli basur ağrıları yaşamasına neden olan son derece ciddi bir rahatsızlıktır. Tuvalet yapmayı adeta bir çileye dönüştüren hemoroid yani basur hastalığı, acil bir şekilde tedavi edilmesi gereken bir sorundur. Basur hastalığı kalın bağırsak dokularının zarar görmesi ile başlar ve damarların gördüğü hasar arttıkça şişerek genişlemesine neden olur. Tuvaleti yapmak için kendini sıkan insanların bu etkiyi arttırdığını saptayan uzmanlar, kabızlık şikâyetlerinin büyük ölçüde basur hastalığının habercisi olduğunun belirtmektedir.

Kişinin tuvaletini yapma esnasında kendini zorlayarak anüs kaslarının kasılmasını sağlaması, kalın bağırsağın Rektum olarak adlandırılan son bölümündeki damar tabakasının zedelenmesine neden olmaktadır. Bu sorun ilerleyen evrelerde görülen hasara bağlı olarak artmakta ve halk arasında basur memesi olarak bilinen doku formlarının oluşmasını sağlamaktadır. İlerleyen evrelerdeki basur hastalığının tedavisi için yakın geleceğe kadar tek uygulama cerrahi müdahale iken, günümüzde gelişen teknoloji sayesinde bu ameliyat lazer ışınları ile yapılabilmektedir. Hastanın basur memeleri üzerine odaklanan lazer ışınları, bu bölgede yüksek bir ısı oluşmasına neden olur. Oluşan yüksek ısı neticesinde kuruyarak büzülen damarlar, basur memesinin küçülmesine neden olmaktadır. Bir nevi basur memelerini yakma işlemi olan lazerle basur ameliyatı, yanan dokunun vücutla kan bağının kesilmesi nedeni ile kurumasını ve kalın bağırsak yüzeyinden ayrılmasını sağlamaktadır.

Ayrıca lazerle basur ameliyatı ardından hastaların dinlenmek için günlerce yatmasını da gerek yoktur. Lazerle basur tedavisi uygulanan hastaların oldukça büyük bir oranı, lazer uygulamasının ardından ayağa kalkarak günlük yaşantısına geri dönebilmektedir. Ancak bu kadar pratik ve hızlı bir uygulama olmasına rağmen hekimler genellikle 1 günlük bir dinlenme süresini tavsiye etmektedir. Bu 1 günlük dinlenmenin nedeni de hastanın ameliyata bağlı olarak duyabileceği ağrılardır.

Her Varikosel Tedavi Edilmeli Mi?

Varikosel hastalığı ile günlük üroloji pratiğinde oldukça sık karşılaşmaktayız. Varikosel gerek testislerin etrafındaki ısıyı artırarak gerekse de tam olarak drene olmayan kirli kandaki toksinlerden dolayı sperm sayısını, hareketlerinivarikosel tedavisi, varikosel belirtileri, varikosel tedavi edilmeli mi ve morfololojisini etkileyebilmektedir. Peki her varikosel tedavi edilmeli midir? Elbette hayır. Genel olarak varikosel varlığında spermiyogram değerlerinde bozulma varsa ve çocuk sahibi olmayı düşünüyorsa hasta, bu durumda operasyon yani varikoselektomi yapmak gereklidir. Varikoseli bulunan hastada sperm değerleri normal bulunuyorsa varikosel ameliyatı gereksizdir. Ayrıca, sadece kasık ağrısı nedeni ile başvuran erkeklerde ağrının kaynağı dikkatli bir şekilde araştırılır ve ameliyattan uzak durulur. Spermiyogram için tavsiyemiz ise güvenilir bir merkezde iki farklı zamanda yapılan sperm testidir. En sık karşılaştığımız sorun ise spermiyogramın güvenilir olmayan bir merkezde yada laboratuarda yapılmasıdır. Unutulmamalıdır ki, spermiyogram testi yapmak idrar analizi yapmak gibi değildir. Varikosel ameliyatının oldukça dikkatli bir biçimde ve optik loop büyüteç veya mikroskopik yöntem ile yapılması gereklidir

Yeme Bozuklukları ve Tedavi Yöntemleri

Anoreksiya nervoza, bulimia ve aşırı yeme arzusu en çok gelişme çağındaki genç kızlarda ve duygusal sorunları olan genç kadınlarda görülür. Sorunun üstesinden gelinebilmesi için profesyonel yardım almak şart olabilir. Ancak, yeme bozukluklarının nedenini anlamak ve aşağıda verilen ipuçlarını takip etmek hastalığın ilerlemesini engelleyebilir ve tıbbi tedaviye destek sağlayabilir.yeme bozukluğu, yeme bozukluğu tedavisi, yeme bozukluğu nasıl tedavi edilir

Yeme bozukluğunun çeşitli türleri vardır; ancak hepsinde yiyeceklerle kişi arasında anormal bir ilişki göze çarpar. Çoğu kez gelişme çağında başlayan anoreksiya nevrozada kişi -genellikle kadın- kendisini genellikle yanlış bir kanıya kapılarak fazla kilolu bulduğu için yemek yemeyi reddeder. Daha çok 15 ve 30 yaşlan arasında görülen bulimiada kişi bazen yemek yedikten sonra kendini kusturur. Aşırı yeme arzusu ise her yaşta görülebilir.

Yeme bozukluğu kişinin kendisi ve aile fertleri için çoğu zaman büyük bir stres yaratır. Yemek, açlığın yanı sıra, bilinçaltındaki duygusal ihtiyaç ve arzuları da tatmin ettiğinden, yeme bozukluğu stres, anksiyete veya depresyona neden olan karşılanmamış ihtiyaçlarla başa çıkma çabasını temsil eder. Yeme bozukluğu bulunan kişiler genellikle ya gergin kişilerdir, kendilerine güvenleri yoktur ve dış dünyayla ilişkileri zayıftır.

Anoreksiya ve bulimia hastalarının bazılarında duygusal sorunların tetiklediği aşın bir kilo alma korkusu bulunur. Yeme bozukluğu olan biri ya çok az yer ve kendini kusturur ya da acı veren duygulardan uzaklaşmak, ona korkunç, karmakarışık veya tehlikeli gözüken yaşamdan kaçmak veya belki de kötü düşünceleri aklından silmek için aşın yer. Anoreksiya hastalarının bazılarında besin eksikliği görülür ve bu onların iştahını daha da azaltır.

Bunu biliyor muydunuz?

Obez olan bir kişide yeme bozukluğu bulunması şart değildir, fakat giderek artan obezite veya kaybedilen kiloları geri alma eğilimi yeme düşkünlüğüne ya da diğer aşırı yeme bozukluklarına delalettir.

Belirtiler

Anoreksiya nervoza: Bu hastalığın belirtileri yeterince yemek yememek, yiyecek çeşitliliğini sınırlamak, ciddi ve hatta yaşamı tehdit eden derecede kilo kaybetmek, huzursuzluk, yorgunluk, güçsüzlük ve saç dökülmesidir. Anoreksiya hasta-lanndan bazılan aşın derecede ve takıntı halinde egzersiz yaparak kilo kaybını daha da artınr.

Bulimia: Bulimianın temel belirtisi aşın yemek yedikten sonra kendini kustumıak veya nıüshil kullanarak yenilenlerin sindirimini ve emilmesini önlemektir. Bu hastalann kilosu normal olabilir.

Devamlı kusma olayı yorgunluğa, dişlerin çürümesine, devamlı bir boğaz ve karın ağrısına, şişkinliğe, sindirim rahatsızlıklarına ve çeşitli metabolizma bozukluklarına neden olur. Aşın müshil almak ise bağırsak kaslarının işlevini bozar ve kronik kabızlık yapar. Ayrıca, sıvı, elektrolit ve besin eksikliğine de yol açabilir.

Aşırı yeme arzusu: Bu hastalığa sahip kişiler genellikle şişman olur ve aç olmadıkları zaman bile bir şeyler yeme arzusu hissederler. Yeme düşkünlüğü, tek bir oturuşta ve genellikle çok kısa bir süre içerisinde muazzam miktarda yemek yemeyi içermektedir. Hasta, yemek yerken kontrolü tamamen kaybeder, hızla yer ancak doyduğunu hissetmez. Yeme düşkünlüğü bulunan bazı kişiler ne yiyeceğini ve neler satın alması gerektiğini planlama işine saatlerini verirler. Ancak, aynı zamanda bu düşkünlüklerinden utanır ve çoğu zaman gizli gizli yerler.

Tedavi

Stres yönetimi: Birçok yeme bozukluğunda stres ve anksiyete büyük bir rol oynadığından, bunlarla başa çıkmanın yollannı bulmak son derece fayda sağlayacaktır. Dummunuzu açıkça anlatabileceğiniz birinden duygusal destek almaya ihtiyacınız vardır. Bazı hastalar günlük tutmak, resim veya heykel yapmak gibi yaratıcı fâaliyetlerin söze döke-medikleri duygulan açığa vurmaya yardımcı olduğunu düşünürler. Aşın yemek yiyorsanız, yeme arzusu bastırdığında, yapabileceğiniz ilginç ve eğlenceli şeylerin bir listesini hazırlayın. Örneğin, ferahlaticı, hoş kokulu bir banyo yapmak, yürüyüşe çıkmak veya bir arkadaşınıza ziyarete gitmek iyi gelebilir.

Çiçek özleri: Kendinize ve bedeninize dair hissettiğiniz olumsuz duygulardan kurtulmak için duygulannızla en çok örtüşen bir veya birden çok bitki özü seçin. Bunlardan içme suyunuza dörder damla damlaün ve günde dört kere, aç karnına için. Aşağıdaki çiçek özleri bilhassa uygun olabilir:

  • Yaban Elması:fiziksel görünümünüzü beğenmiyorsanız.
  • Kaya Suyu:kendinizi çok zorluyorsanız; örneğin, yemek yemeyi reddediyorsanız.

Beslenme: Aşın yeme arzusu duyan kişiler genellikle bol şekerli ve nişastalı yiyecekleri tercih ettiklerinden kan şekeri seviyeleri çok çabuk yükselir. Pankreas buna fazla insülin salgılayarak karşılık verince kan şekeri çok düşer ve daha fazla şekerli veya rafine karbonhidratlı yiyeceklere karşı aşın bir istek oluşur. Bu tür yiyecek tüketiminizi kısıtlamaya çalışın ve aşağıdaki tavsiyeleri uygulayın:

  • Daha fazla lifli besinler tüketin.
  • Günde iki veya üç öğün bol yemek yerine sık aralıklarla az yiyerek kan şekerinizi belirli bir seviyede tutmaya çalışın.
  • Krom bakımından zengin yiyecekler yiyin. Krom kan şekeri seviyesini düzenler.
  • Alkol ve kafeinli içecekler enerjinizi azaltır ve daha fazla yemek yeme isteği uyandırır. Bunları azaltın.
  • Aşırı yeme arzusu uyandıran ve kilonuzdaki değişikliklere neden olan bir besin hassasiyetiniz varsa bunu bulmaya çalışın. Suçlu besini bulmak için yiyecekleri teker teker beslenmenizden çıkararak deneme yapabilirsiniz. Ancak, özellikle çok zayıf olmanız halinde bunu profesyonel birinin yardımıyla yapın.

Vitamin ve mineraller: İştah, hipotalamusda bulunan nörotransmiterler tarafından denetlenir. Bu doğal maddelerin etkinliği ise anksiyete, depresyon ve B vitamini ile çinko eksikliklerinden etkilenen kandaki şeker, yağ asideri ve hormon seviyelerinin etkisi altındadır. Nörotransmiterlerinizin dengesini korumak için aşağıda sayılan besinler bakımından zengin olan yiyecekleri tercih edin (veya bunlan vitamin ve mineral takviyesi alarak sağlayın):

  • B vitamini kompleksi (yağsız et, süt, tam tahıllar, taze sebzeler)
  • Çinko (yağsız et, kümes hayvanlan, kabuklu deniz ürünleri, yumurta sansı, sert kabuklu yemişler, çekirdekler, tam tahıllar, sert peynirler, kök sebzeler)
  • Kalsiyum (süt, peynir, sert kabuklu yemişler, çekirdekler, yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller)
  • Magnezyum (kabuklu deniz ürünleri, sert kabuklu yemişler, tam tahıllar, çekirdekler, yeşil yapraklı sebzeler)
  • Manganez (çay, sert kabuklu yemişler, çekirdekler, tam tahıllar, yeşil yapraklı organik sebzeler, ananas, kuru üzüm, yaban mersini)
  • Potasyum (meyve ve sebzeler)
  • Selenyum (balık, tam tahıllar, organik meyve ve sebzeler)

Yoga: Düzenli olarak yoga yapmak gerginliği ve depresyonu azaltır ve duygusal ihtiyaçlarınızı yemek yeme dışında başka bir uğraşla karşılamanızda size yardımcı olur. Yoga şu şekilde fayda sağlar:

  • Kendinizi kontrol etmenizi sağlayarak arzularınızı anında veya sağlıksız bir şekilde tatmin etme isteğinize hâkim olmanızı sağlar.
  • Gevşemenize yardımcı olur.
  • Yaşamınıza hâkim olduğunuz hissi uyandırarak anormal yemek yeme ihtiyacına alternatif oluşturur.

Duygu eğitimi: Bu teknik, olumlu düşünmeyi ve etrafinızda yiyecekler olduğunda derhal yemeğe başlama arzusunu kontrol etmeyi öğretir ve böylece kendinizi suçlu hissetmemenizi sağlar. Bir yiyeceğe karşı aşın arzu duyduğunuzda kendi kendinize şöyle deyin: “Yiyeceğim, ama niye acele edeyim? Yavaşla, rahatla; bu yiyecekten keyif al.” Sonra beş kez derin nefes alın ve yavaş yavaş, her lokmanın tadını çıkararak yemeye başlayın.

Diğer tedavi yöntemleri: Doktorunuzdan sizi, yeme bozuklukları konusunda uzman olan bir psikiyatr veya psikoterapiste yönlendirmesini isteyin. Bir diyetisyen bu sorunla mücadele etmek için nasıl yemeniz gerektiğini ve dengeli bir beslenmenin yollarını öğretir.

Ne Zaman Tıbbi Yardım Gerekir?

  • Dört haftadan uzun bir süredir yeme düzeniniz olağanın dışında seyrediyorsa.
  • Olağanüstü derecede şişmanlıyor veya zayıflıyorsanız.
  • Gereksiz yere müshil, idrar söktürücü veya kusturucu ilaçlar kullanıyorsanız.

Acil Durum

  • Bulimia olur veya hiç yemek yememeye başlarsanız.

Miyom Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

Miyon iyi huylu davranan bir rahim tümörüdür. Kas ve lif dokularının anormal bir şekilde bir araya toplanıp rahim duvarında yavaş yavaş büyümesiyle oluşur. Rahimde tek bir veya birkaç miyom bulunabilir. Büyükçe olmayan miyomlar genellikle herhangi bir belirti göstermez ve sağlık açısından fazla ciddi bir risk oluşturmaz.miyom nedir, miyom belirtileri, miyom tedavisi nasıl yapılır

Batı ülkelerinde dört kadından birinde miyom bulunur. Miyomlara en çok 35 yaşın üstünde olan çocuksuz kadınlarda ve menopoz öncesi rastlanır. Miyomun nedenleri bilinmemektedir: ancak östrojen hormonuna karşı vücudun gösterdiği olağandışı tepkiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Östrojen hormonu miyomlann büyümesini teşvik ettiği için, östrojen seviyelerinin yükseldiği hamilelik sürecinde miyomlar daha büyük bir sorun yaratabilir. Ostrojeni yağ hücreleri üretir ve muhtemelen bu nedenle aşırı kilolu kadınlarda miyom daha çok görülür. Östrojen ile miyom arasındaki ilişkinin diğer bir işareti de, menopoz döneminde hormon tedavisi (HT) uygulanmayan kadınlarda östrojenin azalmasıyla birlikte miyomlann küçülüp yok olmasıdır. Miyomlann ameliyada alınması, ancak ciddi semptomlar karşısında ve diğer tedavi yöntemlerinin işe yaramaması halinde gerekli olur.

Korunma

Kilonuzu tavsiye edilen sınırlar içinde tutun. Doymuş yağlar ve hayvansal amino asitler içeren yiyeceklerden daha az tüketin. Bunların yerine, bitkisel protein ve lif içeren yiyecekleri tercih edin. Böyle bir beslenme biçimi östrojen seviyesini düşürerek miyom oluşumunu zorlaştırabilir.

Miyomunuz var mı?

Miyomlar ancak fiziksel muayene ile anlaşılır ve bir sorun yaratmadığı sürece herhangi bir tedavi gerektirmez.

Miyom büyürse rahmin duvarını aşındırır ve âdet döneminin uzamasına, aşırı kan kaybına ya da ara kanamalara neden olur. Aylar boyunca aşırı kan kaybetmek kansızlığa neden olur ve bu da kendinizi yorgun hissetmenize ve nefes darlığına yol açar.

Miyomun diğer belirtileri arasında şunlar sayılabilir

Şiddetli karın ağrısı, âdet döneminde belde ve kasıklarda sızlama ya da rahatsızlık veren bir basınç.

Kabızlık ya da normalden daha sık idrara çıkmak (miyom bağırsaklar ya da idrar torbası üzerine basınç yapabilir).

Âdet kanamasının çok az olması (rahim çıkışındaki büyük bir miyom kanın akışını engelleyebilir)

Cinsel ilişki sırasında ağrı.

Tedavi (Doğal Yöntemler & Bitkisel Çözümler)

Aromaterapi

Karın bölgesine uygulanacak yumuşak bir masaj ağrı ve gerginliği dindirebilir. Masaj için kullanacağınız yağ karışımını, bir çorba kaşığı tadı badem yağı veya soğuk baskı bir bitkisel yağın içine dörder damla adaçayı ve lavanta yağı ile iki damla gerçek melisa ya da İsparta gülü yağı ekleyerek hazırlayın.

Karın veya bel ağnsmı gidermek için, bir tas sıcak suya dörder damla adaçayı ve mercanköşk yağı ile üç damla rumi papatya yağı katın. Bununla ağnlı bölgeye ılık kompres yapın. Hamileliğin ilk 20 haftasında adaçayı kullanmayın.

Egzersiz: Miyom âdet sırasında sancı veya çok kanamaya neden olursa fâzla hareket etmek istemeyebilirsiniz. Ancak, ayın diğer günlerinde yapacağınız egzersiz rahimde dolaşımı hareketlendireceğinden miyomun ağrı yapmasını önleyebilir.

Bitkisel ilaçlar:

Miyomunuz âdet döneminde çok kan kaybına neden olursa, kasık otu, beth root (Trillium erectum), hayıt meyvesi ve ahududu yapraklarından hazırlayacağınız çaydan veya bu karışımın tentüründen 15 damla damlattığınız sudan günde iki kez için. Bunun yanı sıra, çorba, güveç ve salatalara bol C vitamini ve demir içeren ısırgan otu katabilir ya da günde iki bardak ısırgan çayı içebilirsiniz.

Ağrılı ve pıhtı halinde kan gelen ağır âdet kanamaları olursa, yanda resmini gördüğünüz bitkilerle hazırlayacağınız çaydan veya bu karışımın tentüründen 15 damla damlattığınız sudan günde iki kez için.

Ne Zaman Tıbbi Yardım Gerekir?

Aşırı derecede yorgunluk veya halsizlik hissederseniz.

Âdetleriniz düzensiz ya da sorunlu ise.

Jinekolojik muayeneden geçme zamanınız gelmişse miyomun habis olmadığından emin olmak için.

Acil Durum

Daha önce yaşamadığınız şiddette bir ağrı olursa.