Anakart, işlemci ve Ekran Kartının Birbiri İle Uyumlu Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Bilgisayar kullanıcıları için çok değerli olan birçok standart parça vardır. Özellikle bilgisayarınızda bir program güncellemek, yeni bir uygulama veya oyun yüklemek istediğinizde her şey birbiriyle uyumlu çalışmalıdır. Bu uyumluluk genellikle anakart, grafik kartı ve işlemci ekseninde oluşturulur. Anakart en genel anlamıyla bir bilgisayarın ana donanım bileşenleri olan işlemci, ekran kartı, RAM, soğutucu ve daha birçok parçayı içeren bir yapıdır. Bilgisayarınızı monte ettiğinizde veya bilgisayarınıza yeni bir donanım aldığınızda, diğer donanımlarla uyumlu olduğundan emin olmanız gerekir. Yeni kurulan donanım bileşenleri birbiriyle uyumsuz olduğunda, bilgisayarınız bazı hatalar yapar ve bunları kalıcı hale getirir. Özellikle mavi ekran hatası, yeniden başlatma ile ilgili sorunlar ve bilgisayarın açılmaması gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz.bilgisayar toplama, anakart işlemci uyumu, ekran kartı ve anakart uyumu

Bazı durumlarda işlemci ve anakart arasında uyumluluk sorunları olabilir. Özellikle yeni donanımın anakart ve işlemci ile uyumlu olup olmadığını belirlemek oldukça kolaydır. CPU ve anakart uyumluluğu esas olarak sokete bağlıdır. Bu nedenle yeni bir işlemci alırken soket ile işlemcinin uyumlu olmasına dikkat etmelisiniz.

Anakart, ekran kartı ve işlemci uyumluluğu neden önemlidir?

Her kullanıcı bilgisayarıyla sorunsuz ve sürekli çalışmak ister. Bazı durumlarda, bilgisayarınız için önemli olan donanımı güncellemeniz gerekir. Özellikle bilgisayarınızın grafik kartının günümüzün ekran kartıyla uyumlu olup olmadığını merak ediyor olabilirsiniz. Bilgisayarınız için en önemli donanım anakart, grafik kartı ve işlemcidir. Bu üç donanım birbiriyle uyumlu olmadığında bilgisayarınızdan beklediğiniz performansı alamayabilirsiniz. Grafik kartı uyumluluğu, özellikle yüksek performans gerektiren oyunlar veya uygulamalar için önemlidir. Bu tür uygulamaları kullanırken ekran kartında bir uyumsuzluk var ise bilgisayarınız bunu size bazı yollarla bildirir. Mavi ekran ve çeşitli hata mesajları sayesinde bu tutarsızlıkları kolayca tespit edebilir ve aksiyon alabilirsiniz. Bilgisayarın ana bileşeni olarak adlandırılan işlemciler ile diğer parçalar arasında bir sorun oluştuğunda, bunu performanstan kolayca anlayabilirsiniz. İşlemci uyumluluğu sorunlarıyla karşılaştığınızda, bilgisayarınızın eskisi kadar hızlı ve aktif olmadığını görebilirsiniz.

Alkol Kas Gelişimine Nasıl Zarar Veriyor?

Hücrelerde protein ve hormon sentezini azaltan alkol, insan vücudunu fiziksel ve zihinsel olarak da etkiler. Sporla ilgili olan kişilerde bu durum kas gelişimine etki ederek verimi azaltırken aynı zamanda vücutta olası şekil bozukluklarına da neden olmaktadır. Unutulmamalıdır ki kas gelişimi için gerekli olan protein kas hücreleri tarafından üretilir. Alkol tüketildiğinde, bu proteinin miktarı kas dokusu hücreleri tarafından yaklaşık %35 oranında azalır. Aynı zamanda alkol tüketimi kas gelişimi ile birlikte büyüme hormonunu da baskılamaktadır. Sık alkol kullanan kişilerde protein sentezi ve kas gerginliği nedeniyle vücutta şekil bozuklukları ve yapısal bozulmalar görülebilir. Sporcuların alkolden uzak durması gerektiğini savunan uzmanlar için bu en önemli sebeplerden biridir.alkol ve kas gelişimi, kas gelişimini alkol etkiler mi, alkolün kas gelişiminde etkisi

Vücuttaki hormonal dengeyi bozan ve düzenli alkol tüketimi ile baskılanan büyüme hormonunun yanı sıra testosteron hormonunu da etkileyen alkol tüketimi birçok olumsuz yan etkiye neden olur. Araştırmalar, alkol almanın stres hormonu kortizol üretimini de arttırdığını göstermiştir.

Alkol atletik performansınızı nasıl etkiler?

Araştırmalar, alkolün birçok sporda konsantrasyonu azalttığını ve dikkati dağıttığını göstermiştir. Aktif bir spor yaşam tarzı sürdüren kişilerin sinir sistemi, beyin ve iç organlara da zarar verebilecek alkolden uzak durmaları gerektiği bilinmektedir. Kasların toparlanma süresini geciktirdiği söylenen alkol tüketimi, spor sırasındaki eforu ve performansı da doğrudan etkiler. Spor ve alkolün birbirleri için doğru olmadığını savunan uzmanlar, alkolün egzersiz üzerindeki etkilerinin son derece zararlı olduğunu da vurguluyor. Alkol, kas boyutunu ve gelişimini artırmak için kullandığınız egzersizler için zararlıdır. Vücuttaki protein ve vitaminlerin emilimini engelleyen alkol, vücut tarafından hücresel bir zehir olarak algılanır. Bu nedenle bir gerçek daha: Alkol tükettiğinizde böbrekler ve karaciğer başta olmak üzere diğer ilgili organlar daha çok çalışmalıdır. Kandaki alkol miktarı maksimum seviyeye ulaştığında vücutta üretilen testosteron miktarı %25 oranında azalır. Kas gelişiminde çok önemli bir rol oynayan testosteron hormonunun düşük seviyeleri nedeniyle kas gelişimi sınırlı olacaktır. İster spor yapın, ister boks, ister tenis oynayın; Alkol almanın çalışmalarınızdan elde ettiğiniz etkinliği azaltacağını bilmelisiniz. Sağlığınız için iyi olan proteinli içecekleri antrenmandan sonra bile tüketmenizi öneririz.

Alkolün sporcunun vücudunda neden olduğu yaralanma;

Düzenli ve sık su içmek ilk aşamada çok etkili olmasa da ileride beyinden kas-iskelet sistemine kadar birçok organ ve sistemde geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabilir. Az içmenize rağmen sık sık alkol tüketirsiniz; Vücut üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için yeterli değildir. Düzenli egzersiz yapıyorsanız, antrenmandan sonra akşam birkaç bardak alkol içme alışkanlığınız varsa antrenmanınızın tüm olumlu etkilerinin hemen kaybolduğunu söylemeliyiz. Kalorisi yüksek olan alkollü içecekler yerine, egzersiz sonrası su veya taze sıkılmış meyve suları gibi sağlıklı içecekleri güvenle tüketebileceğinizi ve uzman tavsiyelerinin bu yönde olduğunu da unutmayın.

Alkol içerken, olaylar ve durumlar hakkında önemli kararlar verme, ruh halinizi kontrol etme, konsantre olma yeteneği ve doğru ve uygun tepkiler verme yeteneğinin yanı sıra geçici ve kısa süreli önbellek silme, olayları hatırlama yeteneğini kaybedebilirsiniz. bunlar olmuş gibi olmasın, kas sisteminin sağlığının bozulması ve ilerleyen yıllarda demans gibi sağlık sorunları ile kaçınılmaz olarak karşı karşıya kalacaksınız.

Son olarak alkol tüketiminin kişilerin spor yaralanmalarına ve yaralanmalara karşı duyarlılığını artırdığını belirtmek gerekir. Yorgunluk, kas iyileşmesi ve egzersiz sonrası toparlanmanın daha uzun süreceğini bilmelisiniz.

Dövüş ve Savunma Sporlarının Faydaları

Sporların altında yatan mücadele ve rekabet duygusunun keskin bir şekilde farkına varmanızı sağlayan dövüş sanatları ve savunma sporları, fiziksel faydaların yanı sıra kişisel gelişim unsurlarının kazandırılmasında da oldukça etkilidir. Formunu koruma, kas ve fiziksel gelişimi sağlama, kendini savunmayı öğrenme, rakibe saygı duyma, benlik saygısı, kendine güven ve kendini kontrol etme gibi açılardan pek çok avantajı olan dövüş sanatları ve savunma sporları; belirli kurallar. Yaptığınız spora özel tasarlanmış kural ve teknikleri bilerek bu spora gitmenizi öneririz. Bu kurallar, spor standartlarını belirleyen kuruluş olan AAU tarafından oluşturulur.dövüş sporları, savunma sporları, savunma sporlarının faydaları

Amatör Spor Birliği; Doğa sporlarından dövüş sanatlarına kadar tüm spor dallarının kurallarını ve ekipman standartlarını belirlemekten sorumlu kuruluştur. Dövüş sanatları ve savunma sporları ile ilgileniyorsanız öncelikle zihinsel ve psikolojik dayanıklılık gerektiren bir performans sergilemeniz gerektiğini söyleyelim.

Dövüş sporları ve kuvvet antrenmanı;

Birbiriyle tamamen alakasız görünse de, kuvvet antrenmanı, dövüş ve savunma sporlarındaki performansınızı önemli ölçüde artıracaktır. Zorlu bir spor yani bir kişinin gösterebileceği en iyi performansı sağlaması gereken bir dövüş sporu olması, kuvvet ve hızı kullanabilme yeteneği ile doğrudan ilişkilidir. Dövüş sanatlarında ve dövüş sanatlarında yaygın olarak bulunan bir yanılgı; Kuvvet antrenmanı, bir kişinin kas hacminde bir artış olup, vücudu hantal hale getirir. Ancak sanılanın aksine doğru uygulandığında kuvvet antrenmanları üst düzey mücadele ve savunmaya katkı sağlayacaktır.

Ağırlıklarla düzgün antrenman yapıyorsanız; Daha fazla güç, daha yüksek hız ve çeviklik, daha güçlü yumruklar ve tekmeler, daha yüksek atlamalar ve daha az yaralanma riski gibi birçok fayda olduğunu göreceksiniz. Çok az tekrarla ağır ağırlıkları kaldırarak dövüş ve savunma sporlarında daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz. Ayrıca bu teknikle çalıştığınızda kas hacminde büyük bir artış olmayacaktır. Güç kazanacak ve sinir sisteminizin kaslarınızı daha iyi koordine etmesine izin vereceksiniz.

Dövüş ve defans sporlarının üzerimizdeki etkisi;

Dayanıklılık, kuvvet, sürat, sürat, çeviklik, esneklik, hareketlilik gibi psikomotor yeteneklerin gelişimini sağlayan dövüş ve savunma sporları; Sağlığımız için hem zihinsel hem de fiziksel olarak birçok yönden faydalıdır. Tüm bunların yanı sıra dövüş ve defans sporları ile uğraşanların ihtiyaç duyabileceği boks ekipmanlarını sitemizde bulabileceğinizi hatırlatırız. Düşündüğünüzün aksine, daha önce sizi kolayca kızdırabilecek olaylar karşısında daha sakin olduğunuzu göreceksiniz. Tüm olasılıkları değerlendirin ve yaptığınız sporun faydalarını takdir edin ve kendinize güvenin. Dengeyi korumak, derin bir nefes almak ve çevreden uzaklaşmak çok önemlidir.

Kavga ederken içgüdülerinizi dinleyin. Ayakta durmak, savaşmak veya koşmak bu durumlarda içgüdüsel tepkilerdir. Ancak hangi tarafı seçeceğinizi sadece tahmin edebiliriz. Çözümünüzü destekleyecek fiziksel donanıma sahip olduğunuz için endişelenmenize gerek yok. Günlük koşuşturmaca temponuzun neden olduğu gizli stresi dövüş sanatları ve sporla atabilirsiniz. Herkese, havaya uçurduğun iş arkadaşından, yolda gördüğün bir yabancıdan, trafik sıkışıklığında yanındaki arabanın şoföründen, hatta bulunduğun çevredeki bakkaldan herkese karşı daha ılımlı olduğunu göreceksin.

Kendinizi kaotik bir ortamda bulduğunuzda, dövüş sporu yapmayan arkadaşlarınız gibi ortamdan ayrılmanın yollarını aramak yerine, yüksek özgüveniniz ile ön plana çıkacaksınız. Çalışmanızı kuvvet antrenmanı ile de destekliyorsanız, diğer taraf için söylenecek pek bir şey olmadığını düşünüyoruz. İş yerinde yorucu bir günün ardından antrenmana gitmek ilk başta zor olsa da, egzersiz yaptıktan sonra yorgun vücudunuza enerjik ve rahatlamış bir zihin eşlik ettiğini göreceksiniz. Ayrıca, bir canlılık ve yüksek motivasyon hissinin farkına vardığınızda, tekrar spor salonuna gideceğiniz anı dört gözle beklediğinizi unutmayın.

Kemik Sağlığı Nasıl Korunur ve Neden Önemli

Kemik vücudumuzdaki en sert dokudur; Kalsiyum, fosfor, çinko ve magnezyumdan oluşan kompozit bir malzemedir. Kemik sağlığı özellikle yaşlılıkta önemlidir. Vücudumuzdaki hemen hemen tüm kalsiyum kemiklerde ve dişlerde bulunur. Hayatımızın ilk yirmi yılında kemik oluşumunun %90’ı gerçekleşir. Yaşla birlikte kemik yapısı gelişimini maksimum 35 yaşına kadar tamamlar. Kemikler genç yaşta güçlenir. Ancak insanlar yaşlandıkça hastalıklardan ve çevresel faktörlerden daha fazla acı çekerler ve bu nedenle kemik yapıları zarar görebilir. Özellikle kadınlarda yaşlılığa bağlı hormonal değişikliklerden sonra kemik kaybı oluşmaya başlar. Sağlıklı kemiklere sahip olmanın sağlıklı bir yaşta yaşamak anlamına geldiğini hatırlatırız.kemik sağlığını koruma, kemik sağlığı nasıl korunur, kemik sağlığını koruma yolları

Kemik sağlığını korumak için diyet önerileri;

Magnezyum içeren besinler kemik sağlığı için oldukça etkilidir. Kemikleri güçlendirmek ve dayanıklılığı artırmak için magnezyum içeren besinler tüketilmelidir. Tam buğday, marul, yulaf ezmesi, bezelye, balkabağı, şeftali, mercimek, kuru erik ve fındık yiyebilirsiniz.

Muz yemek en çok tavsiye edilen besinlerden biridir; Sodyum açısından vücuttaki su dengesinin korunmasına yardımcı olduğu için bu potasyumu içeren yiyecekleri tercih etmelisiniz.

Kemik sağlığını korumak için yumurta, tereyağı ve çiğ kuruyemiş gibi omega-3 içeren gıdaları seçmek çok önemlidir. Balık ve keten tohumu da omega yağ çubuklarına alternatiftir.

Doğal kalsiyum kaynakları olan süt ve süt ürünleri kemik sağlığı için önemlidir. Bir hatırlatma olarak, badem, incir, hindistancevizi, sarımsak, soğan, mango ve avokado, tüm kalsiyum kaynaklarıdır.

Yağlı balıklar, ciğer ve yumurta da D vitamini ile birlikte yenmelidir. Unutulmaması gereken bir doğal kaynak ve en etkili öneri olan güneş de D vitamini alımında büyük rol oynar. Güneş, etkili bir D vitamini kaynağıdır ve kullanılmalıdır.

Kemik sağlığını korumak için nelere dikkat edilmelidir?

Kemik sağlığı çocukluktan yaşlılığa kadar önemlidir. Ancak sağlıklı kemik yapısına sahip olsanız bile, yaşamın ilerleyen dönemlerinde çeşitli nedenlerle sorunlar ortaya çıkabilir. Kemik yapısı ile ilgili sağlık sorunları yaşamak istemiyorsanız nelere dikkat etmeniz gerektiğinden bahsedelim;

Düzenli egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirmelisiniz. En azından kendinize günlük bir yürüyüş, koşu veya yürüyüş programı oluşturabilirsiniz. Hafif koşu bile kemik sağlığı için çok önemlidir. Koşunuzdan en iyi şekilde yararlanmanızı sağlayacak özel teknolojiler kullanılarak üretilen kadın koşu ayakkabısı ve erkek koşu ayakkabısını seçerek; Sağlığınızı koruyabilir ve koşunuzu daha keyifli hale getirebilirsiniz.

Günde en az 2 bardak süt veya kefir tüketmelisiniz. Ancak kemik sağlığının önemini vurguladığımız için beslenmenize dikkat etmelisiniz. Önerdiğimiz potasyum, kalsiyum, magnezyum ve D vitamini içeren besinleri tüketerek kemiklerinizin sağlığını geliştirebilirsiniz.

En kısa sürede kilo vermeye çalışın. Obezite veya fazla kilo, kemiklerinize taşıyabileceklerinden daha fazla ağırlık verdiğiniz anlamına gelir. Ayak bilekleri, dizler ve kalçalarınızdaki sağlık sorunları zamanla kaçınılmaz olarak gelişeceğinden ideal kilonuza geri dönmeye çalışmalısınız.

Düzenli kontrolleri ve kemik taramalarını ihmal etmemelisiniz. Osteoporoz ile ilgili bir sorununuz yoksa 2 yılda bir, mümkünse her yıl düzenli olarak doktorunuzdan kemik taraması yaptırabilirsiniz.

Sigara içmem. Sigara içiyorsanız, osteoporozlu insanların çoğunun sigara içtiğini unutmayın. Sigara ve bulunduğunuz ortamda içilen sigara dumanından uzak durarak kemiklerinizi koruyabilirsiniz.

Kilo Vermeyi Başaranların Ortak Özellikleri

Hepimizin farklı bir genetik yapısı var. Cinsiyet farklılığı, yaş farklılığı, sağlık durumunun güncel hali gibi farklı faktörler göz önüne alındığında, herkes aynı diyeti uygulayamaz. Bir uzman tarafından hazırlanan sağlıklı beslenme programını bireysel olarak uygulamak gerekir. Ancak kilo verirken bazı sarsılmaz altın kurallar vardır. Bu kuralları bilerek kilo verme sürecini hızlandırabiliriz. Yağ yakıcı besinler yiyerek, düzenli egzersiz yaparak ve bazı yaşam alışkanlıklarınızda yeni düzenlemeler yaparak daha kolay ve kalıcı kilo verebilirsiniz. Farklı vücutlara sahip olmalarına rağmen, kilo vermeyi başaran insanların bazı ortak özellikleri var ve kilo vermek isteyenlere ilham verebileceğini düşündük ve bunları sizin için listeledik.kilo vermeyi başarma, kilo verme ipuçları, nasıl kilo verilir

Kilo Verme İpuçları

  1. Ne yediklerini yazın… Gün içinde az yiyormuş gibi hissedebilirsiniz. Ancak ne yediğinizi not ederek, takip etmeye başladığınızda durumun böyle olmadığını görebilirsiniz. Belki stresli ya da stresli bir anda tatlı bir kaçamak, ya da çok fazla olmadığı için sizi kandıran yüksek kalorili atıştırmalıklar… Unutmayın, nerede yanlış yaptığınızı anlamanın en kolay yolu ne yediğinizi yazmaktır.
  2. Çevreden destek almak… Kilo vermeye karar vermiş kişiler sosyal çevrelerinde destek ararlar. Bu da kendisi gibi kilo vermek isteyen diğer kişilerle koordineli hareket etmek için oldukça motive edicidir. Kilo vermek isteyen kişilerin yakın çevrenizde bulunması; Bu, insanların sizi yanlış beslenme konusunda uyaracağı, egzersiz yapmaya teşvik edeceği ve sizinle birlikte yaşadığınız duyguları hissetmeniz anlamına gelir. Deneyimlerinizi paylaşabilir ve bilgi alışverişinde bulunabilirsiniz.
  3. Sağlık ve Spor Uygulamalarını İndirmek… Teknoloji çağında yaşıyorsak mutlaka faydalarından faydalanmalıyız. Akıllı telefon ve tabletlerinize indirebileceğiniz birçok sağlık ve spor uygulaması bulunmaktadır. Neyi ve ne kadar tüketeceğinizi bilmiyorsunuz ya da diyetiniz için çaba sarf etmek için bu tür uygulamaları kullanabilirsiniz. Su içmeyi unuttuğunuzda size hatırlatabilecek, yiyeceğiniz yemeğin kalorisi hakkında bilgi verebilecek uygulamaları tercih edebilirsiniz.
  4. Porsiyonları azaltmak… Araştırmalar bunu gösteriyor; Besinlerde tükettikleri porsiyonu azaltan obez hastalar, ayda en az 4-6 kg. kilo kaybetmek. Günlük porsiyonlarınızı azaltmak, günlük aldığınız kalori miktarını doğrudan etkilediği için kilo vermenize yardımcı olacaktır. İlk birkaç gün zorlanabilirsiniz ancak mideniz kısa sürede yeni gıda miktarına uyum sağlayabilecektir.
  5. Yavaş Yiyin ve Çiğneyin… Hızlı yemek sadece bağırsak rahatsızlıklarına neden olmakla kalmaz, aynı zamanda sindirim sistemi ve mideyi de rahatsız eder. Ayrıca hızlı tüketilen besinlerden dolayı hormon sistemi bozulabilir. Beynin mideden tam bir sinyal alması 20 dakika sürer. Yani yemeye başladıktan yaklaşık 20 dakika sonra kendinizi tok hissedeceğiniz için yavaş yemek, gereksiz yiyecek ve kalori almanızı engelleyecektir.
  6. Metabolik hızın başlaması… Metabolizma vücudumuz için çok önemli bir sistemdir. Yavaş bir metabolizma kilo alımına yol açacağı gibi kilo vermeyi de zorlaştıracaktır. Bu nedenle, metabolizma hızınızı nasıl artıracağınızı öğrenmelisiniz. Bol su içmek, düzenli egzersiz yapmak, içecekler ve yeşil çay gibi metabolizmayı hızlandıran yiyecekler hakkında bilgi edinmek kilo kaybına önemli ölçüde katkıda bulunur.
  7. Pozitif düşünce ve inanç… İnsan aklı inanmadığı şeye ulaşamaz. Donanım kilo vermeye başlamadan önce hazırlanmalısınız. Kendinizi psikolojik olarak hazır hissetmeniz çok önemlidir. Şüphelenme. Kendinize bir hedef ağırlık belirleyin ve bunu başarmak için sıkı bir şekilde savaşın.

Kilo vermek için bilmeniz gerekenler;

Aç kalarak kilo verebileceğinize inanmayın. Aç kalarak değil, sadece günlük besin ihtiyacınızı belirleyerek kilo verebilirsiniz!

Yağsız yiyecekler yemeyin. Yağları hayatınızdan tamamen çıkarırsanız büyük bir hata yapıyorsunuz demektir. Hayvansal yağlar yerine sağlıklı bitkisel yağlar veya zeytinyağı tüketmek iyi bir seçenektir.

Egzersiz yapmayı unutmayın… Ekipmanlarla yoğun bir antrenman programı yapmak istemeseniz bile, her gün düzenli olarak koşu ve yürüyüş yapmak kilo verme sürecinde çok önemlidir. Şık ve çok rahat koşu spor giyim seçenekleri ile kendinizi motive edebilirsiniz.

Her gün pratik yaparak süreci hızlandırmaya çalışmayın. Kilo vermek isteyenlerin kullandığı kardiyo programlarından en iyi şekilde yararlanmak istiyorsanız; Vücudunuza dinlenmesi için zaman vermelisiniz.

Kilo Vermeye Zihinsel Olarak Hazır Mısınız?

Son zamanlarda çok fazla yediğinizi ve kilo vermeniz gerektiğini fark ettiniz. Araştırdınız ve size uygun bir beslenme programı hazırladınız. Ancak bu duruma zihinsel olarak hazırlanmadıysanız, başlamak için Pazartesi’yi bekleyecek, belki de bir sonraki Pazartesi’den önce bitireceksiniz. Kilo vermenin önündeki en yaygın engel, zihnin buna hazır olmamasıdır. Hazırlanan beslenme ve diyet programları beslenmede yardımcı olsa da ne yazık ki psikolojik hazırlık için yeterli değildir. Motive olmuş bir zihin, olumlu bir bakış açısı ve kararlılık, kilo vermede en iyi rehberleriniz olmalıdır. Kilo verirken karar vermek zihinsel bir işlevdir, bu yüzden nasıl düşüneceğinizi ve nasıl yapacağınızı bilmeniz gerekir. Diyetin yanı sıra kilo vermeye zihninizi nasıl hazırlayacağınızı sizler için araştırdık.kilo verme, kilo vermeye hazırlık, kilo vermeye zihinsel hazırlık

Zihni kilo vermeye hazırlamak için ne yapabiliriz?

  1. Hedefinizi zihninizde canlandırın… Son zamanlarda sıklıkla karşılaştığımız bir kavram olan hayal gücü, bu dönemde size çok faydalı olacaktır. Net bir hedefe sahip olmak ve bunu başarmanın sonuçlarını görselleştirmek, bu etkinlik için size ilham verecektir. İster tartıda görmek istediğiniz numara, ister kendinizi hayal ettiğiniz elbise… Her ne ise, bir amacınız olsun. Zihninizde kilo vermeyi düşünmenin de güçlü bir motivasyon kaynağı olduğunu göreceksiniz. Zihin, hayal edebileceğiniz her şeyin gerçekleşmesine izin verir. Eğer hayal edebiliyorsanız, hedefinize yakınsınız demektir. Evrensel enerji yasalarına göre, temsil ettiğinizi veya temsil ettiğinizi elde etmeniz çok daha kolay hale gelir.
  2. Kendinizi zorunlu hissetmeyin… Kilo vermek zorunda hissettiğiniz için kendinizi zorlamamalısınız, bu sizi zihinsel olarak kendinizi tamamen uzaklaştırmaya zorlayacaktır. Bu kilo vermem, kilo vermem, ince bir vücuda sahip olmam gerektiği anlamına gelmez; “Kilo vereceğim, zayıf görünmek istiyorum” gibi motivasyon cümleleri ile kendinizi zihinsel olarak hazırlamalısınız. Arzu cümleleri motive etmeye yardımcı olur ve komut cümleleri bastırır. Zihninize bunu yapmasını söylediğiniz zaman direnmeye ve ters yönde hareket etmeye başlar. Bu nedenle, zihin gibi daha rahat bir şekilde davranmayı öğrenmelisiniz.
  3. Sabırlı olun… Kilo verme sürecinin uzun sürdüğünü varsayarsak, işlerin yolunda gitmeyebileceğini de göz önünde bulundurmalıyız. 1 ay sonra 3 kiloyu hedeflediğiniz kiloda tutarak ayı bitirebilir veya yoğun iş temposundan öğle yemeğine gidemeyebilirsiniz. Bu gibi beklenmedik durumlarda stres ve baskı en tehlikeli durumlardır. Aksine, bazı olağanüstü durumlara hazırlanırsanız, sadece o gün sorun yaşarsınız. Ancak sinirlenir ve diyetinizi bozarsanız tüm çabalarınız boşa gidecektir. Bazı durumlarda kendinize karşı sabırlı davranarak süreçten uzaklaşmamalısınız.
  4. Unutmayın ki bu geçici bir süreç… Kilo vermek istediğiniz dönemin mutlaka bir gün biteceğini unutmayın. Kendinizi umutsuz, yorgun ve çaresiz hissetmenize gerek yok. İdeal kilonuza ulaşana kadar beslenmenize biraz daha özen göstermeniz gerekebilir ancak istediğiniz kiloya ulaştıktan sonra ancak haftalık düzenli egzersiz yaparak ve sağlıklı beslenmeye devam ederek rahatlayabilirsiniz. Üstelik kendinize olan güveniniz yükseldikçe istediğiniz kıyafetleri giyebilmenin verdiği mutlulukla dişlerinizi biraz gıcırdatmak zorunda kalabilirsiniz. Süre sonunda her şeyin istediğiniz gibi olacağını düşünerek kendinizi motive edebilirsiniz.
  5. Gerçekçi hedefler için çabalayın… Özellikle kilo verme sürecinde asla aldanmayın. Duruma gerçekçi bir gözle bakın, ayda 10 kilo vermeyi hayal etmek yerine 4 kilo vermeye çalışın. Böylece sağlığınızı bozmaz ve ay sonundaki tabloyu gördüğünüzde hayal kırıklığına uğramazsınız. Düşük kilo olarak hesaplayın, beklediğinizden daha fazla kilo verirseniz, zaten motive hissedeceksiniz.

Doğal Vitamin Kaynakları Nelerdir?

Vücudun mekanizmasının istikrarlı bir şekilde çalışmaya devam etmesi için ihtiyaç duyduğu tüm vitamin ve mineralleri düzenli olarak almamız gerekir. Hayati vitamin ve mineral desteğini en doğal yöntem olan beslenme ile sağlayabiliriz. Çeşitli olumsuz durumlara ve sağlık sorunlarına neden olan vitamin eksiklikleri durumunda, diyet çeşitliliği faktörünü kullanarak kolayca yenileyebiliriz. Doğru ve sağlıklı beslenmeyi öğrenirseniz ve hangi gıdadan ne kadar değer alabileceğinizi bilirseniz yeni bir yemek planı oluşturabilirsiniz. Ne kadar doğal ve sağlıklı olursa olsun, sağlıklı beslenme için sadece yemek yeterli değildir. Birkaç çeşit besin tüketmeyi alışkanlık haline getirirseniz, vücudunuz gerekli değerleri gereken düzeyde alamayacaktır. Bir hatırlatma olarak, beslenme programınızda ne kadar çok alternatif varsa, o kadar dengeli besleneceksiniz.doğal vitamin kaynakları, vitamin kaynakları nelerdir, vitaminler ve kaynakları

Yemek çeşitliliği ne demek?

Her besin grubunu vücudun ihtiyaçları doğrultusunda düzenli olarak yemeye diyet çeşitliliği denir. Tek tip beslenmekten ve daha az yemek yemekten kaçınmalıyız. Tükettiğimiz gıdalardan elde edilen vitamin ve minerallerin düzeyi; Vücudumuzun enerji, büyüme, gelişme ve sağlık için ihtiyaç duyduğu düzeyde olmalıdır. Aynı zamanda, çeşitli gıdalar çok çeşitli besinler içerir; Ayrıca aroma, tat, koku, renk algısı gibi detaylar sayesinde yemeklerinizi daha keyifli hale getirecektir. Alanında Uzmanlar; Ülkemizin beslenme durumu ve ülkemizde yetişen doğal ürünlerden yola çıkılarak “Dört yapraklı yonca” olarak tanımlanan temel bir besin grubu oluşturulmuştur. Endeks yoncasında yer alan besin grupları; et, yumurta, süt, baklagiller, sebze ve meyveler, tahıl ve hububat grubu, yağ-şeker grubu.

Besin çeşitliliğini oluşturan besin grupları;

“Et, Yumurta, Bakliyat” Grubu… Baklagiller lifli yapıları nedeniyle en sağlıklı besinler arasındadır. Ayrıca bu grubun ürünlerini tüketerek; B1, B12, B6, A vitaminlerinin yanı sıra protein, çinko, fosfor, magnezyum ve demir yönünden de etkilidir. Bu besin grubundaki besinlere örnek olarak tavuk, balık, et, nohut, kuru fasulye, mercimek, ceviz, badem, fındık, yer fıstığı verilebilir.

Süt grubu… Bu gruptaki ürünler yüksek protein içeriği ile bilinir. Dolayısıyla kemik sağlığı ve gelişimi için son derece faydalı bir besin grubu olduğu söylenebilir. Her şeyin yanı sıra fosfor, B12 ve B2 vitaminleri içerdiğinden düzenli olarak tüketilmelidir. Bu grup, süt, yoğurt ve bu ürünlerden elde edilen ayran, kefir, süzme peynir ve süzme peynir gibi ürünleri içerir.

Sebze ve meyve grubu… Mineral ve vitamin yönünden oldukça zengin olan bu besin grubu, bitki ve meyvelerin yenilebilen tüm kısımlarından oluşur. Folik asit, A, E, C, B2 vitaminleri, kalsiyum, potasyum, demir ve magnezyum içeren bu grup, antioksidan özelliklere sahip gıdalardan oluşmaktadır. Bu element grubunun vücudumuzdaki zararlı maddelerin atılmasında önemli bir rol oynadığını da hatırlatmak isteriz.

Hububat ve ekmek grubu… Bu grupta buğday, pirinç, mısır, çavdar ve yulaf; Bu besin değeri açısından önemli bir gruptur. Bu grup un, bulgur, kıyılmış buğday ve bu ürünlerden elde edilen cips gibi ürünleri içerir. Tahıl grubu, protein açısından yüksek olan az miktarda yağ içerir. B, B12 ve B1 vitaminlerinin yanı sıra E vitamini de bu gruptaki besinlerden alınabilir.

Yağlar ve şekerler grubu… Unutulmamalıdır ki, yukarıda saydığımız tüm besin gruplarından elde edilen bu grup, E ve A vitaminleri açısından oldukça zengindir. Bilmeliyiz ki şekerin en doğal ve sağlıklı kaynağı olan şekerdir. basit karbonhidratlar arasında meyveler yer alır.

Mor Besinler Sağlık Dağıtıyor

Mor renk tonuna sahip doğal ürünler, yüksek konsantrasyonda güçlü bitki bileşikleri içerir. Bu bileşiklere antosiyaninler denir; Bu, yiyeceklere sadece mor bir renk vermekle kalmaz, aynı zamanda onları sağlıklı kılar. Sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazı olan sebze ve meyveleri tüketirken, tükettiğiniz besinlerin rengine uygun maddeler içerdiğini bilmelisiniz. Beslenme uzmanlarının düzenli olarak önerdiği mor gıdalar, sağlığımıza tahmin edebileceğinizden çok daha fazla katkıda bulunur.mor besinler, mor besinler faydaları, mey sebzelerin faydaları

Gıdalara renk veren fitokimyasal olarak bilinen bu maddenin insan sağlığı üzerinde çok farklı etkileri vardır. Karpuz, domates gibi besinlere renk veren likopen örneğini verebiliriz. Likopen, prostat kanseri ve osteoporoz gibi birçok sağlık sorunu için faydalıdır.

Mor gıdalarda bulunan antosiyanin, hücre hasarını önlemeye, yaşlanmayı yavaşlatmaya ve kalp hastalığı ve kanser riskini azaltmaya yardımcı olur. Sağlık açısından birçok faydası olan mor gıdalar söz konusu olduğunda, sebze ve meyvelerin yanı sıra tahılları da düşünmelisiniz. Tahıllar da dahil olmak üzere birçok mor gıda vardır.

Mor gıda türleri ve sağlığa faydaları;

  1. Siyah incir… Halk arasında siyah incir olarak anılsa da mor renkli bir incirdir; Doğal şekerler, mineraller ve çözünür lif açısından çok zengindir. Potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, bakır gibi minerallerin yanı sıra vücudumuz için önemli olan A ve K vitaminleri açısından da zengindir.

Hipertansiyonu dengeler, toplam kolesterolü düşürür, uzun süre tok hissetmenizi sağlar, kemikleri güçlendirir, kolon kanserini önler, kalp sağlığını iyileştirir, meme kanserini önler, kabızlığı giderir, sindirim sistemine yardımcı olur.

  1. Böğürtlen… İlk akla gelen mor meyvelerden biri olan böğürtlen çok güçlü bir antioksidandır. C vitamini, folat, magnezyum, potasyum ve magnezyum gibi lif ve makro besinler içeren böğürtlen, eşsiz lezzetiyle diğer meyvelerden kolaylıkla ayırt edilir.

Hücreleri aşınma ve yıpranmadan korur, vücutta enfeksiyon ve iltihaplanmaları önler, kansere karşı korur, kalp hastalıklarını iyileştirir, kilo vermeye yardımcı olur, beyin sağlığını güçlendirir, kemiklere faydalı, cildi güzelleştirir.

  1. Mor Lahana… Antioksidan özelliği ile bilinen mor lahana, sağlık için düzenli olarak yememiz gereken besinlerden biridir. Mor Lahana Özü, kaempferol, kersetin ve para-kumarik asit dahil 47 güçlü bitki bileşiğinden oluşur.

Bağışıklık sistemi için çok etkilidir, vücudun hastalıklara karşı direncini arttırır, baş ağrılarının giderilmesine yardımcı olur, yüksek kükürt içeriğinden dolayı akne ve sivilce gibi cilt problemlerinin önlenmesinde güçlü etkiye sahiptir.

  1. Ejderha Meyvesi… Mor tonları ve tropik dokusuyla bilinen ejder meyvesi, zengin bir antioksidan kaynağıdır. Lifli yapısı nedeniyle sindirim sistemi için etkili olan bu meyve, C vitamini ve demir açısından güçlü bir besindir.

Kilo vermeye yardımcı olur, şeker hastalarında şeker kontrolünü ve dengesini sağlar, kolesterol seviyelerini düşürür, enerji seviyelerini yükseltir, kanser ve kalp hastalıklarına karşı korur. Ayrıca vücudu mantar ve bakterilerden koruyarak genel sağlığı destekler.

  1. Patlıcan… Mor yiyeceklerden bahsedildiğinde patlıcandan bahsetmek gerekir. Yemek kültürümüzde sıklıkla kullanılan patlıcan hakkında yeterli bilgiye sahip miyiz? Patlıcan; Fosfor, A vitamini, kalsiyum, demir, B1-B2-B3-B6 vitaminleri, C vitamini ve sodyum içerir.

Kalbi korur, kanser riskini en aza indirir, kansızlığı önler, beyin fonksiyonlarını güçlendirir, sindirim sistemine yardımcı olur, kemik sağlığını güçlendirir, kemikleri uzun süre lif bakımından yüksek tutar, vücuttaki fazla suyu uzaklaştırır ve güçlü bir idrar söktürücüdür.