ÇOK EŞLİLİĞİN GETİRDĞİ SAĞLIK SORUNLARI

BEL SOĞUKLUĞU : Sık sık idrara çıkma, idrar yaparken ağrı, akıntı gibi belirtileri vardır. Bakteri kaynaklı, cinsel yolla ,kolay bulaşabilen bir hastalıktır. Kadınlar, daha çok, taşıyıcı konumundadır. Erkekte, klinik belirtiler daha şiddetlidir. Sadece oral ilişki ve anal ilişki etkinliği olan kişilerde hastalığın hiçbir klinik belirtisi olamayabilir. Bu kişilerde anal bölgede büyük tuvalet sırasında, ağrı, yanma şikayetleri olur. Hastalığın gözlerde yayılması ile gözde hafif iltihabi durum oluşur. Hastalık cinsel eşlerin muayenesi ve her ikisine de tedavi verilmesi ile iyileşir. Hastalık tamamen iyileşmeden partnerlerin ilişkide bulunmaması şarttır. ( Bkz. Cilt hastalıkları linki- Cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusu )

FRENGİ : Bakteri kaynaklı bir hastalıktır. Frengi,16.yy.’ın başlangıcında Avrupa’da yapmış olduğu salgın nedeni ile tanınmıştır. Daha çok hastalığın Amerika’dan Avrupa’ya, Christophe Colombe’un gemisinin İspanya’ya dönüşü sonrasında yayıldığı kanısı vardır. İspanya’ya dönen gemiciler hastalığın İspanyol kadınlarına, sonra da askerlere geçmesine neden olmuşlardır. Hastalık daha sonra İsviçre,Almanya gibi diğer Avrupa ülkelerine yayılmıştır. Ayrıca Portekiz gemicileri hastalığı başka ülkelere yaymışlardır ( Çin, Hindistan, Japonya ). Türkiye’de frenginin, hangi tarihte ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemektedir.Türkiye’de frenginin yaygın olarak yayılmaya başlaması Kırım savaşından sonradır.

Hastalık genital bölgede, anüs dil ve dudaklarda ağrısız yaralarla başlar. Kasıkta lenf bezlerinde büyüme olur. Sonraki safhalarda; vücutta (ayak tabanı,el ayası ) döküntüler, ateş, baş ağrısı, kemik, eklem ağrısı ortaya çıkar. Mikrop vücuda daha çok cinsel ilişki yoluyla ciltteki sıyrık ve çatlaklardan girer. Ayrıca hamile kadından bebeğe ve kandan da bulaşır. Frenginin belirti vermediği bir ara dönemi vardır. Bu klinik belirti vermediği dönemde,teşhis kan testiyle olur.

Frengi tedavisi iyi yapılmamışsa yeniden ortaya çıkar. Tedavi olmamış hastalarda hastalık vücudu sarar.Kemikler, kalp, beyin gibi iç organlar etkilenir. Hastalık erken teşhis edilirse bütünüyle iyileşir. Ancak tedavi edilemez ise yıllarla ölüme varan sonu vardır. Hamile anneden bebeğe geçtiğinde, sakat doğumlar yada ölümler olur. İlk ve ikinci safhada hastalık, tedavi edilir ve kan testleri ile hastalığın evreleri kontrol edilirse bile hastaların bu dönemlerde, cinsel ilişkiye girmeleri bulaştırıcılık yönünden tavsiye edilmez. Kan testleri 1 yıl boyunca aralıklarla tekrar edilmelidir. ( Bkz.Cilt hastalıkları linki-Cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusu )

VİRÜTİK SİĞİLLER : Zührevi siğiller cinsel yolla,virüs yoluyla bulaşır. Hamile ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilere bulaşma riski daha yüksektir. Kadınlarda sıklıkla ; genital dudaklarda, rahim ağzında, anüs civarında, erkeklerde sıklıkla ; penis,skrotum ve anüs civarında görülür. Zührevi siğillerden acısız ve en modern şekilde arınma tekniği Kryotherapie’dir ( Bkz. Dermatolojik müdahaleler linki-Kryoterapi konusu ). Ard arda yapılan seanslar ile hasta siğillerden kurtulabilmektedir. Tedavide dikkat edilecek husus çiftlerin her ikisine de Kryotherapie uygulanmasında yatmaktadır.

Siğillerin deriden bu tedavi ile uzaklaşmasına rağmen, kadın hastalar için rahim ağzı kanseri yönünde her altı ay yada yılda bir kere Pap-smear testi şart koşulmalıdır ( Bkz. Ana sayfa-Rahim ağzı kanseri aşısı konusu ).

GENİTAL UÇUK : Virüs kaynaklı bulaşır. Erkeklerde ilk belirtiler ; peniste skrotumda, anüste, bacaklarda acı ve kaşıntı ile başlar. Su toplamış görüntüde yaralar, sonradan açık yaralar haline dönüşür. Kadınlarda ilk belirtiler ; genital üçgen bölge, genital iç dış dudaklar, rahim ağzı girişinde su toplayan, ağrılı yaralarla ortaya çıkar. Kasıklarda lenf bezlerinde şişmeler olabilir.Tedavide kullanılan ilaçlara rağmen çoğu zaman nüksler olur ( Bkz.Cilt hastalıkları linki-Uçuk konusu ).

AIDS : Bağışıklık sistemimizi altüst eden cinsel yol, kan, kan ürünleri, hamile anneden bebeğe geçebilen hastalıkta, ilk belirtiler ; lenf bezlerinin şişmesi, hafif seyreden ateş, yorgunluk, kilo kaybı, terleme, ağız içinde ve ciltte çıkan farklı yaralardır. AIDS hastaları, HIV virüsünün vücuda girmesinden, 8-10 yıl kadar sonrasında, sağlıklı bir yaşam sürdürebilirler. Kan testleri ile teşhis konur. Tedavisi hala kesin olmayan bu hastalıkta, hastanın yaşam kalitesini arttırıcı ve bağışıklık sisteminin düşmesi nedeniyle ortaya çıkan, fırsatçı enfeksiyonları sınırlayıcı yönde tedbirler alınmaktadır.

Kol Şişmesi Nedir Ve Neden Olur?

 

Kol Şişmesi Nedir?

İnsan vücudunda en çok kullanılan organlardan birisi olan kollarda meydana gelebilen pek çok rahatsızlık bulunmaktadır. Bu rahatsızlıklardan birisi de kol şişmesi olmaktadır. Kol şişmesi sıklıkla rastlanılan rahatsızlıklardan birisi olmaması ve ender görülmemesi yüzünden; toplumun bu rahatsızlık ile ilgili bilgisi oldukça azdır. Sanılanın aksine oldukça ciddi bir sorun olan kol şişmesi, kimi zamanlarda sadece tek kol üzerinde kimi zamanlarda her iki kolda da meydana gelebilmektedir.

Bu rahatsızlık aynı zamanda kolun belli bir bölgesinde kendisini gösterebildiği gibi tüm kol üzerinde de görülmesi mümkündür. Genellik ile ortopedik sorunlar nedeni ile meydana gelen kol şişmesi aynı zamanda toplardamar ve atar damarlarda ortaya çıkan pıhtılaşma sonucunda da oluşur. Özellikle bu rahatsızlıkta hasta hızlı bir şekilde sağlık kuruluşlarına müracaat etmeli ve sorunun kaynağı öğrenildikten sonra doktor kontrolünde tedavilere başlanmalıdır.

Kol Şişmesi Neden Dolayı Meydana Gelir?

Kol şişmeleri vücutta ki pek çok farklı nedenden dolayı oluşabilmektedir. Bunun yanı sıra oldukça farklı bir rahatsızlık türü olan kol şişmesinde bazı hastalarda; rahatsızlığın sebebi dahi tespit edilememektedir. Fakat genellikle kol şişmesinin oluşması;

* Sigara, alkol ve madde bağımlılığı,

* Düzensiz beslenme ve hareketsiz yaşama,

* Her hangi bir bölgede yaşanan romatizma ve kireçlenme sorunları,

* Psikolojik rahatsızlıklar ve yoğun hayat temposu,

* Sinir ve kasların tahrip olması veya zedelenmesi,

* Enfeksiyon ve bakteri oluşumları,

* Kan akışı bozuklukları ve damar rahatsızlıkları,

nedenlerinden dolayı meydana gelmektedir. Özellikle bayanlarda görülen bu rahatsızlığın kendisini en çok gösterdiği yaş aralıkları 21 ile 45 yaş olmaktadır. Bu anlamda kol şişmesi rahatsızlığı ile sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların büyük çoğunluğunda; kollar üzerinde yoğun baskı olması nedeni ile oluşan ödemler, kas yırtılmaları veya sinir zedelenmeleri, çeşitli yaralar sonucunda kola yayılan enfeksiyon ve bakteriler bu rahatsızlığın oluşumunda neden olan faktörler arasında yer almıştır.

Genellikle damar bölgelerinin en belirgin olduğu ve dirsek bölgesinde meydana gelen kol şişlikleri; yoğun ağrılara, kolda morarma ve kızarıklıklara neden olmaktadır. Aynı zamanda zamanla büyüyen ve kolun işlevini engelleyen şişlik sayesinde teşhisi kolaylıkla yapılabilmektedir.

Porselen Diş Dolgusu

Porselen Diş Dolgusu

Anından da anlaşıldığı üzere porselen ham maddesinden yapılan estetik dolgu türüdür. Dişlerde başta çürüme ve kırılmadan dolayı dişin bir miktarının kaybedilmesi durumunda onu tamamlamak için kullanılan dolgu malzemeleri arasında yer alır.

Porselen dolgu porselen kaplama değildir !
Herkes porselen dolgu dediğinde porselen kaplama aklına geliyor. Maalesef durum bu. Ama bilmenizi isteriz ki porselen kaplama ayrı, porselen diş dolgusu aynı bir şeydir. Porselen diş dolguları sadece bir veya birkaç diş için ölçüsü alınıp hazırlatılan ve sonra hastanın dişlerine yapıştırılan bir maddedir. Yani dişlerde bir kesilme ihtiyacı olmaz. Dişlerinize dokunulmaz. Dişte en fazla çürük var ise, o bölge çürüklerden temizlenecek kadar dişinizde eksilme olacaktır.

Estetik porselen dolgu nasıl yapılır
Porselen dolguya karar verildikten sonra dişteki çürük temizlenir. Kırılma var ise de bir düzenleme yapılması gerekebilir. Bunun ardından dişin mutlak ölçüsü alınır. Bu alınan ölçüye göre laboratuar da bu ölçüye göre porselen dolgu hazırlanır. Bu ölçü ile yapılan porselen dolgu iyi bir hijyen ve en kaliteli yapıştırıcı ajanlar ile dişin eksik olan kısmına yapıştırılır.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus dişi iyi temizlenip yapıştırmaktır. Eğer iyi yapıştıramaz isek, dolgu düşebilir. Burada hekimin titizliği ve bu işte ki pratikliği devreye girer. İyi bir çalışma ile porselen dolgu dişe yapıştırılır. Ömrü 5-10 yıl gibi uzun bir aralıkta değişiklik gösterir.

Porselen diş dolgusunun avantajları
Porselen diş dolgusu kompozit dolgulara göre biraz daha kuvvete karşı dayanıklı diyebiliriz. Ama iyi yapıştırılmış bir porselen diş için tabi ki… Bunun yapından kendi öz dişlerinizi iyi taklit etme özelliği de vardır. Bu yüzden doğal bir diş dolgusu diyebiliriz.

Işığı geçirmesi ve diğer insanlar tarafından fark edilmez olması bu dolgunun tercih sebepleri arasında yer alır. Her iki dolgu türü de aşa yukarı aynı sonucu verir. Tamamen tercihler ve dişteki travmaya göre tedavi şekli belirlenir. Burada hastanın istekleri de çok önemlidir. Estetik porselen diş dolgusu için iki kere doktorunuzu ziyaret etmeniz gerekir. Birinci gidişinizde ölçü alınması ve dişlerin temizliği, 2. gidişinizde ise hazırlanan porselen dolgunun yapıştırılması yapılır.

Porselen dolgu hangi durumda uygulanır
Porselen dolgular çürümeden dolayı azalan dişi tamamlamak için kullanılır. Aynı zamanda dişte fiziksel çarpmalardan dolayı kırılmalar meydana gelebiliyor. Bu durumda da porselen diş dolgusu yapılabilir. Aynı şekilde estetik bir gülüş elde etmek için de bu dolgu türü sıklıkla kullanılır.

Porselen dolgular çürür mü
Porselen dolgular ilerleyen yıllarda porselen oldukları için çürümez. Bu porselen maddenin özelliğidir. Aynı zamanda yediklerinizden ve içtikleriniz den kalan artıklar dolgunun üzerine yapışmaz. Bu sayede ağız içi hijyenine yardımcı olurlar. Porselen dolgu renk değiştirmesi çok zordur. Bu yüzden düzgün fırçalama ve bakım ile diş dolgusunu uzun yıllar kullanabilirsiniz.

Porselen dolgu fiyatları
Porselen dolgular dışarıda laboratuar ortamında yaptırılır. Klinikte uygulanan dolgular gibi değildir. Maliyet açısından biraz farklılık gösterebilir. Ama doktorlar bunu fiyatlara yansıtmak istemezler. Her durumda verdiğiniz ücret aldığınız hizmete ve ağız içi hijyeniniz için bizce devede kulak kadardır.

Sgk Zirkonyum Diş Kaplaması

Sgk Zirkonyum Diş Kaplaması
Birçok kaplama türü mevcuttur. Porselen kaplamalar, metal kron köprülü kaplamalar vb. Ancak, hiçbir kaplama, zirkonyum kaplamalar kadar kaliteli değildir. Zirkonyum kaplamalar, esnek ve dayanıklı yapısı, ısı geçirimine olanak tanımaması, hoş ve estetik görünmesi ile doğal dişlere en yakın kaplamalar olması sebebi ile, en kaliteli kaplamalar sınıfındadır.Zirkonyum uygulamlarının bu denli kaliteli olması, sgk zirkonyum kaplama diş kavramını ne yazık ki gölgelemektedir. Alanında uzman diş hekimleri taradından gerçekten çok iyi kliniklerde laboratuarda üretilen zirkonyum kaplamalarının ucuz olması da pek beklenemez açıkcası. Ayrıca, metal kron körüler ile oluşturulan kaplamaların sağlayamadığı pek çok avantajı, zirkonyum kaplamalar sağlaması şöyle dursun, metal kaplamaların sebep olduğu kötü görünüş de zirkonyum kaplamalarda gölgelenmektedir. Zirkonyum elementini ele aldığımızda bu elementin, diş minesinin beyazlığına benzer bir beyazlıkta olduğundan söz edebiliriz. Ayrıca, doğal oksitleme işlemleri ile de zirkonyum kaplamanızın beyazlığı ile oynanmamta, böylelikle zirkonyum kaplamalarınız orijinal dişleriniz ile aynı seviyede beyazlık değerine getiriliyor ve kimse sizde kaplamalı diş olduğunu fark etmiyor. Zirkonyumun geçtiği bu aşamaları da göz önünü aldığımızda, ucuz zirkonyum diş kaplama kalıbının ne kadar yersiz olduğunu bir kez daha görmekteyiz.

Kaliteyi ezelden beri ucuza mal etmek mümkün değildi. Bu gerçek ne yazık ki teknolojik gelişmelerde de değişmiyor. En son çıkan bir teknoloji harikası telefonu, ucuza almaya kalksanız o telefon ya çin malı çıkar ya da herhangi bir arızası. Teşhibte hata olmaz, aynı kıyası sağlık teknolojisi için yapmamız mümkün. Sağlık alanında temin edeceğiniz teknoloji ne kadar gelişmiş se ödeyeceğiniz maaliyette o kadar artmaktadır. Bunu ucuza temin etmeye kalkmanız, ne yazık ki kullanışsız bir telefon gibi çöpe atabileceğiniz bir ürüne sahip olmanıza neden olmuyor, doğrudan sağlığınızı etkileyebiliyor. Sağlık sektöründe, yapacağınız hatalar yukarıda da söz ettiğimiz gibi doğrudan sağlığınızı etkilemesi sebebi ile, bu alanda kumar oynama şansınız pek yoktur. Bu yüzden kaliteli teknolojinin en üst dalgası olan, zirkonyum kapalamalar için, SGK zirkonyum kaplama diye bir şey de dolaylı olarak yoktur.

İnsanların pek çoğu zirkonyumun avantajlarının farkına vardıklarında bu teknolojiyi, ucuza mal etmenin yersiz olduğunu anlayacaktır. Gelin yazımızın devam eden kısmında sizlere zirkonyum teknolojisinin avantajlarından söz edelim. Zirkonyum kaplamalar, yukarıda da söz ettiğimiz gibi emsallerinden oldukça farklı kaplamalardır. Zirkon metali, diş etine dost yapıda bir metaldir. Ancak, diş eti rahatsızlıkları olanlara doğrudan bu tedavi yöntemi uygulanmaz. Öncelikli olarak, diş eti rahatsızlığı giderilir, ardından zirkonyum tedavisi uygulanır. Yapılan araştırmalarda görülmüştür ki, zirkonyum metali diş ve diş etlerinize dost, diş eti sağlığı için yararlı bir metaldir.Zirkonyum kaplamalarının avantajları bunlarla da sınırlı değildir. Güçlü zirkon metali, esner özelliktedir. Tıpkı doğal dişleriniz gibi basınç dayanımlarını esneme özelliği ile absorbe ederek, maksimum dayanım sağlamaktadır. Zirkonyumun avatajlarından bahsedip, ısı yalıtım özelliğinden de söz etmemek olmak. Zirkon köprüler ile kaplamalar güçlü, ısı yalıtım özelliğine sahiptir. Tıpkı doğal bir termostat gibi dişlerinizi sıcaktan ve soğuktan korumaktadır. Bu bakımdan özellikle, sıcak-soğuk farkı diş hassasiyeti olan bireyler bu teknolojiyi tercih eder. Ancak, hangimiz kışın dondurucu soğugunda ağzımızı açtığımızda, dişlerimizde ağrıyı hissetmemişizdir ki?

Tüm bu özellikleri ile, zirkonyumu ucuza mal etmek diye bir tabir ne yazık ki olası değildir. Edebiliyorsanız, bile etmeyin! Zirkonyum uygulamaları hassas tıbbi yetenekler isteyen uygulamalardır. Bu sebepten ötürü, ağzınızı ne yaptığını bilmeyen diş hekimlerine açarsanız, zararlı siz çıkarsınız. Ne yaptığını bilen diş hekimleri de kalitelidir ve bu uygulamaları ucuza yapmamaktadır.

Çocuklarda Kekemelik Tedavisi

Çocuklarda Kekemelik Tedavisi

Kekemelik sorunu küçük yaşlardan itibaren başlayan ve insanların toplum içerisinde iletişim kurarken büyük zorluklar yaşamasına neden olan bir problemdir. Kekemeliği konuşma kabiliyetinin, zamanlama ve akıcılıktan yoksun olması sorunudur. Kekemelik çok büyük bir oranda 2-5 yaş arasında, çocuğun çevresel faktörlerden etkilenmesi ile oluşmaktadır. Çocuklarda kekemelik ile ilgili sorunların en büyük nedeni, ailelerinin çocuğa karşı olan tutumudur. Çocuk kekemelik sorunu yaşamaya başladığı anda her ihtimale karşı, uzman bir hekime danışılması da gerekmektedir. Çocuk kekemelik nedenleri arasında fiziksel bozukluklar her ne kadar çok küçük bir oranda da olsa da, yine de hekim muayenesi ile çocuğun fiziksel anlamda bir kusuru olup olmadığı araştırılmalıdır.
Kekemelik nasıl düzelir sorusu, tüm kekemelik sorunu yaşadığı için insanlar ile rahat iletişim kuramayan kişilerin en çok yanıtını aradığı sorudur. Çocuklarda kekemelik nörolojik sorunlardan da görülebilmektedir ancak bu ihtimal en düşük olasılıktır. Bazı çocuklarda kekemelik sorunu ağız yapısından da kaynaklanan fizyolojik bozukluklar nedeni ile gelişebilir. Ancak çocuklarda kekemelik sorunun en büyük nedeni; çocuğun yetiştirildiği ortamda stres olması, konuşurken kaygı içerisinde bulunması, anne babanın çocuktan büyük beklentilerinin olması ve çocuğun konuşması ile dalga geçilerek özgüvenini kaybetmesinin sağlanmasıdır. Bu açıdan çocuklarda kekemelik sorunu oluşmasının bir numaralı nedeni, ailenin çocuk üzerindeki yanlış tutumudur.
Çocuk kekemelik sorunun sadece stres içerisine girdiği ortamlarda yaşamaktadır. Bu nedenle çocuklarda kekemelik cansız eşyalar ile oyun oynarken ya da şarkı söylerken görülmemektedir. Birçok kekeme çocuk, evcil hayvanları severken onlarla son derece akıcı bir şekilde konuşabilmektedir. Bu durum evcil hayvanın kendisini eleştirmeyeceğini bilmesinden kaynaklanır ve bu nedenle herhangi bir kaygı duymayan çocuk çok rahat bir şekilde konuşabilir.
Çocuklarda kekemelik nasıl düzelir sorusunun cevabı, çocuğa yaklaşım tutumunun değiştirilmesidir. Çocuklarda kekemelik doğru yaklaşım ve sabır ile ergenlik döneminde tamamen tedavi edilmiş olan bir sorun haline gelebilir. Çocuk kekemelik sorunu yaşadığında yakın çevresinin sözlerini kesmemesi ve onunla dalga geçmemesi de, kekemelik nasıl düzelir soru ile doğrudan ilgilidir. Böylece çocuk kekemelik sorununu kısa süre içerisinde yenebilir.

Böbrek Yetmezliği Olan Hastalara Tavsiyeler

Böbrek yetmezliği her iki böbreğinde artık tamamen işlevini yerine getiremeyecek duruma gelmesi ile oluşan bir hastalıktır. Böbrek yetmezliğini bu kadar ciddi bir hastalık yapan böbrek yetmezliğinin oluşmasının ardından geçerli olan tek tedavi yönteminin böbrek nakli olmasıdır.

Böbrek yetmezliği belirtileri arasında en çok bilinenlerden biride vücudun su toplamaya başlaması yani ödem oluşmasıdır. Böbrek yetmezliği ödem oluşumu böbreklerin çalışmamasına bağlı olarak su dengesinin sağlanamaması ve vücudun su toplamaya başlamasıdır. Ancak ödem oluşmasının başka bir çok nedeni olabileceği unutulmamalı ve kendi kendine teşhis koyma alışkanlığı yerine mutlaka bir doktora başvurularak kesin tanı için yardım istenmelidir. İlk etapta idrar testinde çıkan veriler üzerinden değerlendirme yapılırken değerlerde sorun olması halinde ileri böbrek yetmezliği testleri uygulanır. Böbrek yetmezliği tanısı konulur ise hastalığın derecesine bağlı olarak tedavi planlanmaya başlar.

Böbrekler vücudumuzda hayati öneme sahip organlarımız arasında yer alır. Böbreklerin düzenli olarak çalışmaması halinde kan süzülmediği için sağlık açısından sakıncalı durumlar ortaya çıkar.

Ancak geliştirilen diyaliz adlı cihaz ile böbrek yetmezliği yaşayan kişilerin kanları düzenli olarak süzülmekte ve temiz kan hastalara verilerek yaşam standartları ve süreleri uzatılmaktadır. Bu nedenle zamanında tanı konulan ve diyaliz uygulanmaya başlayan hastalar çok uzun yıllar dahi diyalize girerek yaşamlarını sürdürebilmektedir. Ancak burada önemli olan konu böbrek yetmezliği hastalarının diyet listelerine ve sağlıklı yaşam kurallarına uymalarıdır. Böbrek yetmezliği tedavisi için tek yöntem hastaya böbrek nakli yapılması olup böbrek nakli olana kadar düzenli bir biçimde diyalize giren hastalar normal yaşamlarını sürdürebilmektedir. Diyaliz cihazı ile özel bir sistem geliştirilerek kirli kan vücuttan alınmakta ve süzülüp temizlendikten sonra tekrar vücuda verilmektedir. Bu cihaz yapay bir böbrek görevi üstlenerek böbrek yetmezliği hastalarının daha iyi koşullarda yaşamasını sağlamaktadır.

Böbrek yetmezliğinde beslenme çok büyük bir öneme sahiptir. Düzenli ve dengeli beslenme ile doktorunuzun vermiş olduğu diyet listesine sağdık kalarak hayat standardınızı yükseltmenin kendi elinizde olduğunu asla unutmayın.

Böbrek yetmezliği olanlar ne yemeli ve böbrek yetmezliği olanlar ne yememeli sorusu böbrek yetmezliği ile mücadele eden kişiler tarafından en çok sorulan iki sorudur. Bunun yanıtı her hasta için ayrı olarak belirlenmektedir. Bugün artık kanuni bir zorunluluk haline getirilen her diyaliz merkezinde bir diyetisyen bulunması şartı böbrek yetmezliği hastalarının hayatını kolaylaştırmak açısından çok büyük bir fayda sağlamıştır. Diyetisyeniniz her diyaliz seansı öncesi kan sonuçlarınızı değerlendirmekte ve buna göre diyet listesi hazırlamaktadır. Böylelikle böbrek yetmezliği çeken kişilerin kendi kan değerlerine göre bir sonraki diyaliz tarihine kadar olan beslenme listeleri oluşturulmakta ve hayat standartlarının yükseltilmesine çalışılmaktadır.

Dövme Sildirme Yöntemleri

Dövme sildirme yöntemleri
Tarih boyunca farklı amaçlarla uygulanan dövme, günümüzde farklı düşünceleri, çok çeşitli felsefeleri yansıtmakla birlikte estetik anlamda güzel görünümü arttırmak için de yapılmaktadır.

Deri üzerine bir takım cihazlar kullanılarak geçici ancak çoğunlukla kalıcı boya tercih edilerek cilt üzerine çizilen şekillerden meydana gelmektedir. Vücudun istenilen her bölgesine uygulanmakla birlikte binlerce şekil, motif, isim, yazı seçeneklerinden biri olabilir. Günümüzde özellikle gençler arasında çok yaygın olan dövme modasına her geçen gün yeni insanlar katılsa da bazen de geçmiş yaptırılan bir şekil veya biçimden pişman olunabiliniyor.

Örneğin, sevgililerinin ismini o an yaşanılan duygusal boyutta vücudunun herhangi bir yerine dövme olarak uygulatmış olan kişi sevgilisinden ayrılınca vücuduna yaptırdığı bu şekil, motif ya da isimden pişman olabiliyor. Ve kurtulmak istiyor. İşte bu durumda dövme sildirme işlemi devreye giriyor. Günümüzde her ne kadar lazerle dövme silme dışında güvenle başvurulacak başka bir yöntem olmadığı gibi dövme silme uygulamasında başarılı olabilen başka bir uygulama yoktur. Lazerle dövme sildirme uygulaması dışında mutlaka pek çok yöntem vardır ancak uzmanlar kesinlikle bu yöntemlere başvurulmaması gerektiği kanaatindedirler. Bunlardan bazıları ameliyatla dövme sildirme, cilt soyarak yapılan dövme silme işlemi, kimyasal maddeler aracılığı ile uygulanan dövme silme yöntemi bu tavsiye edilmeyen yöntemlerden bazılarıdır. Bu yöntemler uygulandığında vücudunuzun dövme olan bölgesinde yanıklar oluşabilir, lekelenmeler meydana gelebilir, dövmeden iz kalabilir ve eski görüntüsünden daha kötü bir görünüm kalabilir.

Böyle bir durumla karşılaşmamak için uzmanların önerileri dinlenmeli ve bu dövme silme işleminde başka yöntemler denenmemelidir. Dövme sildirme işlemi yapmak istiyorsanız mutlaka iyi araştırma yapmalı ve sağlıklı profesyonel merkezlerde bu uygulamayı yaptırmalısınız. Aksi takdirde mikrop kapma olasılığınız çok yüksektir.

Haşere İlaçlama

Dünya üzerinde yüz binlerce böcek türü bulunmaktadır. Her türü farklı özelliklere sahip olan ve yaşamsal döngü için son derece önemli olan haşereler, yaşam alanlarına girdiğinde, rahatsızlık yaratacağı gibi sağlık sorunlarına da neden olacaktır. İnsanlara doğrudan zarar veren böcek türleri olduğu gibi, yiyeceklere ortak olarak besin maddelerinin bozulmasına yol açan haşereler ile mücadele için de sıklıkla ilaçlama yapılmaktadır. Bunun yanı sıra, eşyalara zarar veren ve eşyaları kullanılmaz hale getirerek maddi hasarlara neden olan böcekler de; depo ve fabrika gibi alanlarda görülebildiği gibi, ev ve ofis gibi yaşam alanlarında da görülebilmektedir.

Böceklerden Kurtulmak

Farklı türlere sahip olan ve sağlığımıza olduğu gibi maddiyata da zarar veren böceklerden kurtulmak için en etkili yöntem haşere ilaçlama yaptırmaktır. Zararlı canlılar, basit organizmalara sahip olduğu gibi, çok hızlı üreyebildiğinden, haşereler ile bireysel olarak mücadele etmek mümkün olmamaktadır. Bu nedenle, dış mekanlarda sıklıkla görüldüğü gibi, yaşam alanlarımıza da girebilen haşerelerden kurtulmak için profesyoneller tarafından yardım almak ve ilaçlama yaptırmak gereklidir. Bakterileri de yok ederek, dezenfekte özelliği sağlayabilen böcek ilaçlaması, zararlı organizmaların tümünü yok edeceği için, düzenli olarak yapıldığında, sağlık yaşam alanları oluşturacak ve hastalıkların önüne geçecektir.

Zehirli Böcekler

Haşerelerin yol açtığı sorunlar, genellikle sağlıksal problemler ile maddi hasarlar olsa da, bazı haşere türleri, zehirlemeleri durumunda doğrudan ölüme neden olabilmektedir. Kırsal alanlarda daha sık görülen zehirli böcekler, kentsel bölgelerde ve yaşam alanlarında da sıklıkla görülebilmektedir. Çıyan, kırkayak ve yılan gibi zehirli böcekler; iç mekanlarına da sıklıkla girerek yaşamsal tehlikeye neden olabilmektedir. İyi gizlenebilme ve tehlike anında insanları sokabilme özelliği taşıyan bu canlılara karşı ilaçlama yaptırmak oldukça önemlidir. Fabrika, bahçe, iş yerleri ve ev gibi alanlarda görülebilen zehirli canlılar, sokmaları durumunda, alerjiye, felce ya da doğrudan ölüme neden olabilmektedir.

Parazitler ve Kan Emen Böcekler

Pire, kene, bit ve tahtakurusu gibi çok bilinen türlere sahip olan kan emen böcekler, hayvanlara olduğu gibi insanlara da zarar verebilmektedir. Taşıdığı virüsleri kan emmek suretiyle canlı vücuduna bulaştıran bu haşerelerden kurtulmak, sağlıksal anlamda son derece önemlidir. Hızlı yayılan ve bulaşma özelliği gösteren parazit böcekler ile mücadele için haşere ilaçlaması yaptırmak şarttır. Uyuz böceği, akar gibi türleri de olan ve deride sürekli olarak kaşıntı, kızarıklık ve alerjiye yol açan parazitler, salgın hastalıklara neden olarak ölümlere dahi yol açabildiği gibi bireysel şekilde yok edilmesi mümkün olmadığından, böcek ilaçlaması yaptırmanın şart olduğu haşerelerdir. İnsan sağlığına doğrudan zarar verebilen ve bilhassa cilt hassasiyeti ya da hastalığı olan bireylerde büyük sorunlara yol açabilen kan emen haşereler için kaliteli parazit ilacı kullanılarak uygulama yapılması gereklidir.

Uçan Böcekler ve Sinekler

Uçarak hareket eden ve birçok farklı türü bulunan bu haşereler, sıcak havalarda daha hızlı çoğaldığı gibi, besinlerin zarar görmesine neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra, uçan böcekler arasında yer alan sineklerin birçok türü, kan emerek beslendiğinden, alerji ve kaşıntıya neden olduğu gibi, bulaşıcı hastalıklara da yol açabilmektedir. Kanatlı karınca, sivrisinek, kara sinek ve tatarcık gibi türleri bulunan sinekler ile mücadele için Sağlık Bakanlığından tasdikli ilaçlar kullanan ilaçlama şirketleri tarafından hizmet alınmalıdır.

Çiğ Beslenmenin Faydaları Nelerdir?

Çiğ beslenme, ülkemizde daha yeni yeni uygulanmaya başlasa da da dünya genelinde oldukça yaygın bir durum.

Çiğ beslenmenin en büyük avantajı insanlar için adeta bir anti-kanser etkisi taşıyor olması. Çünkü meyve ve sebzeleri ne kadar çiğ ya da yarı çiğ tüketirseniz yemeklerden zevk alma, tatlarını alma durumunuz okadar artar ve besin değerlerini kaybetmeden tüketmiş olursunuz. Böylece daha çok vitamin, mineral ve protein alan vücut başta kanser olmak üzere birçok hastalığa karşı daha çok bağışıklık kazanmış olur.çiğ beslenme, çiğ beslenmenin faydalarıBu diyeti uzun süreli yapmanız alacağınız vitaminlerin değerini düşürmektedir bu yüzden en az 2 gün en fazla 1 hafta olmak üzere çeşitli periotlarda uygulayabilirsiniz. Biz sizler için ile etapta 2 günlük bir çiğ beslenme diyeti öneriyoruz. Biz uyguladık çok memnun kaldık. Uygulamak isteyenler için diyetimiz;

Sabah : 1 dilim ananas ve yarım muz ile meyve salatası. 2 yemek kaşığı yulaf ezmesi. 1 yemek kaşığı badem ya da kaju fıstığı.

Öğlen : Avokadolu salata (3-4 yaprak marul. 1 salatalık, 1 havuç, yarım kabak. 1 orta boy avokado. 1 diş sarımsak).

Salata sosu için hardal, balsamik sirke, zeytinyağı ve bal kullanabilirsiniz.

Ara öğün : Yeşil smoothie (1 salatalık, yarım yeşil elma, 2 avuç ıspanak, 1 kivi, zeytin büyüklüğünde zencefil, karalahana, limon suyu, buz ve su ekleyerek hazırlamanız önerilir).

Akşam : Filizli organik pirinç, pancar salatası (160gr 2-3 gün suda bekletilmiş organik esmer kepekli, 6-8 küçük parça pancar, 50 gr ayçiçeği çekirdeği – geceden suda bekletilmiş, 1 tutam doğranmış maydanoz/nane, 1 küçük boy doğranmış soğan.

Salata sosu için zeytinyağı, elma sirkesi, kök zencefil ve bal kullabilirsiniz.

Ara öğün : 1 salatalık, 10 adet çiğ badem.

Bu diyeti 2 gün uygulayın ve farkı kendi gözlerinizle görün.

Clash for dawn 322 Takım Zindanı

Genel olarak 322 isimli zindanlarda Elbise geliştirerek savaşma gücümüzü olumlu derecede arttırma yoluna gideriz. Ne gibi geliştirmeler diyecek olursanız ufaktan bahsetmeye başlayalım. Oyunda daha öncelerde zikretmişimdir, İtemlerimiz çeşitli seviyelerde ve bu seviyeleri renkler aracılığı ile sıralamaktayız. En üst seviyenin bir altı olan Turuncu renkli Zırha ve Silaha sahip olmak istiyorsanız 322 isimli zindanı günlük olarak tamamlayabilirsiniz. Buradan Fatih Madalyası isimli parçalardan biriktirerek oyun içerisinde, Mızrak Başı Mokri isimli npc’den Turuncu ekipman ile takas edebilirsiniz. Turuncu ekipmanlar levele göre değişmektedir. Örnek olarak 50 60 70 seviye ve üstünde turuncu ekipman elde edebilmektesiniz.clash for dawn, clash for dawn oynama, clash for dawn nasıl oynanır

Ek olarak bu turuncu renkteki kıyafetlerin diğer bir gelişim özelliğide Yetenek Taşı gömme işlemi yapılabilmesidir. Yetenek taşları‘da 322 zindanların 2’lik kısımından çıkan taşlarla elde edilebilimektedir. Yetenek taşı geliştrime için ise çantanızdan Hazırla kısımından gelişimini yapabilirsiniz. Detaylı olarak videomuzda bundan bahsetmeye çalıştık. Sayfamızın altındaki videoyu izleyerekte oyuna daha fazla hakim olabilirsiniz.

Clash For Dawn Solo Zindan Sistemi

Clash for dawn solo zindan

Burası Tek başımıza yaptığımız görevleri kapsamaktadır. 2 kısıma ayrılır. 1. kısım Normal Solo Zindan, 2. kısım ise Elit Solo Zindan olarak değişmektedir.

Normal Solo Zindan : Burada exp, para geliştirme parşomeni ve Paralı askerlerimize giyilebilir itemler kasabilmekteyiz. Buradan çıkan itemleri paralı askerlerimize giydirerek Savaşma gücü arttırılır.

Elit Solo Zindan : Burasıda yine Paralı askerler‘imiz ile bitirdiğimiz bir zindandır. Fakat normale göre daha zordur. Ayrıca buradan Mor item yapmak için gereken Yiğit Madalyası ve yanında 5. 6. ve 7. seviye zindanlarda ejderha çağırma kartları kazanılmaktadır.