Kışın Nasıl Makyaj Yapmak Gerekiyor

Kış günleri kapıda. Sıcacık battaniyenin altında salep içme konsepti içimizi ısıtırken 2016 – 2017 sonbahar kış makyaj trendlerini de takip etmeden olmaz tabi ki.kış makyajı, kış makyaj trendleri, kışın nasıl makyaj yapılmalıMakyaj Trendleri

Son yılların popüler akımlarında natürel makyaj sonbahar kış sezonunda da hakimiyetini sürdürüyor. Nude rujlar ve pastel tonlar sayesinde hem fresh hem de bakımlı bir görünüme kavuşmanız mümkün. Siz de capcanlı renklerin tutkunuysanız kış geldi diye renklerinizden vazgeçmenize hiç gerek yok. Turuncular, pembeler, morlar bu sezon far renkleri olarak çok popülerler. Türkan Şoray kirpikleri yine çok revaçta. Upuzun ve kalın kirpikler ve hülyalı bakışlar ile görenlerin kalbini titretmeniz mümkün. Tek ihtiyacınız kaliteli bir maskara. Eğer abartmaktan hoşlanıyorsanız takma kirpiklerden de yardım alabilirsiniz.  Bakır tonları bu sezon farlarda yerini alarak bakışlarımıza sıcaklık katıyor. Natürel makyaj akımının takipçilerindenseniz bu ton tam size göre. Eğer içinizde kokoş bir fıstık varsa bu kış onu ortaya çıkarmanın tam zamanı. Simli ve parlak farlar. Capcanlı pembe rujlar 2016 – 2017 makyaj trendlerinin öncülerinden. Gotik fıstıklar müjde. Bu sezon  siyah ve koyu bordo rujlar yine çok popüler. Üstelik hiç göz makyajı yapmadan sadece fondoten, hafif tonlarda bir allık ile koyu renk rujunuzu kombinleyerek çok daha trende görünmeniz mümkün.

Sağlıklı Güzellik

Kış döneminde kullanacağınız kozmetik ürünlerini seçerken renklerine ve kıvamlarına olduğu kadar cilt dostu yapılarına da dikkat etmenizde fayda var. Soğuk ve sert hava koşulları cildimizi yıpratırken besleyici ürünlerle bu etkiyi azaltmanız mümkün. Güneş koruyuculu ürünler sadece yazın değil, kışın da makyaj çantanızın neferleri arasında yerini almalı. Özellikle bu sezon makyaj trendleri arasında yer alan uzun ve kalın kirpikler için kirpik bakımınızı da asla ihmal etmemelisiniz. Kirpik bakımı için hazırlanan özel yağlardan faydalanabilirsiniz. Tabi en önemli kuralı zaten biliyorsunuz. Asla makyajınızı temizlemeden uyumayın. Özellikle kirpiklerde maskara kalıntıları güçsüzleşme  ve dökülmeye sebep olabilir. Çatlayan dudaklarınızın bir numaralı dostu nemlendirici içeren rujlar ve parlatıcılar. Ufak bir ipucu daha. Rujunuzu sürmeden önce dudaklarınıza renksiz bir nemlendirici uygulayarak hem dudağınızı besleyebilir hem de rujunuzun mükemmel görünmesini sağlayabilirsiniz.

Çocukları Okula Hazırlamak

Çocuğunuzu okula hazırlarken bazı hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Öncelikle çocuğa neden okula gittiği güzel bir dille anlatılmalıdır. Örneğin; okula giden çocuğunuza sen okulda, hayatta öğrenmen gerekenleri, saygıyı, sevgiyi, okumayı, yazmayı öğreneceksin. Arkadaşların olacak. Öğretmenin olacak ve sana ait kitapların olacak sonucunda da eğitimli bir birey olacaksın gibi cümleler kurarak onu heveslendirebilirsiniz.çocuklarda okul dönemi, çocukları okula hazırlama, çocuklarda okul döneminde dikkat edilmesi gerekenler

Çocuğunuz ilk defa okula gittiğinde, ailesinden de ilk defa ayrı kalır ve okulda her yaş grubundan kişilerle iç içe olur. Kendi yaşıtları ile ikili ilişkilerde başarılı olmaya başlar.  Çocukların okula başlaması bazı korkuları da beraberinde getirir. Sonuç itibari ile annesinden ya da babasından ilk defa ayrı kalacaktır. Okul ortamını ilk gün sevmemiş olabilir. Tanımadığı birçok kişi ile uyum içinde olması gerekirken o aklında hep annesini düşünebilir. Bu sebeple okula gitmeyi istemez. 10-15 gün kadar bu fobiye bağlı olarak gider gelir. Annelerin, okul korkusu olan çocuklar için her teneffüste yanlarında olması tavsiye edilmektedir.

İlk defa okula giden çocuklarda oluşan psikolojik etki sayesinde ağlama, zırlama, mide bulantısı, endişe, kaygı gibi belirtiler görülebilir. Bunun aşılması çocuğun okula alışmasıyla aşılabilmektedir.

Çocuğun Okul Öncesi Becerileri;

  • Çocuğunuz okula başlamadan önce aşina olması gereken bazı noktalar vardır.
  • Kalem nasıl tutulur. Kalemle boş kâğıtlara saçma sapan resimler çizebilmelidirler.
  • Okul sıralarında oturmasını iyi bilmelidir. Sırtını ve belinin ağrımaması için rahat oturuş pozisyonları öğretilmelidir.
  • Okul kıyafetlerini kendisi çıkarıp giyebilmelidirler. Özellikle beden eğitimi derslerinde eşofman giydikleri düşünülmelidir. Aynı zamanda ayakkabısının ipini kendisi bağlayabilmelidir.
  • Teneffüse çıkan bir çocuk, o kadar çok çocuğun içerisinde kendisini koruyabilmelidir. Sonuçta oradaki herkesin çocuk olduğu düşünüldüğünde neler doğabilir düşünmelisiniz.
  • Ellerini yıkamasını bilmeli, tuvalet ihtiyacını gidermesi konusunda da eğitilmelidir.
  • Annesinden ve ailesinden ayrı kalmasını mutlaka öğretmelisiniz.
  • Arkadaşlarıyla uyum içinde olması ve öğretmeninin verdiği görevleri yerine getirebilmelidir.
  • En azından rakamlarda 10’a kadar saymasını, ana renklerin hangileri olduğunu bilmelidir.
  • Kendisine yöneltilen sen kimsin gibi sorulara adını soyadını söyleyebilmelidir. Kimin çocuğusun, annenin ya da babanın ismi sorulduğunda bilmesi gerekmektedir.

Tüm bu anlattıklarımız sizlerin çocuğu için önemli bir yere sahip olup mutlaka bu konularda eğitmelisiniz. Okul öncesi anaokulu ya da kreşlere göndererek daha basit bir şekilde öğretebilirsiniz.

Gizli Şeker ve Belirtileri

Gizli şeker, gizli kelimesinden yola çıkarsak şeker hastalığının vücutta gizlenerek henüz başlaması durumudur diyebiliriz.  Tıp dilinde de Pre-diyabet yani başlangıç diyabeti olarak tanımlanmaktadır. Hastanın şekeri normal düzeylerin üstünde seyretse bile idrardan anlaşılamayacak kadar da gizlidir diyebiliriz. Gizli şekeri olan birinin gerekli önlemleri almaması şeker hastalığına emin adımlarla ilerlemesi anlamına gelmektedir.gizli şeker, gizli şeker belirtileri, gizli şeker sorunları

Gizli şekeri olan bir kişi bu durumu günlük hayatında anlamayabilir,  yine de hastalık sürekli açlık hissi, tatlı krizleri, artış gösteren su ihtiyacı, sık idrar, aile geçmişinde diyabet hastalığı, gebelikte yaşanmış şeker, aşırı kilo alımı veya aşırı kilo kaybı, halsizlik, yorgunluk, kalp çarpıntısı, uyuklama, ani şeker düşmeleri, vücut yaralarında geç iyileşme, ellerde ayaklarda oluşan uyuşmalar gibi belirtilerden bir veya birkaçını gösterebilir.  Bu belirtilerden bir veya birkaçını yaşıyorsak bir endokrin uzmanı ile iletişim halinde olmamız çok sıkıntılı bir hastalık olan diyabetten yani şekerden olabildiğince uzak durmamıza yardımcı olacaktır.

Gizli şekerin teşhisi ise ancak yapılacak testler ile mümkün olabilmektedir ki bunlar kısaca;

  • A1C1 Testi (kan şekeri ortaması ölçümü)
  • Açlık Kan Şekeri Ölçümü
  • Oral Glikoz Tolerans testi

Ayrıca bilinmelidir ki gizli şeker,  şeker hastalığının başlangıcı sayılması yanında koroner kalp rahatsızlıklarına da neden olabilir. Aynı zamanda gizli şeker hastası olan kişilerin bir bölümünde göz hasarı tespiti de yapılmaktadır.

Ciddi hastalıkların öncüsü olan ve kolaylıkla yapılan testlerden teşhis edilen bu hastalığın tedavisi ise günümüzde neredeyse her hastalıkta tavsiye edilen günlük hayat şartlarının düzeltilmesi, sağlıklı besinler ile beslenmek ki bunlar karbonhidrat ve yağlardan uzak durmak, rafine gıdaları tüketmemek, meyve sebze tüketimini arttırmak, tuzdan uzak kalmak olarak sayılabilir, vücut yapısına uygun bir spor programı belirlemek ve düzenli olarak yapmak,  düzenli uyku, vücut kitle indeksini %25 seviyelerinde tutmak, alkol alımını azaltmak, stressiz bir hayat olarak sıralanabilir. Ayrıca endokrin uzmanı tarafından yapılacak ilaç takviyesi de tedavide gerekli olabilir.   21. Yüzyılın en yaygın hastalıklarından biri olan Gizli Şekeri olarak hayatımızda yapacağımız düzenlemeler ile büyük oranda iyileştirmemiz mümkün olacaktır.

Moda hakkında merak edilenler

      Moda, çeşitli araştırmalara konu olan bir terimdir. Pek çok araştırmacı bu konularda araştırmalar yapılmıştır. Ve bu araştırmaların sonucunda uzmanlar tarafından tanımlar yapılmıştır. Bu tanımlar çerçevesinde, moda nedir, neler moda sayılır gibi sorulara cevap aranmıştır. Bu araştırmaların amacı moda kavramının sınırlarını çizmek ve önerilen farklı yöntemler üzerinde durmaktır. Araştırmalar sırasında ülkemizde konuya yönelik çalışmaların kısıtlı olduğunu kanısına varılmıştır. Bu doğrultuda, araştırmaların bu kısıtlılığı bir nebze gidereceği düşünülmektedir.moda hakkında bilgiler, modanın tarihi, moda nedir

Moda kavramı

 Latince ‘’modus’’ kelimesinde türemiş olan bu kavram sınırlandırılamayan anlamına gelmektedir. Ve moda kavramı günlük hayatta birçok alanda etkisini göstermiştir. Gündelik hayatta sıkça kullanılan bu kavramın bazı tanımları şöyledir. Sproles adındaki bir araştırmacı, moda kavramını, ‘’belirli bir durum ve zaman için tüketici tarafından uyarlanmış geçici döngüsel fenomendir’’ şeklinde tanımlamıştır. Jackson ise ‘’modern tüketim toplumlarında insanların yaşam tarzlarının çeşitli görünümlerinin sosyal statüyü ve kişinin başarısını yansıttığını’’ ifade etmektedir. Bu çerçevede moda, cep telefonları, otomobiller, saatler gibi bütün görünür olan nesneler üzerinde etkilidir. King ve Ring ise daha önce yapılan tanımları kapsayıcı bir tanım yapmışlardır. Bu tanımlar göz önüne alındığında, bir modadan bahsedilebilmesi için görünür olması gerekmektedir. Moda, topluluğun özeliğini yansıttığı gibi, bireysel kimlik hakkında da bilgi vermektedir. Bunların haricinde moda, bir zaman diliminde ortaya çıkabilir veya zamanla değişebilir. Bütün bu tanımların ve açıklamaların yanı sıra, bir giysiyi moda olarak tanımlamayan görüşler de vardır. Örnek olarak Kawamura isimle araştırmacı gösterilebilir. Kawamura’ya göre ‘’moda somut bir nesne değil, soyut bir üründür.

Modanın geçmişi

      Moda, 80li yıllarda ya da 90lı yıllarda ortaya çıkan ya da gelişen bir şey değildir. Kırım civarında yapılan kazılar sonucu elde edilen verilere göre modanın kökeni M.Ö 3. hatta 5. Yy’ a kadar dayanmaktadır. Yapılan kazılar sonucu bulunan elbiselerin, farklı renk ve desen modellerine rastlanılmıştır. Bu da demek oluyor ki o tarihlerde modadan bahsetmek mümkün. Örneğin bir başka araştırmada Asurlu insanların kabarık ve yünlü kıyafetler giydiği tespit edilmiştir. Ancak moda her geçen gün kendisini geliştirmemektedir. Zira modanın kendini tekrar ettiğinden söz etmek mümkündür. İnsanlar bugün çok severek giydiği ya da kullandığı bir şeyi, bundan belki de 30 sene sonra tekrar hayranlıkla giyebilecek ve kullanacaktır.

Kahvaltı Sonrası Açlık Hissi Neden Olur

Beslenme alışkanlıkları, hayat kalitesini doğrudan etkiler nitelikte. Zamanında ve yeteri kadar besin değerine sahip olmayan gıdalarla, sadece açlık hissini gidermek amacıyla beslenmek hem günlük yaşantınızda halsizlik ve stres gibi sorunlara, hem ileri ki dönemlerde gelişebilecek sağlık sorunlarına sebep olabilir.kahvaltı sonrası açlık hissi, kahvaltı sonrası açlık hissi sebepleri, doğru beslenmeHer öğün önemlidir ve kendi içinde farklı değerlerde ki besin öğelerini barındırması gerekir. Ancak sabah kahvaltısı içlerinde en değerli olanıdır. Maalesef ki birçok kişinin ihmal ettiği, zamandan tasarruf amacıyla ayaküstü geçiştirdiği ya da diyet uygulaması diye yetersiz kaloriden oluşan gıdaları tercih etmesi kahvaltı aslında tüm günümüzü zinde geçirmek için şart. Kalitesiz bir kahvaltı sonrasında da hemen acıkmak çok doğal.

Besin değeri olmayan bir kahvaltının akabinde oluşan açlık hissini bastırmaya yönelik tercih edilen atıştırmalıklarda ayrı bir sorun. Hemen herkesin yaşadığı bu sorunun çözümü ise çok basit. Tüm gece uyku boyunca efor sarf eden, uyandığımızda kortizol hormonu salgılayan ve sarkadiyen ritminin en yüksek seviyede olduğu vücudumuza ihtiyacı olan yaklaşık 400 kalorilik kahvaltıya vakit ayırıp özenle hazırlamak.

Diyet Prensibiniz Ne Olursa Olsun, Kahvaltıya Hak Ettiği Önemi Verin

Sabahları salgılanan kortizol hormonun etkisi ile yediklerimiz hemen karışarak insülin direncimizi etkiler. Az ve besin değeri düşük bir kahvaltı tercihi de insülin salgısının artışı ve beraberinde yaşadığımız kan şekerinde ki düşüşle yeniden yeme ihtiyacı doğar. Bu sırada tercih ettiğiniz besin sağlıksız bir atıştırmalık ise tüm öğün sistemi alt üst olur. Aynı sistem döngü dahilinde tekrarlanır ve sürekli bir şeyler yiyen ya da yeme istediği olan, gene de sağlıklı ve mutlu olamayan insanlardan olursunuz. Sabah uyandığınız da kahvaltıya ayıracağınız vakit, protein ve lif başta olmak üzere içinde karbonhidrat ve yağın bulunduğu toplamda 300-400 kalorilik bir beslenme ile tüm bu olumsuz süreçlerden kurtulursunuz.

Bu sayede ideal kahvaltıyı yapmış, vücudunuza tüm gün ihtiyaç duyacağı besin desteğini zamanında vermiş olursunuz. Kahvaltınızda asla yer vermemeniz gıdalar ise şeker içeriği yüksek gıdalar. Buğday ekmeği, peynir, yumurta ve sebzelerin eşlik ettiği tercih edilmeli. Seçeneğiniz kahvaltılık gevreklerden yana ise yoğurtla yenmeli. Şeker ihtiyacınızı karşılama seçeneklerinizin kuru meyvelerden olması yine kaliteli bir kahvaltı yapmanıza olanak verir. Ağır hamur işleri gibi size anlık tokluk verecek ama çabuk acıktıracak gıdalardan uzak durulmalı.

Sertleşmeme Sorunu ve Tedavisi

Günümüz de erkeklerin birden fazlasında yaşadığı sorunlardan birisi de sertleşme sorunudur. Bu sorun erkeğin istekli olmasına rağmen penisinin sert olmaması anın da meydana gelmektedir. Erkekler ise yaşadıkları sağlık probleminden kaynaklı psikolojik sorunlar ile karşılaşmaları mümkündür. Aynı zaman da evli olan bir erkek için bu durum oldukça kötü olup, eşler tarafından şikâyete kadar giderek boşanma ile sonuçlanabilir. Erkekler ise ilk zamanlar da yaşadığı sorunu kabul etmekte zorlanarak bir doktor tarafından yardım ya da destek almayı kabul etmezler. Fakat sertleşme sorunu hiçbir şekil de bir doktor tarafından yardım almadan geçmemektedir.sertleşmeme sorunu, sertleşmeme sorunu tedavileri, sertleşmeme sorunu nedenleriSertleşme Sorununun Nedenleri;

Bu sorunu yaşayan erkeklerin yoğunluğunun nedenleri arasın da aşırı alkol, sigara gibi kötü alışkanlıkların kullanmasından ileri gelmektedir. Diyabet, Nörolojik Sorunlar ve bazı ilaçlar da bu sorunu tetikleyebilir. Bunun tam olarak nedeninin anlaşılması için kesinlikle bir cerrah tarafından kontrol edilmesi gerekmektedir. Sertleşme sorununun neyden kaynaklandığını öğrenmek için genellikle cerrahlar cinsel hastalıklara, ameliyatlara, ilişki sıklığına ve varsa geçirmiş olduğu kazaları inceler. Daha sonra penisin damarlarına ve hissiyatına bakılır. Herhangi bir damar tıkanıklığının olup olmaması incelendikten sonra tedavisi başlar.

Sertleşme Sorununun Tedavisi;

Bu sorunun sizden uzaklaşmasını istiyor iseniz aşağıda belirttiğim maddelere dikkat etmenizi önermekteyiz.

  • Bu sorunu yaşayan bir erkek fazla alkol kullanımından kesinlikle kaçınmalıdır.
  • Uyuşturucu gibi bağımlılık yapan maddelerden mutlaka uzak durmalıdır.
  • Sigara kullanıyor ise kesinlikle bırakmalıdır.
  • Spor yaparak enerjisini arttırmalı dinç olmalıdır.
  • Düzenli bir hayat ve düzenli uykusu olmalıdır.
  • Stres yaratan her şeyden uzak durmalıdır.
  • Düzenli olarak bir cerrah tarafından tedavi edilmelidir.

Yukarıda belirtilen maddeleri uygular ve bir doktor ile sürekli kontrol altın da tedavi görürse bu sorunu ortadan kaldırıla bilinir. Fakat sertleşme sorununu yaşayan kişiler utanma, çekinme gibi sebeplerden dolayı kesinlikle doktora gitmeyi ihmal etmemelidir. Aksi takdir de cinsel hayatlarının yanı sıra bu soruna neden olan rahatsızlık ileride daha büyük sebeplere yol açabilir. Bunun için bu rahatsızlıkla mücadele etmekten kaçınmayınız. Tedavisi görülen kişiler genellikle normal hale dönerek partnerleri ile uyumlu ilişkiler yaşayabilir.