Vajinusmus Tedavisi Nasıl Yapılır?

Vajinusmus Nedir?

 Cinsel ilişki sırasında belirli sebepler doğrultusunda kadının istem dışı bir şekilde verdiği kaçınma tepkisidir. Bu tepkiye sebep olabilecek birçok etken olabilir. Bu istem dışı hareket kadının kendi iradesiyle kontrol edebileceği bir teki değildir. Bu kaçınma tepkisi sonrasında cinsel ilişki mümkün olmaz. Zamana bırakmak, kendiliğinden düzeleceğini düşünmek ya da zorlayarak denemelere devam etmek vajinismus sorununun giderek artmasına neden olabilir.vajinusmus tedavisi, vajinusmus tedavisi yapımı, vajinusmus belirtileriBu sorundan şüphelenen çiftin hiç vakit kaybetmeden bir uzmanla görüşmesi ve tedavi süreci hakkında bilgi alması gerekmektedir. Ertelemek ya da bu sorunu görmezden gelmek kadın ve erkek psikolojisi ve aynı zamanda evliliği için büyük bir sorun haline gelebilir.

Nedenleri Nelerdir?

 Vajinismus, tedavisi kısa sürede etki gösteren zihinsel bir rahatsızlıktır. Bu nedenle %90 gibi önemli bir oranda psikolojiktir ancak ’luk bir oranla da yapısal nedenlerden ötürü kaynaklanmış olabilir. Birçok psikolojik nedeni olabilir. Genellikle kadınların küçük yaşlarda yaşadığı travmalar ve unutması zor olaylar en büyük sebeplerinden biridir.

 Çocukluk çağından beri çevreden alınan cinsel içerikli mesajlar, toplum tarafından sıkça dillendirilen ilk gece öyküleri kadınların kendisini rahatsız hissetmesine neden olmakta ve bu rahatsızlık da cinsel yaşamına etki etmektedir. Kızlık zarı ve namus kavramlarının küçük yaşlardan itibaren kız çocuklarına dayatılması, bu konuda verilen sıkı ve sert mesajlar kadınların aynı şekilde korkulu rüyası haline gelmiş ve cinsel ilişki sırasında önlerine bir tabu olarak çıkmıştır.

 Tedavisi Nasıl Uygulanır?

 Tedavi süreci hastaya ve sorunlarına göre değişmekle beraber yaklaşık 3-5 seans arasında sürmektedir. Bu seanslarda öncelikle vajinismus rahatsızlığı yaşayan hastanın korku ve kaygılarını yönetebilme becerisi kazandırılır. Aynı zamanda yapılacak olan kegel, solunum, gevşeme egzersizleri sayesinde kişi kendini daha rahat ve gevşemiş hissedecektir. Tedavi planı kişiye ve kişinin kimlik özelliklerine göre düzenlenir.

 Tedavi süresinde kadının tek başına gelmemesi mutlaka eşinin de ona eşlik etmesi gerekmektedir. Bu psikolojik olarak kadını rahatlatan bir durum olacaktır. Çünkü bu sadece kadının değil, kadın ve erkeğin ortak bir problemidir. Başarı oranının %90’ın üzerinde olması, bu sorunu yaşayan kişilerin mutlaka uygun bir tedavi yöntemine başvurması gerektiğinin önemli bir kanıtıdır.

Cinsel İstek Azlığı Sebepleri Nelerdir?

Kadınlarda Cinsel İstek Azlığı Sebepleri

 Kadınlarda cinsel istek azlığı çeşitli korku ve kaygı parametrelerine dayanmaktadır. Can acısı, ağrı duyma gibi kaygı unsurları cinsel alanda yetersiz istek duymayı getirmektedir. Bunun dışında hem erkeklerde hem de kadınlarda kullanılan çeşitli ilaçlar ve zararlı maddeler de fiziksel olarak cinsel isteksizliği beraberinde getirir. Örneğin sakinleştirici ve uyku düzenleyici olarak kullanılmakta olan anti- depresanlar cinsel isteksizliği gün yüzüne çıkarmakta. Bu ilaçların prospektüsünde yan etkiler kısmında da buna dair çeşitli ikazlar yer almakta. Aynı zamanda alkol ve sigara bağımlılığı psikolojik olarak olmasa bile fiziksel olarak cinsel isteksizlik riskini meydana getirmekte.cinsel istek azlığı, cinsel istek azalması sebepleri Vücut için elzem olan B 12 vitaminin eksikliği de istek azlığını peşi sıra getirir. Çeşitli gıdaların takviye olarak alınması ile birlikte B12 dengesi sağlanan hastalarda yeniden cinselliğe ilgi ve enerji biriktiği gözler önüne serilmiştir. Herkesin bildiği üzere çeşitli kalp- damar hastalıkları ve diyabet rahatsızlığı da direkt olarak cinsel performansı ve isteksizliği beraberinde getirmektedir. Kendilerinde cinsel isteksizlik keşfeden veya sezen kişilerin profesyonel yardım almaları gerekmektedir.

 Erkeklerde Cinsel İstek Azlığı Sebepleri

 Erkeklerde cinsel istek azlığı tıpkı kadınlarda olduğu gibi çok yönlü ve dairesel sebeplere dayanmaktadır. Bunların başında stres faktörü yer almakta. Özellikle iş yerindeki tatsız durumlar ve çalışma güçlüğünün doğurduğu psikolojik zaafiyetler erkeğin cinselliğe olan sosyolojik ilgisini kaybetmesine neden olmaktadır. Aynı zamanda toplumsal kodlar erkek bireyine çok fazla derecede misyon yüklemekte; bu da erkeklerin genel psikolojik tabiatında birtakım kaygı nöbetlerine davetiye çıkarmakta. Örneğin ”başarısız olma korkusu” direkt olarak cinsel istek azlığı olarak zuhur eder. Erkekler diğer her şeyde olduğu gibi başarısız olma ihtimali olan risk faktörlerinde geri adım atar. Erken boşalma süreçlerinin tekrarlanması da cinsel isteksizlik ya da az şekilde cinsel istek duyma problemlerini otomatik olarak doğurmakta.

 Cinsel İstek Azlığı Tedavi Biçimleri

 Cinsel istek azlığının çeşitli tedavi biçimleri bulunmaktadır. Bunlardan ilkini psikolojik görüşmeler ve seanslar oluşturur. Terapistlerin soru cevap şeklinde hazırladığı görüşmeler sonunda cinsel isteksizliğin nedenleri ve kökenleri araştırılıp tahlil edilir. Kimi durumlarda ilaç tedavisi yoluna da gidilir.

Gülüş Estetiği Teknikleri

Bir Günde Gülüş Estetiği Teknikleri

Tamamen bilgisayar desteği ile yüksek teknolojinin pratik bir şekilde kullanılması sonucu yapılan bir günde gülüş estetiği içeriğinde çeşitli tekniklere ev sahipliği yapmaktadır. Belli başlı teknikler ve müdahaleler içermektedir. Bunların başında bonding adı verilen uygulama gelir. Bonding kısacası ayrık ve seyrek görünümde olan dişlerin birleştirilmesi çalışmasıdır. Bu çalışma bir günde gülüş tasarımı kapsamında ele alınır ve gerekli görüldüğü takdirde uygulama alanına sokulur. Genellikle tek seansta başlanır ve nihayete erer.gülüş estetiği, gülüş estetiği yapımı, gülüş estetiği yapım tekniği

Binlerce kişinin özellikle ön diş yüzeylerinde çeşitli ayrıklıklar meydana gelmektedir. Bunların %80i genetik geri kalan kısmı ise çevresel ve beslenme faktörlerinden dolayı böyle olmaktadır. Ancak bir günde gülüş tasarımı ekseninde yapılan bonding uygulamaları ile tek seansta ayrık dişler tekrar eski sağlıklı görünümüne kavuşturulmaktadır. Bir diğer teknik diş boyu ayarlanmasını içerir. Yine aynı şekilde bilgisayar desteği sağlanarak diş boyları arasındaki orantısızlıklar matematiksel olarak hesaplanır. Bu uygulamada hata ya da noksan payı yok denecek kadar azdır.

 Biri uzun biri kısa olan tüm dişler istenen seviyeye çekilmektedir. Diğer faaliyette olan ve her 10 hastadan 8’ine uygulanan işlem ise beyazlatma işlemidir. Hem ırsi nedenlerden dolayı hem de kahve – sigara ve çay gibi alışkanlıkların bir tesiri olarak çoğu dişlerde sararma ve leke tutma gibi faktörler ortaya çıkmaktadır. Ancak beyazlatma işlemleri de tıpkı bonding gibi tek bir seansta sonuç vererek özlenene gülüş estetiğini geri getirmektedir.

 Bir Günde Gülüş Estetiği Yaptırmanın Avantajları

 Adından da anlaşılacağı üzere bir günde gülüş estetiği en başta sunduğu zaman tasarrufu ile büyük olanak tanımaktadır. Önceleri seanslara sarkan diş tedavileri şimdi sadece 2 -3 saat içerisinde ele alınmakta ve kesin sonuç vermektedir. Aynı zamanda deneme yanılma yöntemine dayalı olarak değil tamamen teknoloji ile modern tıbbın birleşmesinden meydana gelmekte ve hata payı sıfıra yakın tutulmaktadır.

Dişleri ilgilendiren tüm şikayetlere anında cevap vermesi ile de sıklıkla tercih sebebidir. Düzeltilen dişler uzun süreli olarak ışıl ışıl ve parlak tutulmaktadır. Günümüzde birçok insan gülüş estetiği yaptırmakta ve olumlu sonuçlarını görmektedir.

Gebelikte 32. Hafta Neler Yaşanır?

Bebekler 32 haftada yaklaşık olarak 1,8 kg ağırlığındadırlar. Daha önce kırmızı olan cilt renkleri yavaş yavaş pembeleşmeye başlamıştır.  Git gide büyümekte olan bebek anne karnında bacakları bükülmüş, ayakları çapraz şekildedir. Boynu ise öne doğru eğik bir şekil almıştır. Ancak bu durum hareketlerini kısıtlamaz aksine bebeğinizin hareketleri daha da artmıştır.gebelik haftaları, gebelik durumları, gebelik sorunları

Gebelikte 32. haftada bebeğinizin tırnakları da tamamen gelişmiştir. Kas dokusu henüz tam gelişmediğinden parmakları açıktır.

Gebelikte vitamin ve minerallerin yeri oldukça önemlidir. Özellikle bebeğin iyice büyümeye başladığı bu haftalarda vitamin ve mineraller daha da önemli bir hal almaktadır. Demir vitamini sizin ve bebeğinizin sağlığı için oldukça gereklidir. Yine kalsiyum alınması da kemik sağlığı açısından önem arz etmektedir.

Gebelikte 32. haftada anne adaylarının dikkat etmeleri gereken noktalar ise şu şekilde sıralanabilir.

–         Öncelikle bu haftadan itibaren doktorunuzla daha sık görüşmelisiniz.

–         Rahiminizde şişmeler olacağından yeni problemlerle karşı karşı kalabileceğinizi bilmelisiniz.

–         Yaklaşık olarak gebelik süresince 9-12 kg arası kilo almış olmalısınız.

–         Bol sıvı almalı ve lifli yiyecekler yemeye devam etmelisiniz.

–         Dar elbise giymekten kaçınmalısınız.

–         Bu haftadan itibaren bel, bacaklar ve kasıkta ağrılar daha sık görülmeye başlanır.

–         Dinlenirken bacaklarınızı yukarıda tutmayı unutmamalısınız.

–         Otururken dik oturmaya özen göstermelisiniz.

–          Ellerde ve ayaklarda hafiften şişmeler (ödem) oluşmaya başlamış olabilir. Bu durum ilerleyen haftalarda daha belirginleşecektir.

–         Ellerde uyuşmalar görülmeye başlanabilir.

Hamilelik sürecinin kişiden kişiye farklılıklar gösterdiğini unutmamalısınız. Yukarıda belirtilen hususlar genelleme yapılarak verilmiştir. Daha önceki haftalarda veya daha sonraki haftalarda karşılaşabilirsiniz.

Yüzde Egzama Oluşması Nedenleri?

Egzama hastalığı birçok farklı nedenden ötürü oluşabilen, herhangi bir mikrop sebebiyle meydana gelmeyen bir hastalıktır. Temas edilen maddeler, genetik faktörler ya da psikolojik etkenler gibi oldukça farklı nedenlerden gelişebilen egzama, özellikle yüzde çıkan egzama hastalığı insanların büyük sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Dış görünüşün temel belirleyici olan yüzde egzama görülmesi, en başta kişinin sosyokültürel yaşamının muazzam derecede etkilenmesine neden olmaktadır. Bu durum da yüzde egzama tedavisi için en gerekli şeylerden biri olan psikolojik durumu, son derece olumsuz yönde etkilemektedir.yüzde egzama oluşması, egzama nasıl oluşur, yüzdeki egzama tedavisi

Yüzde egzama tedavisi sürecinde kişinin stresten uzak durmaya çalışması çok kritiktir. Stresin yüzde çıkan egzama oluşumlarını olumsuz yönde etkilediği bilinen bir gerçektir. Ayrıca kişinin sıkıntılı ruh hali yüzünü daha çok kaşıma neden olarak, yüzde egzama tedavisi sürecini bir kısır döngüye dönüştürecektir. Yüzde çıkan egzama uygulanan ilaçlar ve kremler ile tedavi edilmeye çalışılırken, hastanın sürekli yüzünü kaşıyarak cildine zarar vermesi kuşkusuz oldukça olumsuz bir durum oluşturmaktadır. Bu nedenle yüzde çıkan egzama ile ilgili sorun yaşayan kişilere, öncelikle bu duruma sebep olarak durumlarını daha da kötüleştireceklerinin izah edilmesi gerekir. Yüzde egzama tedavisi gören kişilerin psikolojileri ne kadar az etkilenirse, o kadar az stres içerisinde gireceklerdir. Böylece yüzde egzama oluşumları da azalacaktır.

Yüzde egzama tedavisi hekimin verdiği ilaç ve kremler kullanılarak, birkaç hafta içerisinde olumlu sonuçlar alınması ile gerçekleştirilir. Şayet çıkan egzama alerjik kaynaklıysa, hekimin verdiği beslenme listesine de uyulması gerekebilir. Yüzde egzama tedavisi süreci boyunca hastanın stres gibi kaşıntıyı tetikleyen etkenlerden kaçınması da oldukça mühimdir. Ayrıca çoğu insanın yüzde egzama tedavisi konusunda şikâyet ettiği eldeki yüzük yüzde egzama yapıyor şeklindeki bilgide son derece yanlıştır. Yüzük altında kalan sabun gibi kimyasal maddeler ellerinizde egzama oluşmasını tetikler. Bir insan ortalama olarak günde 1000-2000 defa yüzüne dokunduğundan elindeki egzamanın yüzüne bulaşmasına neden olur. Bir başka değişle eldeki yüzük yüzde egzama yapıyor değil, aslında eldeki egzama yüze bulaşıyor. Bu nedenle eller yıkanmadan önce yüzüğün çıkartılarak, elin tamamının temizlenmesi gerekmektedir.

Lazerle Hemoroid Tedavisi Yapan Hastaneler

Lazerle basur ameliyatı tedavisinde hastanın basur memelerine odaklanan lazer ışınları sinirlerin olmadığı bir bölgeye uygulandığından, hastanın lazerle basur ameliyatı esnasında herhangi bir acı hissetmesi söz konusu değildir. Bu nedenle hastalara narkoz verilmesine gerek olmayan lazerle basur tedavisi ameliyatı, kuşkusuz hastalara çok büyük bir imkân sağlamaktadır.lazerle hemoroid tedavisi, hemoroid nasıl tedavi edilir, hemoroid tedavi yöntemleriHemoroid hastalığı insanların günlük yaşamını bir çile haline dönüştüren, kişinin yaşadığı kanama sorununa ilave olarak bir de şiddetli basur ağrıları yaşamasına neden olan son derece ciddi bir rahatsızlıktır. Tuvalet yapmayı adeta bir çileye dönüştüren hemoroid yani basur hastalığı, acil bir şekilde tedavi edilmesi gereken bir sorundur. Basur hastalığı kalın bağırsak dokularının zarar görmesi ile başlar ve damarların gördüğü hasar arttıkça şişerek genişlemesine neden olur. Tuvaleti yapmak için kendini sıkan insanların bu etkiyi arttırdığını saptayan uzmanlar, kabızlık şikâyetlerinin büyük ölçüde basur hastalığının habercisi olduğunun belirtmektedir.

Kişinin tuvaletini yapma esnasında kendini zorlayarak anüs kaslarının kasılmasını sağlaması, kalın bağırsağın Rektum olarak adlandırılan son bölümündeki damar tabakasının zedelenmesine neden olmaktadır. Bu sorun ilerleyen evrelerde görülen hasara bağlı olarak artmakta ve halk arasında basur memesi olarak bilinen doku formlarının oluşmasını sağlamaktadır. İlerleyen evrelerdeki basur hastalığının tedavisi için yakın geleceğe kadar tek uygulama cerrahi müdahale iken, günümüzde gelişen teknoloji sayesinde bu ameliyat lazer ışınları ile yapılabilmektedir. Hastanın basur memeleri üzerine odaklanan lazer ışınları, bu bölgede yüksek bir ısı oluşmasına neden olur. Oluşan yüksek ısı neticesinde kuruyarak büzülen damarlar, basur memesinin küçülmesine neden olmaktadır. Bir nevi basur memelerini yakma işlemi olan lazerle basur ameliyatı, yanan dokunun vücutla kan bağının kesilmesi nedeni ile kurumasını ve kalın bağırsak yüzeyinden ayrılmasını sağlamaktadır.

Ayrıca lazerle basur ameliyatı ardından hastaların dinlenmek için günlerce yatmasını da gerek yoktur. Lazerle basur tedavisi uygulanan hastaların oldukça büyük bir oranı, lazer uygulamasının ardından ayağa kalkarak günlük yaşantısına geri dönebilmektedir. Ancak bu kadar pratik ve hızlı bir uygulama olmasına rağmen hekimler genellikle 1 günlük bir dinlenme süresini tavsiye etmektedir. Bu 1 günlük dinlenmenin nedeni de hastanın ameliyata bağlı olarak duyabileceği ağrılardır.

Her Varikosel Tedavi Edilmeli Mi?

Varikosel hastalığı ile günlük üroloji pratiğinde oldukça sık karşılaşmaktayız. Varikosel gerek testislerin etrafındaki ısıyı artırarak gerekse de tam olarak drene olmayan kirli kandaki toksinlerden dolayı sperm sayısını, hareketlerinivarikosel tedavisi, varikosel belirtileri, varikosel tedavi edilmeli mi ve morfololojisini etkileyebilmektedir. Peki her varikosel tedavi edilmeli midir? Elbette hayır. Genel olarak varikosel varlığında spermiyogram değerlerinde bozulma varsa ve çocuk sahibi olmayı düşünüyorsa hasta, bu durumda operasyon yani varikoselektomi yapmak gereklidir. Varikoseli bulunan hastada sperm değerleri normal bulunuyorsa varikosel ameliyatı gereksizdir. Ayrıca, sadece kasık ağrısı nedeni ile başvuran erkeklerde ağrının kaynağı dikkatli bir şekilde araştırılır ve ameliyattan uzak durulur. Spermiyogram için tavsiyemiz ise güvenilir bir merkezde iki farklı zamanda yapılan sperm testidir. En sık karşılaştığımız sorun ise spermiyogramın güvenilir olmayan bir merkezde yada laboratuarda yapılmasıdır. Unutulmamalıdır ki, spermiyogram testi yapmak idrar analizi yapmak gibi değildir. Varikosel ameliyatının oldukça dikkatli bir biçimde ve optik loop büyüteç veya mikroskopik yöntem ile yapılması gereklidir

Yeme Bozuklukları ve Tedavi Yöntemleri

Anoreksiya nervoza, bulimia ve aşırı yeme arzusu en çok gelişme çağındaki genç kızlarda ve duygusal sorunları olan genç kadınlarda görülür. Sorunun üstesinden gelinebilmesi için profesyonel yardım almak şart olabilir. Ancak, yeme bozukluklarının nedenini anlamak ve aşağıda verilen ipuçlarını takip etmek hastalığın ilerlemesini engelleyebilir ve tıbbi tedaviye destek sağlayabilir.yeme bozukluğu, yeme bozukluğu tedavisi, yeme bozukluğu nasıl tedavi edilir

Yeme bozukluğunun çeşitli türleri vardır; ancak hepsinde yiyeceklerle kişi arasında anormal bir ilişki göze çarpar. Çoğu kez gelişme çağında başlayan anoreksiya nevrozada kişi -genellikle kadın- kendisini genellikle yanlış bir kanıya kapılarak fazla kilolu bulduğu için yemek yemeyi reddeder. Daha çok 15 ve 30 yaşlan arasında görülen bulimiada kişi bazen yemek yedikten sonra kendini kusturur. Aşırı yeme arzusu ise her yaşta görülebilir.

Yeme bozukluğu kişinin kendisi ve aile fertleri için çoğu zaman büyük bir stres yaratır. Yemek, açlığın yanı sıra, bilinçaltındaki duygusal ihtiyaç ve arzuları da tatmin ettiğinden, yeme bozukluğu stres, anksiyete veya depresyona neden olan karşılanmamış ihtiyaçlarla başa çıkma çabasını temsil eder. Yeme bozukluğu bulunan kişiler genellikle ya gergin kişilerdir, kendilerine güvenleri yoktur ve dış dünyayla ilişkileri zayıftır.

Anoreksiya ve bulimia hastalarının bazılarında duygusal sorunların tetiklediği aşın bir kilo alma korkusu bulunur. Yeme bozukluğu olan biri ya çok az yer ve kendini kusturur ya da acı veren duygulardan uzaklaşmak, ona korkunç, karmakarışık veya tehlikeli gözüken yaşamdan kaçmak veya belki de kötü düşünceleri aklından silmek için aşın yer. Anoreksiya hastalarının bazılarında besin eksikliği görülür ve bu onların iştahını daha da azaltır.

Bunu biliyor muydunuz?

Obez olan bir kişide yeme bozukluğu bulunması şart değildir, fakat giderek artan obezite veya kaybedilen kiloları geri alma eğilimi yeme düşkünlüğüne ya da diğer aşırı yeme bozukluklarına delalettir.

Belirtiler

Anoreksiya nervoza: Bu hastalığın belirtileri yeterince yemek yememek, yiyecek çeşitliliğini sınırlamak, ciddi ve hatta yaşamı tehdit eden derecede kilo kaybetmek, huzursuzluk, yorgunluk, güçsüzlük ve saç dökülmesidir. Anoreksiya hasta-lanndan bazılan aşın derecede ve takıntı halinde egzersiz yaparak kilo kaybını daha da artınr.

Bulimia: Bulimianın temel belirtisi aşın yemek yedikten sonra kendini kustumıak veya nıüshil kullanarak yenilenlerin sindirimini ve emilmesini önlemektir. Bu hastalann kilosu normal olabilir.

Devamlı kusma olayı yorgunluğa, dişlerin çürümesine, devamlı bir boğaz ve karın ağrısına, şişkinliğe, sindirim rahatsızlıklarına ve çeşitli metabolizma bozukluklarına neden olur. Aşın müshil almak ise bağırsak kaslarının işlevini bozar ve kronik kabızlık yapar. Ayrıca, sıvı, elektrolit ve besin eksikliğine de yol açabilir.

Aşırı yeme arzusu: Bu hastalığa sahip kişiler genellikle şişman olur ve aç olmadıkları zaman bile bir şeyler yeme arzusu hissederler. Yeme düşkünlüğü, tek bir oturuşta ve genellikle çok kısa bir süre içerisinde muazzam miktarda yemek yemeyi içermektedir. Hasta, yemek yerken kontrolü tamamen kaybeder, hızla yer ancak doyduğunu hissetmez. Yeme düşkünlüğü bulunan bazı kişiler ne yiyeceğini ve neler satın alması gerektiğini planlama işine saatlerini verirler. Ancak, aynı zamanda bu düşkünlüklerinden utanır ve çoğu zaman gizli gizli yerler.

Tedavi

Stres yönetimi: Birçok yeme bozukluğunda stres ve anksiyete büyük bir rol oynadığından, bunlarla başa çıkmanın yollannı bulmak son derece fayda sağlayacaktır. Dummunuzu açıkça anlatabileceğiniz birinden duygusal destek almaya ihtiyacınız vardır. Bazı hastalar günlük tutmak, resim veya heykel yapmak gibi yaratıcı fâaliyetlerin söze döke-medikleri duygulan açığa vurmaya yardımcı olduğunu düşünürler. Aşın yemek yiyorsanız, yeme arzusu bastırdığında, yapabileceğiniz ilginç ve eğlenceli şeylerin bir listesini hazırlayın. Örneğin, ferahlaticı, hoş kokulu bir banyo yapmak, yürüyüşe çıkmak veya bir arkadaşınıza ziyarete gitmek iyi gelebilir.

Çiçek özleri: Kendinize ve bedeninize dair hissettiğiniz olumsuz duygulardan kurtulmak için duygulannızla en çok örtüşen bir veya birden çok bitki özü seçin. Bunlardan içme suyunuza dörder damla damlaün ve günde dört kere, aç karnına için. Aşağıdaki çiçek özleri bilhassa uygun olabilir:

  • Yaban Elması:fiziksel görünümünüzü beğenmiyorsanız.
  • Kaya Suyu:kendinizi çok zorluyorsanız; örneğin, yemek yemeyi reddediyorsanız.

Beslenme: Aşın yeme arzusu duyan kişiler genellikle bol şekerli ve nişastalı yiyecekleri tercih ettiklerinden kan şekeri seviyeleri çok çabuk yükselir. Pankreas buna fazla insülin salgılayarak karşılık verince kan şekeri çok düşer ve daha fazla şekerli veya rafine karbonhidratlı yiyeceklere karşı aşın bir istek oluşur. Bu tür yiyecek tüketiminizi kısıtlamaya çalışın ve aşağıdaki tavsiyeleri uygulayın:

  • Daha fazla lifli besinler tüketin.
  • Günde iki veya üç öğün bol yemek yerine sık aralıklarla az yiyerek kan şekerinizi belirli bir seviyede tutmaya çalışın.
  • Krom bakımından zengin yiyecekler yiyin. Krom kan şekeri seviyesini düzenler.
  • Alkol ve kafeinli içecekler enerjinizi azaltır ve daha fazla yemek yeme isteği uyandırır. Bunları azaltın.
  • Aşırı yeme arzusu uyandıran ve kilonuzdaki değişikliklere neden olan bir besin hassasiyetiniz varsa bunu bulmaya çalışın. Suçlu besini bulmak için yiyecekleri teker teker beslenmenizden çıkararak deneme yapabilirsiniz. Ancak, özellikle çok zayıf olmanız halinde bunu profesyonel birinin yardımıyla yapın.

Vitamin ve mineraller: İştah, hipotalamusda bulunan nörotransmiterler tarafından denetlenir. Bu doğal maddelerin etkinliği ise anksiyete, depresyon ve B vitamini ile çinko eksikliklerinden etkilenen kandaki şeker, yağ asideri ve hormon seviyelerinin etkisi altındadır. Nörotransmiterlerinizin dengesini korumak için aşağıda sayılan besinler bakımından zengin olan yiyecekleri tercih edin (veya bunlan vitamin ve mineral takviyesi alarak sağlayın):

  • B vitamini kompleksi (yağsız et, süt, tam tahıllar, taze sebzeler)
  • Çinko (yağsız et, kümes hayvanlan, kabuklu deniz ürünleri, yumurta sansı, sert kabuklu yemişler, çekirdekler, tam tahıllar, sert peynirler, kök sebzeler)
  • Kalsiyum (süt, peynir, sert kabuklu yemişler, çekirdekler, yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller)
  • Magnezyum (kabuklu deniz ürünleri, sert kabuklu yemişler, tam tahıllar, çekirdekler, yeşil yapraklı sebzeler)
  • Manganez (çay, sert kabuklu yemişler, çekirdekler, tam tahıllar, yeşil yapraklı organik sebzeler, ananas, kuru üzüm, yaban mersini)
  • Potasyum (meyve ve sebzeler)
  • Selenyum (balık, tam tahıllar, organik meyve ve sebzeler)

Yoga: Düzenli olarak yoga yapmak gerginliği ve depresyonu azaltır ve duygusal ihtiyaçlarınızı yemek yeme dışında başka bir uğraşla karşılamanızda size yardımcı olur. Yoga şu şekilde fayda sağlar:

  • Kendinizi kontrol etmenizi sağlayarak arzularınızı anında veya sağlıksız bir şekilde tatmin etme isteğinize hâkim olmanızı sağlar.
  • Gevşemenize yardımcı olur.
  • Yaşamınıza hâkim olduğunuz hissi uyandırarak anormal yemek yeme ihtiyacına alternatif oluşturur.

Duygu eğitimi: Bu teknik, olumlu düşünmeyi ve etrafinızda yiyecekler olduğunda derhal yemeğe başlama arzusunu kontrol etmeyi öğretir ve böylece kendinizi suçlu hissetmemenizi sağlar. Bir yiyeceğe karşı aşın arzu duyduğunuzda kendi kendinize şöyle deyin: “Yiyeceğim, ama niye acele edeyim? Yavaşla, rahatla; bu yiyecekten keyif al.” Sonra beş kez derin nefes alın ve yavaş yavaş, her lokmanın tadını çıkararak yemeye başlayın.

Diğer tedavi yöntemleri: Doktorunuzdan sizi, yeme bozuklukları konusunda uzman olan bir psikiyatr veya psikoterapiste yönlendirmesini isteyin. Bir diyetisyen bu sorunla mücadele etmek için nasıl yemeniz gerektiğini ve dengeli bir beslenmenin yollarını öğretir.

Ne Zaman Tıbbi Yardım Gerekir?

  • Dört haftadan uzun bir süredir yeme düzeniniz olağanın dışında seyrediyorsa.
  • Olağanüstü derecede şişmanlıyor veya zayıflıyorsanız.
  • Gereksiz yere müshil, idrar söktürücü veya kusturucu ilaçlar kullanıyorsanız.

Acil Durum

  • Bulimia olur veya hiç yemek yememeye başlarsanız.

Miyom Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

Miyon iyi huylu davranan bir rahim tümörüdür. Kas ve lif dokularının anormal bir şekilde bir araya toplanıp rahim duvarında yavaş yavaş büyümesiyle oluşur. Rahimde tek bir veya birkaç miyom bulunabilir. Büyükçe olmayan miyomlar genellikle herhangi bir belirti göstermez ve sağlık açısından fazla ciddi bir risk oluşturmaz.miyom nedir, miyom belirtileri, miyom tedavisi nasıl yapılır

Batı ülkelerinde dört kadından birinde miyom bulunur. Miyomlara en çok 35 yaşın üstünde olan çocuksuz kadınlarda ve menopoz öncesi rastlanır. Miyomun nedenleri bilinmemektedir: ancak östrojen hormonuna karşı vücudun gösterdiği olağandışı tepkiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Östrojen hormonu miyomlann büyümesini teşvik ettiği için, östrojen seviyelerinin yükseldiği hamilelik sürecinde miyomlar daha büyük bir sorun yaratabilir. Ostrojeni yağ hücreleri üretir ve muhtemelen bu nedenle aşırı kilolu kadınlarda miyom daha çok görülür. Östrojen ile miyom arasındaki ilişkinin diğer bir işareti de, menopoz döneminde hormon tedavisi (HT) uygulanmayan kadınlarda östrojenin azalmasıyla birlikte miyomlann küçülüp yok olmasıdır. Miyomlann ameliyada alınması, ancak ciddi semptomlar karşısında ve diğer tedavi yöntemlerinin işe yaramaması halinde gerekli olur.

Korunma

Kilonuzu tavsiye edilen sınırlar içinde tutun. Doymuş yağlar ve hayvansal amino asitler içeren yiyeceklerden daha az tüketin. Bunların yerine, bitkisel protein ve lif içeren yiyecekleri tercih edin. Böyle bir beslenme biçimi östrojen seviyesini düşürerek miyom oluşumunu zorlaştırabilir.

Miyomunuz var mı?

Miyomlar ancak fiziksel muayene ile anlaşılır ve bir sorun yaratmadığı sürece herhangi bir tedavi gerektirmez.

Miyom büyürse rahmin duvarını aşındırır ve âdet döneminin uzamasına, aşırı kan kaybına ya da ara kanamalara neden olur. Aylar boyunca aşırı kan kaybetmek kansızlığa neden olur ve bu da kendinizi yorgun hissetmenize ve nefes darlığına yol açar.

Miyomun diğer belirtileri arasında şunlar sayılabilir

Şiddetli karın ağrısı, âdet döneminde belde ve kasıklarda sızlama ya da rahatsızlık veren bir basınç.

Kabızlık ya da normalden daha sık idrara çıkmak (miyom bağırsaklar ya da idrar torbası üzerine basınç yapabilir).

Âdet kanamasının çok az olması (rahim çıkışındaki büyük bir miyom kanın akışını engelleyebilir)

Cinsel ilişki sırasında ağrı.

Tedavi (Doğal Yöntemler & Bitkisel Çözümler)

Aromaterapi

Karın bölgesine uygulanacak yumuşak bir masaj ağrı ve gerginliği dindirebilir. Masaj için kullanacağınız yağ karışımını, bir çorba kaşığı tadı badem yağı veya soğuk baskı bir bitkisel yağın içine dörder damla adaçayı ve lavanta yağı ile iki damla gerçek melisa ya da İsparta gülü yağı ekleyerek hazırlayın.

Karın veya bel ağnsmı gidermek için, bir tas sıcak suya dörder damla adaçayı ve mercanköşk yağı ile üç damla rumi papatya yağı katın. Bununla ağnlı bölgeye ılık kompres yapın. Hamileliğin ilk 20 haftasında adaçayı kullanmayın.

Egzersiz: Miyom âdet sırasında sancı veya çok kanamaya neden olursa fâzla hareket etmek istemeyebilirsiniz. Ancak, ayın diğer günlerinde yapacağınız egzersiz rahimde dolaşımı hareketlendireceğinden miyomun ağrı yapmasını önleyebilir.

Bitkisel ilaçlar:

Miyomunuz âdet döneminde çok kan kaybına neden olursa, kasık otu, beth root (Trillium erectum), hayıt meyvesi ve ahududu yapraklarından hazırlayacağınız çaydan veya bu karışımın tentüründen 15 damla damlattığınız sudan günde iki kez için. Bunun yanı sıra, çorba, güveç ve salatalara bol C vitamini ve demir içeren ısırgan otu katabilir ya da günde iki bardak ısırgan çayı içebilirsiniz.

Ağrılı ve pıhtı halinde kan gelen ağır âdet kanamaları olursa, yanda resmini gördüğünüz bitkilerle hazırlayacağınız çaydan veya bu karışımın tentüründen 15 damla damlattığınız sudan günde iki kez için.

Ne Zaman Tıbbi Yardım Gerekir?

Aşırı derecede yorgunluk veya halsizlik hissederseniz.

Âdetleriniz düzensiz ya da sorunlu ise.

Jinekolojik muayeneden geçme zamanınız gelmişse miyomun habis olmadığından emin olmak için.

Acil Durum

Daha önce yaşamadığınız şiddette bir ağrı olursa.

ÇOK EŞLİLİĞİN GETİRDĞİ SAĞLIK SORUNLARI

BEL SOĞUKLUĞU : Sık sık idrara çıkma, idrar yaparken ağrı, akıntı gibi belirtileri vardır. Bakteri kaynaklı, cinsel yolla ,kolay bulaşabilen bir hastalıktır. Kadınlar, daha çok, taşıyıcı konumundadır. Erkekte, klinik belirtiler daha şiddetlidir. Sadece oral ilişki ve anal ilişki etkinliği olan kişilerde hastalığın hiçbir klinik belirtisi olamayabilir. Bu kişilerde anal bölgede büyük tuvalet sırasında, ağrı, yanma şikayetleri olur. Hastalığın gözlerde yayılması ile gözde hafif iltihabi durum oluşur. Hastalık cinsel eşlerin muayenesi ve her ikisine de tedavi verilmesi ile iyileşir. Hastalık tamamen iyileşmeden partnerlerin ilişkide bulunmaması şarttır. ( Bkz. Cilt hastalıkları linki- Cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusu )

FRENGİ : Bakteri kaynaklı bir hastalıktır. Frengi,16.yy.’ın başlangıcında Avrupa’da yapmış olduğu salgın nedeni ile tanınmıştır. Daha çok hastalığın Amerika’dan Avrupa’ya, Christophe Colombe’un gemisinin İspanya’ya dönüşü sonrasında yayıldığı kanısı vardır. İspanya’ya dönen gemiciler hastalığın İspanyol kadınlarına, sonra da askerlere geçmesine neden olmuşlardır. Hastalık daha sonra İsviçre,Almanya gibi diğer Avrupa ülkelerine yayılmıştır. Ayrıca Portekiz gemicileri hastalığı başka ülkelere yaymışlardır ( Çin, Hindistan, Japonya ). Türkiye’de frenginin, hangi tarihte ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemektedir.Türkiye’de frenginin yaygın olarak yayılmaya başlaması Kırım savaşından sonradır.

Hastalık genital bölgede, anüs dil ve dudaklarda ağrısız yaralarla başlar. Kasıkta lenf bezlerinde büyüme olur. Sonraki safhalarda; vücutta (ayak tabanı,el ayası ) döküntüler, ateş, baş ağrısı, kemik, eklem ağrısı ortaya çıkar. Mikrop vücuda daha çok cinsel ilişki yoluyla ciltteki sıyrık ve çatlaklardan girer. Ayrıca hamile kadından bebeğe ve kandan da bulaşır. Frenginin belirti vermediği bir ara dönemi vardır. Bu klinik belirti vermediği dönemde,teşhis kan testiyle olur.

Frengi tedavisi iyi yapılmamışsa yeniden ortaya çıkar. Tedavi olmamış hastalarda hastalık vücudu sarar.Kemikler, kalp, beyin gibi iç organlar etkilenir. Hastalık erken teşhis edilirse bütünüyle iyileşir. Ancak tedavi edilemez ise yıllarla ölüme varan sonu vardır. Hamile anneden bebeğe geçtiğinde, sakat doğumlar yada ölümler olur. İlk ve ikinci safhada hastalık, tedavi edilir ve kan testleri ile hastalığın evreleri kontrol edilirse bile hastaların bu dönemlerde, cinsel ilişkiye girmeleri bulaştırıcılık yönünden tavsiye edilmez. Kan testleri 1 yıl boyunca aralıklarla tekrar edilmelidir. ( Bkz.Cilt hastalıkları linki-Cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusu )

VİRÜTİK SİĞİLLER : Zührevi siğiller cinsel yolla,virüs yoluyla bulaşır. Hamile ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilere bulaşma riski daha yüksektir. Kadınlarda sıklıkla ; genital dudaklarda, rahim ağzında, anüs civarında, erkeklerde sıklıkla ; penis,skrotum ve anüs civarında görülür. Zührevi siğillerden acısız ve en modern şekilde arınma tekniği Kryotherapie’dir ( Bkz. Dermatolojik müdahaleler linki-Kryoterapi konusu ). Ard arda yapılan seanslar ile hasta siğillerden kurtulabilmektedir. Tedavide dikkat edilecek husus çiftlerin her ikisine de Kryotherapie uygulanmasında yatmaktadır.

Siğillerin deriden bu tedavi ile uzaklaşmasına rağmen, kadın hastalar için rahim ağzı kanseri yönünde her altı ay yada yılda bir kere Pap-smear testi şart koşulmalıdır ( Bkz. Ana sayfa-Rahim ağzı kanseri aşısı konusu ).

GENİTAL UÇUK : Virüs kaynaklı bulaşır. Erkeklerde ilk belirtiler ; peniste skrotumda, anüste, bacaklarda acı ve kaşıntı ile başlar. Su toplamış görüntüde yaralar, sonradan açık yaralar haline dönüşür. Kadınlarda ilk belirtiler ; genital üçgen bölge, genital iç dış dudaklar, rahim ağzı girişinde su toplayan, ağrılı yaralarla ortaya çıkar. Kasıklarda lenf bezlerinde şişmeler olabilir.Tedavide kullanılan ilaçlara rağmen çoğu zaman nüksler olur ( Bkz.Cilt hastalıkları linki-Uçuk konusu ).

AIDS : Bağışıklık sistemimizi altüst eden cinsel yol, kan, kan ürünleri, hamile anneden bebeğe geçebilen hastalıkta, ilk belirtiler ; lenf bezlerinin şişmesi, hafif seyreden ateş, yorgunluk, kilo kaybı, terleme, ağız içinde ve ciltte çıkan farklı yaralardır. AIDS hastaları, HIV virüsünün vücuda girmesinden, 8-10 yıl kadar sonrasında, sağlıklı bir yaşam sürdürebilirler. Kan testleri ile teşhis konur. Tedavisi hala kesin olmayan bu hastalıkta, hastanın yaşam kalitesini arttırıcı ve bağışıklık sisteminin düşmesi nedeniyle ortaya çıkan, fırsatçı enfeksiyonları sınırlayıcı yönde tedbirler alınmaktadır.